Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetTelevizyon fitnesi

Televizyon fitnesi

Televizyon fitnesi

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu
Bugün bize değerlerimizi, kavramlarımızı hatta birkaç nesli sinsice (aslında bir yandan çok bariz şekilde) kaybetmemize neden olan televizyon hakkında yazmak istiyorum.
Ahlaki tahribatından önce kısaca psikolojik tahribatından bahsedecek olursak; televizyon kişinin konsantrasyon becerisini bozar, beynini tembelleştirir ve pasifize eder. Beyni en çok geliştiren şey düşünmek ve yorum yapmaktır. Oysa televizyon beyni yormadan bilgi verir. Böylece bu becerileri azaltır.
Ahlakî tahribatına gelince; televizyonun bize sinsi bir düşman olduğunu görmeliyiz. Dünya görüşlerinizi istediği gibi şekillendirilebilen, zihninizde kavramları aşındıran, yavaş yavaş beyninize istediğin mikrobu yerleştirilebilen bir düşman. İlluminati, subliminal mesajlar, 25. kare bunlara hiç girmeyeceğim. Zira mesele apaçık önümüzde hiç de gizli değil!
Kadınlarımız ev kalelerimizi korusun, parlak nesiller yetiştirsin dedik fakat artık düşman evimizin içinde. Aile diyaloglarımızı altüst eden oturma odalarımızda ki düşman yetmedi bir tane de mutfağa aldık annemiz sıkılmasın diye. Yetmedi çocuğumuzun odasına aldık oyalansın diye. Ben inanıyorum ki çocuğuna televizyon alan veya kontrolsüzce izlemesine izin veren bir ebeveyn çocuğunu sigarayı başlatsa daha az zarar verirdi.
Dizilerle başlayalım. Artık şurası malumdur ki dizilerde herkes inanılmaz zengin.Aman Allah’ım bu zenginliğin sonu yok! Bu zenginlik rolleri özellikle de bilinçlenememiş ev hanımlarımızda bir şükürsüzlüğe, gözü açlığa, elindeki ile yetinememeye, mutluluğunu lükste aramaya, hep daha fazlasını istemeye yol açıyor.
Dizi takip eden insanlara şunları sormak istiyorum: Bu diziyi takip etmenin sana bir faydası var mı? Onlar bu dizileri çekmeye karşılık müthiş paralar alırken senin zamanını çaldıklarının farkında mısın? Ömrünü nerede geçirdin diye sorulduğunda pişman olmayacak mısın? Birçok yerde anlık görüntülerle, kafanı çevirmeye fırsat kalmadan göz zinasına girdiğini unutuyor musun? Ve hep aynı hikayelerden sıkılmadın mı?
Konulardaki ahlaksızlıklar çok bariz. Mutlaka bir aşk, ihanet, intikam konuları var. Olmasa diziler tutmuyor zaten. Ek olarak gereksiz bir duygusallığa ve hatta ağlamanıza, sinir sisteminizin bozulmasına neden oluyorlar. Gerçekten İslam ümmetinin ağlanacak çocukları, bacıları, zindanlarda bunca müslüman kardeşlerimiz varken, işkenceler gören, kanı akıtılan kardeşlerimiz varken, insanlar “İslam ümmeti nerede!” diye feryat figan ederken, dizilerdeki gibi sahte acıtasyonlar değil gerçek acılarımız varken sizlerin dizilerdeki sahte hikâyelere, yapmacık gözyaşlarına, Ali’yle Ayşe’nin ayrılma sahnelerine üzülmeniz ne kadar doğru? Dahası ne kadar insanca? Gerçi artık Ayşeler de Ahmet oldu ya neyse!
Televizyon açıldığında babalarımızın, erkek kardeşlerimizin yanında izleyemeyeceğimiz hatta bayanların bile bakması caiz olmayan görüntüleri, utancımızdan kızaracağımız o dizileri o kadar normal bir şekilde izler hale geldik ki… Hani haya duygularımız? Hani ahlakımız, edebimiz?
Hiç farkında olmadan İslamî kavramlarınızı eritiyorlar. Sahte olduğunu bildiğiniz bütün o diyaloglar, cümleler, hikâyeler size ne kadar zevk veriyor? Televizyona ayırdığımız vakti kendimizi geliştirmeye ayırmış olsaydık bugün bu ümmette çok fazla şey değiştirebilirdik.
