Kategoriler
Ana SayfaGüncelTicaret mi casusluk mu?

Ticaret mi casusluk mu?

Ticaret mi casusluk mu?

Geçtiğimiz günlerde Kanada’da Huawei’nin CFO’sunun tutuklanması üzerine Çin hükümeti misilleme olarak ülkesinde bulunan iki yüz kadar Kanadalıyı tutukladı. Bu olaya kadar başka ülkelerde tutuklanan hiçbir vatandaşını bu şekilde sahiplenmemişti. Öte yandan, Çin sınırları içerisindeki her şirket devletin bu merhametinden nasibini alamıyor. Kendisiyle yüzde yüz iş birliği yapmayanların ticari hayatını sürdürmesinin çok zor olduğu belirtiliyor.

Huawei -dolayısıyla Çin- ile sorun yaşayan tek ülke Kanada değil. Aralık 2018 başlarında da Japonya, Huawei ve ZTE A.Ş.’yi devlet ihalelerine katılmaktan men etti. Huawei yine Hindistan, İngiltere, Yeni Zellanda, Avustralya ve Amerika’da bazı ihalelere katılmaktan men edildi. Öte yandan Almanya ve Kanada’da da benzer tedbirler alınması gündemde.

Bazılarınca ticaret savaşı gibi yansıtılsa da bu tedbirlerin kaynağı hiç de o kadar masum görünmüyor. Huawei’nin Çin Komünist Partisi kontrolünde olduğu ve casusluk faaliyetlerinde bulunduğuna dair ciddi deliller var. Kısa sure önce Huawei’ye yazılım desteği sağlayan Adups’ın bazı Çin sunucularına kullanıcıların kişisel bilgilerini yüklediği tespit edildi.

Peki Huawei nasıl bir şirket? Hakkında neler biliyoruz? Borsalarda işlem görmediğini ve hisse sahibi olmak için şirketin bir çalışanı olmak gerektiğini biliyoruz. Fakat sistemin işleyişi biraz karışık. Hisse sahibi olmak alınan kararlarda söz sahibi olmak anlamına gelmiyor. Bunun da ötesinde, uzun süreli hisse sahipleri bile şirketin işleyişini anlamanın neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor.

Yine de şirket hakkında bilinen bazı gerçekler var. Mesela şirketin kurucusu Zhengfei Ren eski bir ordu mensubu. Ordudan emekli olduktan sonra 1987 yılında Huawei’yi kuruyor. Serbest piyasa tecrübesinden alabildiğine uzak olan komünist bir sistemde yetişmiş bu ticaret dehası şirketi 2017 yılı itibariyle 3.4 milyar dolar değerine ulaştırıyor! Şirketin üst düzey yöneticisi Yafang Sun’un da geçmişte istihbarat servisinde çalışmışlığı var.

Casusluk faaliyetleri tespit edilmiş yazılımlar barındıran, yöneticileri Çin Komünist Partisi, Çin istihbaratı ve Çin ordusu ile bağlantılı, şüphe uyandıracak bir ekonomik başarı sergilemiş ve işleyişi sır gibi saklanmakta olan Huawei’ye ne kadar güvenilebilir? Parası verilip alındığı halde neden iletişim altyapımız fazlasıyla şaibeli olan bu şirkete teslim ediliyor? Türkiye gibi İslam dünyasında yeri ve önemi son derece kritik bir ülkenin iletişim altyapısı bunlara emanet edilebilir mi? Sınırları içinde ve dışında müslümanlara yaptığı zulüm ayyuka çıkmış Çin devletinin kontrolü nasıl görmezden gelinebilir? Yukarıda adı geçen tuzu kuru ülkeler dahi kendini güvende hissetmezken Türkiye nasıl bu kadar basiretsiz olabiliyor da koca ülkenin iletişim altyapısını bu şaibeli şirkete emanet edebiliyor? Aynı işi adı casusa çıkmamış Samsung, Ericsson, Nokia… gibi bir şirkete yaptırmak daha doğru olmaz mıydı? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Acaba bu durum Çin’in anlaşma yapabilmek için gösterdiği meşhur cömertliğiyle ilgili olabilir mi?

Safiye Ceren

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak