Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetZan Ve Tecessüsten (Ayıpları Araştırmaktan) Nehyetme

Zan Ve Tecessüsten (Ayıpları Araştırmaktan) Nehyetme

Zan Ve Tecessüsten (Ayıpları Araştırmaktan) Nehyetme

Allahu Teala buyurmuştur ki;
“يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ”
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
(Hucurat,12)
İmam Taberi, tefsirinde diyor ki;
“Şanı yüce Allah buyuruyor ki: ‘Ey Allah’ı ve Rasulü’nü tasdik eden kimseler! Mü’minlerle ilgili beslenen zannın çoğuna yaklaşmayın.’ Bu Mü’min kimselere kötü zan beslemekle olur. Şüphesiz ki zanda bulunan kimse haksızdır. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: ‘Zannın çoğundan sakının.’ Zannın tümünden sakının dememiştir. Çünkü Mü’minlerin birbirleri hakkında hayırlı zanlarda bulunmaları caiz görülmüştür. ‘Ne var ki erkek kadın Mü’minler, bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zan etselerdi ve ‘Bu apaçık bir iftiradır.’ deselerdi ya!’ (Nur,12) Dolayısıyla Allah celle celaluhu Mü’min kimselerin birbirleri hakkında hayır zanda bulunmalarına ve bunu sözle de ifade etmelerine izin vermiştir. Her ne kadar haklarında hüsnü zanda bulundukları Mü’min kardeşleri ile ilgili kesin bir bilgiye sahip olmasalar da buna cevaz verilmiştir.
‘Zannın bir kısmı günahtır.’ Yani Mü’min bir kimsenin, kardeşi hakkında su-i zan etmesi günahtır. Hüsnü zan beslemesi ise günah değildir. Çünkü Allahu Teala su-i zannı yasaklamıştır. O ise bu yasağı çiğneyerek günah işlemiş olmaktadır. Zira Allah’ın yasağını çiğnemek günahtır.”
Ben derim ki; “Buna göre biz diyebilir ki kaçınılması emredilen zan Mü’minler hakkında şer üzere beslenen zandır. Her ne kadar bazı alimler; ‘Zahiri hayır görünen bir kimse hakkında kötü zan beslemek caiz değildir. Ayrıca zahiren kötü görünen bir kimse hakkında da kötü zan beslemenin bir sakıncası yoktur.’ demişlerse de durum bundan ibarettir. Az önceki görüşü Mehdevi beyan etmiştir. Bazıları ise; ‘Bu töhmettir, iftiradır’ demektedirler.”
Peki, kaçınılması gereken zanları diğerlerinden ayıran bir fark var mıdır?
Derim ki; “Evet, vardır. Kaçınılması gereken zanları diğerlerinden ayıran fark elbetteki vardır. O fark ise şudur; Şüphesiz ki hakkında açık bir emare olmayan ve yine açık bir sebebe dayanmayan her zan haramdır ve kesinlikle ondan kaçınmak gerekir.”
Söylediğimiz bu durum, şu şartlarda geçerlidir; Eğer hakkında zan beslenen kimse, hatasını örtme ve tedavi etmeye çalışma gibi durumların kendisinde müşahede edildiği ve yine zahiren kendisinden emin olma özelliğinin hissedildiği birisi olursa o zaman böyle bir kimse hakkında fesat ve ihanet zannetme, su-i zanda bulunma kesin bir şekilde haramdır.
İnsanlar arasında şüpheli şeyleri işlemek ve çirkin amelleri irtikap etmekle meşhur olan kimse hakkında ise durum tam tersidir.
‘Birbirinizin kusurlarını araştırmayın!’ Bazılarınız bazılarınızın ayıplarını araştırmasın. Kardeşlerinin sırlarının peşine düşmesin. Öyle ki bunu yapmasında ki maksadı kardeşinin ayıplarına muttali olmaktır.
Öyleyse ey Müslümanlar! Kardeşinizin durumu ile ilgili size zahir olan hallerine razı olun ve kardeşinizi buna göre övün yahut yerin. Yoksa kardeşinizin size gizli olan bilmediğiniz şeyleri ile onu yargılamaya kalkmayın!

On Müfessirin Kaleminden Hanımlara Özel Tefsir/ İmad Zeki el-Barudi

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak