Kategoriler
Ana SayfaKadın Öncü ŞahsiyetlerAsrın Asiye’si; Zeyneb Gazali

Asrın Asiye’si; Zeyneb Gazali

Asrın Asiye’si; Zeyneb Gazali

   Adem Aleyhisselamdan bu yana milyarlarca insan geldi yeryüzüne. Herkes yazdı, çizdi, yaşadı, öldü. Her bir doğum bir mucize olarak kondu karşımıza ve her bir ölüm yine öyle. Ama doğmuş olanlardan öyle yiğitler vardır ki, bunlar ‘Allah nurunu tamamlayacaktır.’ ayeti uğruna  canlarını feda etmeye hazır, bütün hayatlarını Rablerine adayan ‘Rabbani sahsiyetler’dir. Bu hayatları incelediğimizde dahi hamaset duygumuz kabarıyor, umudumuz artıyor. Geçmişimize dönüp sadece şöyle bir baktığımızda, hayatımız boyunca karşımıza çıkacak olan hiçbir imtihan için bahane bulma şansımız olmayacaktır. Çünkü Allah, imtihanın en büyüğünü  razı olduğu o kullarına verdi; çünkü onlara, Allah ‘a ulaşma yolunda dünyanın sadece bir oyundan ve eğlenceden ibaret olduğu öğretilmişti. Cennetteki bir oda için dünya saraylarından vazgeçen yiğitlerdi onlar…
Allahın bu dinde diktiği fidanlarindan bir fidan olan Zeynep Gazali de bu mucahidelerden biriydi. O, asrın Asiye’si… Firavun’a karşı tek başına dik durup Kur’an’i Kerim’in örnek gösterdiği Asiye gibi Firavunlaşmış sistemlere karşı, tağutlara karşı. zalimin zulmüne karşı dik duran Zeynep Gazali…
Mısır’da İngilizlerin kuklası olan yöneticilerin başa gelmesiyle dini, ahlaki ve kültürel değerlerin kaybedilmeye başlandığı dönemlerde İslam bayrağını en zirvede tutmak için büyük çaba sarfetti ve türlü işkencelere maruz kaldı. Müslümanların zor zamanlar yaşadığı bu dönemde onun Müslüman Kardeşler’in başkanı olan Hasan el Benna’ya söylediği tek bir cümlesi bile onu tanımaya yeterdi: “İslam’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır.”
‘Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır.’ dedi ve zamanı geldiğinde bunu fırsat bilip kendini Allah ‘a ispat etti. Senelerini, zindanlarda işkencenin her aşama ve çeşidine teker teker maruz kalarak geçirdi. Acımasızca vurulan kırbaçlardan, işkence için eğitilmiş olan köpeklerin vücudunu parçalamasından, sulu zindanlardan, ateşten, falakadan, darağaçlarında baş aşağı asılmaktan, ayakta saatlerce bekletilmekten, susuzluk ve açlıktan, psikolojik ve ahlaki hakaretlerden, akla gelebilecek bütün zulümlerin her birinden defalarca geçti. Bu yolda Allahın her biri bir mucize olan ayetlerinden güç aldı: “Ey îmân edenler! Sabredin! Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin! (Her an cihâda) hazırlıklı olun ve Allah’dan sakının! Tâ ki kurtuluşa eresiniz.” (Ali Imran, 200) Söyleyeceği tek bir cümleyle onu zindandan çıkaracaklarını söyleyen bu zorba adamlara en güzel cevabı verdi: “Allah ‘a güvenimiz her şeyden üstündür. Abdunnasır’la görüşmeyi asla kabul etmiyorum. İsmail Feyyumu’nin, Rifat Bekr’in, Muhammed Avvad’in, Abdulkadir Udeh ve arkadaşlarıyla birçok müslümanın kanına bulaşan eli de sıkmayacagim. Mübarek kanlara bulaşmış ellerle elimi biraraya getirmeyecegim. Bu kan, yıllarla beraber şanlı mazilerine, hatta bu alemde mesuliyet ve liderlik koltuğuna tekrar kavuşacak müslüman nesilleri besleyecek, yetiştirecektir. Bu kan insanımızı harekete geçirecek enerji görevini yüklenecektir.”
Zeynep Gazali bütün bunları yapmadan önce (lise yıllarından sonraki dönemde) Müslüman kadınların tesettürlü olmalarından rahatsızlık duyan, batının örnek alınması gerektiğini savunan Kadınlar Birligi’nin en genç üyesiydi. Bir zaman sonra Kadınlar Birliği başkanı Hüda Şaravi ile belli konularda fikri çatışmalar yaşadı ve bu gruptan ayrıldı.
19 yaşında Müslüman Kadınlar Birliği’ni kurup aynı zamanda dergisini yayımladı. Zeynep Gazalin’nin bu çalışmaları, yaptığı yardımlar, mitingler devlet başkanı Abnunnasır’ı rahatsız etmeye başladı ve Abdunnasır, Zeynep Gazali’yi tehdit ederek Sosyalist Birlik’e resmi olarak üye olmadığı takdirde bu çalışmalarını sürdüremeyeceğini ve dergisinin ve Birlik’in kapattırılacağını söyledi. Zeynep Gazali’nin cevabı tokat gibi çarptı Abdunnasır’ın yüzüne: ‘Abdunnasır’ın benden korkmasını ve bana nefret duymasını sağlayan Allah ‘a hamd olsun. Ben de sırf Allah için ondan nefret ediyorum. Onun azgınlığı, biz Müslümaların gönül huzuru ve davet için çalışmaktan başka bir seyimizi arttırmayacaktır. Davetimiz tevhid davetidir ve Allah’ın izniyle başaracağız. Bu yolda en küçük fedakarlığımız şehid olmaktır. Abdunnasır’ın Birliği kapatmaya hakkı yoktur, Müslümanların sancağını Allah dikmekte, Allah’ın diktiğini insanların indirmeye hakkı yoktur.’ Böyle bir inanç, Allah yolunda böyle bir gözü karalık, böyle bir cesaret onunki…
Müslüman Kadınlar Birliğini kurduktan sonra Müslüman Kardeşler Teşkilatı lideri olan Hasan el Benna ile görüşen Zeynep Gazali’ye Müslüman Kardeşler içinde oluşturmak istedikleri kadınlar biriminin başkanlığı teklif edildi. Ancak çalışmalarını ayrı sürdürmek istediğini söyleyen Zeynep Gazali bu teklifi reddetti.
1948’de Gazali, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na yönelik tasfiye hareketinden hemen sonra Hasan el Benna’ya biat edeceğini soyledi ve sözünün arkasında durarak canını ortaya koydu.
Şimdi bize düşen şehitliği gözümüzün önünden ayırmadan bu ümmetin yara aldığı yerden ayağa kalkmak, bize düşen İslam bayrağını hep en üstte tutup peygambere ulaşan halkalardan bir halka olmak…
Unutmayalım ki: “…Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır.”(Ra’d,17) Hak her daim en üstün olandır…

DİLEK EKMİŞ / Gencdoku

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak