Ümmeti Kurtaracak Çocuk, Benim Evimden Çıkacaktır

0
945

Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır. (Enfal,28)
Fitne kelimesini iki ucu keskin bir alet olarak tanımlayabiliriz. Eğer gerekli işlemeyi yapabilirsek tek ucunu yararlı hale getirebiliriz, yok bu işlemeyi gerçekleştiremezsek bizim için de diğer insanlar için de potansiyel tehlikeyi kendi ellerimizle meydana çıkarmış olacağız.
Kardeşlerim, ayaklarının altına cennet serilecek olan annelerim, ablalarım, ümmetin yiğitleri; ağabeylerim… Dünya bütün çirkefliğiyle bize Allah’ın emaneti olan çocuklarımızın, ailelerimizin, işlerimizin, düşüncelerimizin, duygularımızın üzerine atılmakta, evlerimizi yangın yerlerine çevirmekte… Allah’ın izzetine sarılmazsak, zillet bizi ahtapot misali sarmaya öyle hazır ki… Burada hitabımı özellikle çocuk sahibi anne babalara çevirmek istiyorum. Müslüman anne-babalar;  karar verin, plan yapın; Sultan Fatih’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Tarık b. Ziyad’ın mı anne-babası olmak istiyorsunuz, yoksa bir katilin, bir hırsızın, bir yalancının mı? Doğan her çocuk, âlim olmak-zalim olmak arasındadır. Bakınız Resulullah (sav) ne buyuruyor:
“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”
Eğer biz bu orijinalliği korumazsak, böyle sağlam bir temeli İslam binasının inşasında kullanmazsak, kimlerin ne şekillerde kullanacağını biliyoruz. Bizim için bir rahmet kaynağı da olabilir zahmet kaynağı da… Çağın değişen anne-baba-çocuk ilişkileri bizi bağlamaz, biz terbiyemizi Resulullah’tan (sav) alırız. Çocuk terbiyesinde de Resulullah’ın (sav) sünnetine bağlı kalmak zorundayız. Çocuk yetiştirirken dikkat etmemiz, üzerinde uzun uzun düşünüp ince kararlar vermemiz gereken dört unsur var:
1-) Biz kâinatın en şerefli varlığı olan ‘insanı’ yetiştiriyoruz.
2-) Biz ‘Müslüman olan bir insan’ yetiştiriyoruz.
3-) Sokaktaki herhangi bir Müslüman değil ‘Sultan Fatih, İmam Nevevi, Ebu Hanife… kıvamında bir Müslüman’ yetiştiriyoruz.
4-) Bize asla destek olmayacak, ahlaksızlığın ahlak sayıldığı bir toplumda Müslüman birey yetiştiriyoruz.
Burada olaya bir çocuk yetiştirme düzeyinde zorluk olarak bakamayız. Dört farklı zorluk-dört farklı ahlaklı çocuk yetiştirir gibi yaklaşmamız gerekmekte.
Bir şeyi söylemek zorundayım ki; bir eleştiri, bir öz-eleştiri bu… Anne-baba olmak; iyi yemek yedirmek, iyi ayakkabı almak, iyi kıyafet giydirmek vs. değil. Bunun için de çok fazla emek harcıyor olabilirsiniz ama bunları çocuk yetiştirme yurtları da yapıyor. Bizim amacımız Mü’min bireyler yetiştirmekse, bizim amacımız alim, abid, zahid yetiştirmekse, bu niyetimiz dualarımıza, düşüncelerimize davranışlarımıza sirayet etmek zorunda. Böyle olmalı ki melekler samimiyetimize şahitlik etsin.  Öncelikle mü’min bir çocuk yetiştirme arzusunu içimizde hasret olarak yaşamalıyız. Hasretimize Allah da melekleri de şahid olacaktır. Samimi bir niyetle Rahman’ın kapısına vardığımızda (bu dünya veya ahiret) karşılık elbet gelecektir.
Bir konunun daha altını çizmek gerekir ki, o da son zamanlarda yaygınlaşan anne-babaların, erken yaşta Kur’an kursu sevdası… Bu çok güzel bir şey lakin siz çocuğunuzun dindarlığını, imanını Kur’an kursu hocalarına teslim etmektesiniz. Çocuğunuzun Kur’an okuması, hatmetmesi, hafız olması güzel şeyler. Ama bunlar iman etmesinden evvel gelen şeyler değil. Hatırlayın! Sahabeyi hatırlayın. Enes b. Malik’i, Ali b. Ebu Talib’i hatırlayın. İman ettiler, ayetler, hükümler sonradan geldi… Mekke’de geçen 13 yılı hatırlayın. Öğretmenimiz Resulullah’ı (sav) hatırlayın. 13 yıl imanın kalplerde perçinlenmesini bekledi. Şimdi bizim metodumuzla bu saydığım metotları karşılaştırın…
Diğer bir konu; çocuğunuzu ‘diğerleri’ ile karşılaştırma içerisinde olmanız. Çocuğunuz yavaş öğreniyor olabilir, zor algılıyor olabilir, uygulamakta zorlanıyor olabilir vs. nasıl olursa olsun çocuk sizin ve dininden, yaptıklarından, öğrenmesi gerekenlerden sorumlu olan sizsiniz. Bunu değiştiremezsiniz. Yine sahabeleri hatırlayın! Ebu Bekir’le Ömer’in karakter farkını, Sad b. Ubade ile Useyd b. Hudeyr’in (ra)  karakter farkını hatırlayın! Hesap size aitse bu Türk parası, bu riyal, bu dolar… Karıştırmayın. Hesabı gerektiği sonucu vermek üzere ödemek zorundasınız, paranın cinsine değil ne kadar ettiğine bakılır.
Bir diğer konu; çabuk karar vermeyin. Hatırlayın Nuh’u (as). 950 senelik bir sabırdan söz ediyorum. Geminin içinden ‘oğulcuğum’ diye seslenen Nuh’un (as) sabrından. Çocuğunuz 7 yaşında hafız olabilir, 13 yaşında bütün namazlarını kaçırmadan kılıyor olabilir, 16 yaşında bir suça karışmış olabilir… Olumlu veya olumsuz, hangi davranışı sergilerse sergilesin, bırakmayın, tamamdır demeyin… Sabredin, devam edin. İnsan psikolojisi ve dolayısıyla davranışı insan yapısı içerisinde en esnek olan bölümdür. Bu saydığım yaşlarda bırakın davranışı, daha ne boyu, ne kemiği, ne saçı, ne kaşı vs. hiçbir şeyi son halini almamıştır. Bizim karakterinin son halini almasını beklememizin ne kadar yanlış olduğunun farkındasınızdır.
Eğitimin günümüzde olduğu gibi 6 yaşında sonra başladığı ve bunun Müslümanlar tarafından benimsenmesi de üzerinde durulması gereken diğer bir konu… Önderimiz Resulullah (sav) anne seçiminden başlatır eğitimi: “ Nutfeniz için iyi bir rahim seçin. zira kadınlar, erkek ve kız kardeşlerine benzer çocuklar doğururlar.”
Çocuk anne karnında 6 aylıkken dışarıdan gelen sesleri duymaya başlar. Tabi ki o zaman dahi duyduğu şeyler onun ileriki aşamalarda karakter oluşumunu etkileyecektir. Anne ne konuşuyorsa, ne dinliyorsa dolayısıyla çocuk da hepsine şahid olacaktır. Çocuğunuzun şahid olduğu her kelime, her görüntü imanında bir parça olarak yer alacaktır.
Çok fazla değinilmesi gereken konu var ancak son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum; çocuğunuza kızmak ya da vurmak. Çocuğunuza kızdığınızda ya da vurduğunuzda(ki burada onların size ‘Allah’ın emaneti olduğunu hatırlatmak ve sizden neye vurduğunuzu bir daha düşünmenizi isterim) şeytanın da o anki ortamınızda olduğunun ve tetikte beklediğinin bilincinde olmanızı rica ediyorum. Siz arkanızı döndüğünüzde ona dost olmaya çalışacak olan bir şeytan var. Sizin 10 dakika nasihat ettiğiniz yerde, onu uykusunda dahi bırakmayan bir şeytan var.  Şeytan.  hiçbirimiz çocuğunu En büyük düşmana bırakmak istemeyiz değil mi? Şeytanı somutlaştırın biraz daha. Elinde ateşle gelen bataklığa sürükleyen bir düşman… Somutlaştırın ve ciddiyeti kavramaya çalışın.
İyilerin iyiliğini tam yapmadığı, hakla batılın birbirine karışmış olduğu, zulmün her yanı sardığı bir dünyada, çocuğunu kimlere bırakıyorsun? Yoksa bu kötülükten ona, sana, ailene pay düşmesi seni rahtsız etmiyor mu? Müslüman sirkelen. Sana değmeyen yılan bin yaşamasın!
Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun! (Tahrim,6)
Var mıyız? Önce kendi nefsime sonra sizlere sorarım, var mıyız ‘ Ümmeti kurtaracak çocuk benim evimden çıkacak!’ demeye ve bununla amel etmeye, bunun için adanmaya.
Haydi, Müslüman samimi ol!
Haydi, Müslüman gayret göster!
Haydi Müslüman sabırlı ol!
Haydi, Müslüman samimi ol!
Allah samimiyetine şahid olduktan sonra zorlar kolaylaşacaktır.
Not: Bu yazıda çoğunlukla Nurettin Yıldız’ın “Öyle Bir Fitne ki (Çocuk eğitimi)” adlı dersinden faydalanılmıştır.
Yazan; Aâ-Sena

Genç Muvahhide

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP BIRAK