Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetZinakarın Tevbesinin Kabulü

Zinakarın Tevbesinin Kabulü

Zinakarın Tevbesinin Kabulü

İslam, kapılarını günahkar erkek ve kadınların yüzülerine kapatmıyor, eğer böyleleri arınmış ve tevbekar olmuş olarak geri dönmek isterse bunları toplumdan kovmuyor. Tersine önlerindeki yolu açıyor ve kendilerini bu yolda yürümeye teşvik ediyor. Bu teşviki, bu özendirmeyi o kadar ileri boyutlara vardırıyor ki yüce Allah, bu günahkarların tevbesini,samimi olması şartı ile kabul edeceğine güvence veriyor; bunu kendi yüce sözü ile sağlama bağlıyor. Bunun ötesinde bir lütuf hiç düşünülebilir mi?
إِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوَءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُوْلَئِكَ يَتُوبُ اللّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللّهُ عَلِيماً حَكِيما ♦ وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ حَتَّى إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ إِنِّي تُبْتُ الآنَ وَلاَ الَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ أُوْلَئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
‘Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.’ (Nisa/17-18)
Bu cüzün daha önceki sayfalarında Al-i İmran Suresi’nde geçen: ‘Onlar ki bir kötülük işlediklerinde ya da nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayarak O’ndan günahlarının affedilmesini dilerler..’ ayetini açıklarken tevbe konusuna değinmiştik. Orada söylediğimiz sözler tümü ile buraya aktarılabilir. (Al-i İmran/ 135) Fakat yukarıdaki ayetler başka bir amaç taşıyor, tevbenin mahiyetinin ve özünün açıklanmasını gündeme getirmek istiyor.
Yüce Allah’ın kabul edeceği, hatta lutfederek kabul edeceğine ilişkin güvence verdiği tevbe, yürekten yapılan tevbedir. Böyle bir tevbe, pişmanlık duygusu ile derinden sarsılmış, şiddetli bir ürpertiye tutlmuş, bunun sonucunda, toparlanarak dönüş yapmış, bu dönüşü iyimser arzuların kucağında ömrünün rahat yıllarını yaşarken yapan, içinde gerek bir arınma arzusu duyan ve sahiden yeni bir yola gitmeye niyetli olan insan nefsi için bir tür “yeniden doğuş” anlamına gelir. Okuyalım:
“Allah,kötülüğü bilmeyerek işleyip de fazla geç kalmadan tevbe edenlerin tevbelerini kabul edeceğini va’detmiştir. Hiç şüphesiz Allah her şeyi bilir ve hikmet sahibidir.”
“Bilmeyerek kötülük işleyenler”den maksat günah işleyenler,suçlulardır. Yalnız burada sözü edilen “bilmezliğin(cehaletin)” uzun ya da kısa süreli; fakat canın boğaza dayanacağı ana kadar uzanmış olan bir sapıtma, doğru yolu şaşırma anlamına geldiğine ilişkin alimler arasında hemen hemen görüş birliği vardır. “Fazla geç kalmadan tevbe edenler”den maksat ise ölecekleri belli olmadan, henüz komaya girmeden, ölümün eşiğine geldiklerini hissetmeden önce Allah’a dönenlerdir. Böyle bir tevbe pişmanlık duygusundan,günahtan sıyrılmak, iyi amel işleyerek geçmiş kötülükleri telafi etme niyetinden kaynaklanmış kabul edilir. İşte o zaman tevbe insan nefsi için bir yeniden doğuş, insan vicdanı için bir uyanış olur. İşte:
“Allah böylelerinin tevbelerini kabul edeceğini va’detmiştir. Hiç şüphesiz Allah her şeyi bilir ve hikmet sahibidir.”
Yani O’nun bütün tasarrufları bilgiye ve hikmete dayanır. O, zayıf iradeli kullarına yeniden temiz kullarının saflarına katılma fırsatı tanır. Kendilerini güvenli sığınağın ve esirgeyici himayenin kucağına atma arzusu gösteren kullarını asla bu sığınağın surları dışında bırakmaz.
Yüce Allah, rahmetine yönelen, yaptıklarına pişman olup kendisine sığınmak isteyen kullarını geri kovmaz,dışlamaz. Aslında yüce Allah’ın onlara ihtiyacı yoktur,yaptıkları tevbenin de O’na sağlayacağı hiçbir yarardan söz edilemez. Yaptıkları tevbeden yarar görecek olanlar kendileridir. Böylece hem kişisel hayatları hem de içinde yaşadıkları toplumun hayatı düzene girecek,sağlıklı bir niteliğe kavuşacaktır. İşte bu gerekçe ile yüce Allah, onların önünde,tevbe edip arınmışların saflarına katılmalarının yolunu açık tutmaktadır. Fakat:
“Yoksa sürekli kötülük yapıp dururken ölümün eşiğine gelince:’Şimdi tevbe ettim.’ diyenlerin tevbesi geçerli değildir.”
Çünkü bu tevbe, sapıklığı ısrarla sürdürmüş ve kötülükleri tarafından çepeçevre kuşatılmış kişilerin,mecburiyet altında yaptıkları bir tevbedir. Artık günah işleme olanağı kalmamış,bütün kötülük işleme fırsatlarını pervasızca kullandıktan sonra köşeye sıkışmış kimselerin tevbesidir bu tevbe. Bu yüzden yüce Allah bu tevbeyi kabul etmez. Çünkü böyle bir tevbe, ne kalbin tekrar ıslah olmasını sağlar ne hayata düzelme, iyileşme getirir ve ne de kişilikte ve gidişatta olumlu bir değişimin göstergesidir.
Acaba tevbe niçin kabul olunuyor? Yoldan çıkmışlar ona sığınarak yüce Allah’ın güvenlik bölgesine geçsinler, şaşkınlık çölünde taban tepmekten kendilerini kurtarsınlar, şeytanın sancağı altındaki sapıklar sürüsünden kurtularak insanlık ailesinin onurlu saflarına katılsınlar, böylece eğer nerede ve ne zaman çıkageleceğini bilmedikleri, günü belirli ölüm, kapılarının eşiğinde kendilerini yakalamayı bekliyorsa hiç değilse doğruluğun sapıklığa karşı üstünlüğünü ilan etsinler diye kabul olunuyor. Devam ediyoruz:
“Bir de kafir olarak ölenlerin tevbesi geçerli değildir.”
Çünkü onlarla tevbe arasındaki bütün ipler kopmuş, bütün bağlar kesilmiştir. Onlar yüce Allah’ın affediciliği ile aralarında var olan bütün fırsatları kaçırmışlardır. Dahası var:
“Böyleleri için acıklı bir azap hazırladık.”
Yani bu azabı şimdiden onlar için düzenledik. O, onları bekliyor. Başkaca bir hazırlığa, işleme ihtiyacı yok.
Görülüyor ki ilahi sistem, bir yandan tevbe kapısını ardına kadar açık tutarken öte yandan da ceza şıkkını ısrarla vurguluyor. Böylece bu eşsiz ilahi sistemde denge kuruluyor. Bu iki kutuplu denge, hayatın pratiği üzerindeki etkisini meydana getirmekten geri kalmıyor. Bu pratik etkili dengeyi İslam’dan başka hiçbir şey ya da yeni sistem kuramaz. (Üstat Seyyid Kutup ‘Fi-Zilalli’l-Kur’an’ s.603-605)

On Müfessirin Kaleminden Hanımlara Özel Tefsir/ İmad Zeki el-Barudi

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak