Zikir ile dirilmek

0
739

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd ancak Allah içindir. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden ona sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Salat ve selam, en hayırlı yolun sahibi Muhammed’in (sas) ve ashabının üzerine olsun.
“Onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olan kimselerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.” Ra’d, 28
Allah(cc), müminlere rahmet ve hidayet olarak gönderdiği kitabında, bazen tüm insanlığa seslenirken, bazen sadece müminlere, bazen kafirlere, bazen de münafıklara seslenir. Eğer biz Allah’a iman edenin(müslümanın) muhatabı olmak istiyorsak öncelikle irademizi, Allah’a teslim etmemiz gerekir. Çünkü biz “Elhamdulillah, müslümanım” derken aslında şunu hem kabul hem de itiraf ediyoruz;
“Ben Allah’a teslim oldum.”  “-Bence- lafını rafa kaldırıp, ‘Allah ve Rasulu şöyle buyuruyor’ lafzını hayatıma hakim kılıyorum.”  “Hayatımın her anını Allah’ın ve Rasulu’nun istediği şekilde yaşayacağım.” Eğer kimi ayetlerde Allah’ı ve Rasulu’nu hakem tayin edip, kimi ayetlerde nefsimizi ilah ediniyorsak, bizim Allah’a teslimiyetimizde noksanlıklar var demektir.
Bu ön girişten sonra yarattıklarını herkesten iyi tanıyan Allah (cc), kullarına hastalığımızın ilacını söylüyor:
“Beni anın, beni hatırlayın, unutmayın ki ben de sizin kalbinizdeki huzursuzluğu gidereyim.” Kalbimiz Allah’tan yana gaflette olduğu için, tüm dünyalıklara sahip olsak da ‘huzur’ denileni kalbimizde bulamıyoruz. Kalbimiz paslandıkça huzursuzluğumuz artıyor. Demir misali, kalpler de zamanla paslanır. Kalplerin paslanmasına  sebep olan şey ise; Allah’ı zikirden gaflet ve günahlardır. Ebû’d Derda (rh) şöyle demektedir; ” Her şeyin(parlatan) bir cilası vardır. Kalplerin cilası ise Allah’ı(cc) zikretmektir.”
Kul dile kolay, mizanda ağır olan zikirden yüz çevirmiştir. Halbuki Allah’a (cc) en sevimli, kula en kolay gelen ibadetlerden biridir zikir. Rasulullah’a (sas): ” Hangi ibadet daha faziletli ve kıyamet günü Allah katındaki derecesi daha yüksektir? diye soruldu. Rasulullah (sas): ‘Allah’ı çokça ananlar/zikredenler(in ibadeti), buyurdu.” (Tirmizi)
Zikri yalnızca namazdan sonraki 33’er tesbihe indirgersek, hata yapmış oluruz.Zikir; hayatın tüm anında Allah’ın hatırlamaktır. Allah subhanahu teala şöyle buyuruyor: ” Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler. (Ve derler ki) ‘Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Âli İmrân,191) Bizim için güzel bir örnek bulunan Rasulullah(sas) günün her saatinde Allah’ı(cc) anmıştır. Sabaha kalktığında, elbise giyerken, yemek yiyeceği zaman, çarşıya giderken, tuvaletten çıkarken, musibet anlarında, yağmur yağarken, öfkelenince,aksırınca.. Yani O (sas) sevinç ve musibet anlarında, darlıkta ve bollukta, bizim en önemsiz gördüğümüz işte bile Allah’ı(cc) anmıştır. Yaptığı her işte Allah’ı zikreden kul, Allah’ın murakabesini(gözetlemesini) yakından hissedeceği için, hayatını Allah’ın istediği şekilde yönlerdirmeye gayret eder. Sürekli Allah’ı anan kul, şeytandan uzaklaşıp Allah’a(cc) yaklaşır. Kalbinde Allah’a (cc) duyduğu muhabbet artmaya başlar. Kul, bu ameliyle Allah’ı razı ederken, Allah da kuluna hem bu dünyada hem de ahirette güzellikler lutfeder.
Rasulullah (sas): “Her kim -Allah’ı hamd etmekle beraber tüm noksanlıklardan tenzih ederim(Subhanallahi vebihamdihi)- zikrini günde yüz defa söylerse deniz köpüğü kadar dahi olsa bütün hataları silinir.” (Buhari)
“Her kim sabahladığı ve akşamladığı zaman; ‘Rab olarak Allah’tan, rasul olarak Muhammed’den(sas) razı oldum derse söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah’ın üzerine hak olur.” (Tirmizi)
Çoğu zaman söylediklerimize önem vermeyiz. ‘Laf olsun torba olsun’ diye konuşuruz. Halbuki bir kelimenin bizi cennete veya cehenneme yaklaştırabileceğinin farkına varmayız. Kul dilini Allah’ın zikriyle ıslatmadığında; gıybetle, yalanla, çirkin ve boş sözlerle meşgul eder. Nitekim Rasulullah(sas) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlunun bütün sözleri/konuşmaları kendisinin lehide değil aleyhinedir. Ma’rufu/iyiliği emretmek, münkerden/kötülükten nehyetmek ve Allah’ı (cc) zikretmek dışında.” (İbni Mace)
Gerek tek kaldığımız zamanlarda, gerekse cemaatle olduğumuz zamanlarda Allah’ı zikretmekten yüz çevirmeyelim. Rasulullah(sas) bir meclisten Allah’ı anmaksızın kalkanları, eşek leşinin üzerinden kalkanlara benzettiği gibi; herhangi bir mecliste Allah’ı ananlara meleklerin eşlik edeceğini bizlere bildirmiştir.
Yolda yürürken; – Estağfirullah- deyip, Allah’tan mağfiret dileyelim.
Yolculuktayken; Allah’ın(cc) üzerimizdeki nimetlerini müşahade edip, -Elhamdulillah- diyelim.
Oturduğumuzda; acizliğimizi hissedip -Subhanallah- diyelim.
Sinirlendiğimizde; -Euzubillahimineşşeytanirracim- diyerek şeytandan Allah’a sığınalım.
Yatarken; -La ilahe İllallah- deyip, Allah’tan başka ilahları reddettiğimizi bir kez daha kalbimize yerleştirelim.
Allah(cc) kitabında zikrin önemini şu ayetlerle bildiriyor:
Ahzab,35:
“Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar var ya, Allah onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.”
Zuhruf, 36:
“Allah’ın zikrini kim umursamazsa, ona bir şeytanı musallat ederiz de artık o, ondan hiç ayrılmayan bir arkadaş olur.”
Araf,205:
“Sabah ve akşam içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan hafif bir sesle Allah’ı zikret. Gafillerden olma.”
Bakara,152:
“O halde beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin de nankörlük yapmayın.”
Cin,19:
“Kim de Rabbi’nin zikrinden yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sokar.”
İbn Kayyım(Allah ondan razı olsun) zikrin önemi hakkında şöyle demektedir;
“Allah Teala’ya yönelmek, O’na dönmek, O’nunla hoşnut olmak, O’ndan razı olmak, kalbin O’nun sevgisiyle dolması, dilin sürekli onu zikretmesi ve O’nun marifetiyle ferahlanıp sürûra gark olmak ise; âcil bir mükafat ve daha dünyada girilen cennettir. Bu öyle bir yaşantıdır ki, sultan ve kralların yaşantısı bununla kıyas bile edilemez.”
Allah’ım!Bizlere seni zikredebilmek, sana şükredebilmek ve sana güzelce ibadet edebilmek için yardım et.
Davamızın ve sözlerimizin sonu Allah’a hamddır.

Yazan: Kabiyra

Genç Muvahhide

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP BIRAK