Nedense dizilerdeki ahlaklı (burdaki ahlak kavramı da tartışılır) insanlar hep acı çekiyor. Basma bir etek ve bir başörtüsüyle kapalı gösterilen insanlar nedense hep fakir, geri kalmış veya hizmetçi rolünde. Uzunca bir müddet çarşaflı insanları öcü gibi gösterme çabasına girmişlerdi. Meşhur filmlerde dalga geçildiği için kimse mübarek aylardan birinin adı olan “Şaban” ismini vermedi çocuğuna. Böyle dalga geçtiler değerlerimizle bizler güldük. Gittikçe edepsizleştiler bizler izledik. Gözlerimizin önünde zina ettiler izlemeye devam ettik. Fikir dünyamızı zehirlediler bizler farketmedik. En kötüsüde bizler bu gidişata alıştık.
Birkaç kere kapalı oyuncu oynattıklarını gördüm. Onuda mahvetmişlerdi. Başında öylesine bir şal, altında pantolonu ve yüzünde eksik olmayan makyajıyla “modern müslüman kadın” profili çizilmeye çalışılmıştı. Kimi temsil eder bilmem ama hakiki bir müslüman bayanı temsil etmedigi bir gerçek. Bu sadece televizyon başında kaybedilen zaman için, bütün ahlaksızlıklara kılıf olsun diye bir vicdan rahatlatmaydı.
Televizyonu bir kere İslam gözlüğünü takıp izlediğinizde dehşete düşeceğinize eminim.
Televizyon programlarına gelelim. Bir gün bu yazıyı yazmadan önce televizyon durumunu değerlendirmek için oturup izledim. Bir evlilik programına denk geldim ve şok oldum diyebilirim. Bu insanlar cidden bu kadar aptal mıydı yoksa absürt bir komedi miydi bu? Cidden annelerimiz böyle safsatalarla mı uyutuluyordu?
Ahlaksızlaşan program sunucuları, hadislerle tehdit edilmiş bangır bangır şarkı çığıran insanlar, giyinmeyi unutmuş kadınlar, caiz olmayan türden kazanılan paralar, insanlara hırsı, rağbeti, daha fazlasını hep daha fazlasını almaya yönlendiren programlar… İslam ümmetinin bir ferdi olarak yapacak onca işimiz varken sizler yarışma programlarında taraf tuttunuz, onlarla sevindiniz, onlarla üzüldünüz. Dahası büyük bir vaktini televizyona harcayıp “Meal okudun mu? Okur musun?” sorusuna “Vaktim yok ki!” diye cevap verdiniz.
Sadece haberlerin takip edilmesini bile uygun bulmuyorum. Beyler haber izlerken bayan spikerlere bakmakta beis görmüyorlar. Haber almak (!) amacıyla haram olan bayanlara bakılması caiz mi oluyor? Bundan da önemlisi maalesef televizyondaki haber kanallarının amacı haber vermek değil kendi düşüncelerini empoze etmek ve algı yönetmektir. Burada Malcom X’in sözü çok manidar olacaktır:
“Eğer dikkatli olmazsanız, gazeteler, mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar.”
Elbette gazete yerine bütün medya araçlarını sayabiliriz.
Bu sözden önce bize buyrulan: ” Ey iman edenler! Bir fasık size bir haber getirirse, araştırın. Sakın farkında olmadan bir gruba zarar verip de yaptığınızdan ötürü sonra pişman olmayın.” (Hucurat 6) ayetine kulak asmalıyız.
Ben hakikaten şu an ümmetten haber veren, müslümanları ilgilendiren bir haber kanalı bilmiyorum.
Bu televizyonlara çok önemliymiş gibi verdiğimiz binlerce liranın ise hesabını nasıl vereceğimizi hiç bilmiyorum. Televizyon için borca girip infak için “durumum yok” nasıl diyebiliyoruz onuda bilmiyorum.
Televizyon izlemek günah mı diye soracak olursak şöyle özetleyebiliriz:
– Allah’a şirk koşan, haramlardan bir haramı teşvik eden, şehveti tahriş eden şeyleri yapmak ve yapılana seyirci olmak haramdır.
-Vakit israf etmek haramdır.
-İbadetlerden alıkoyan şey haramdır.
-İslam ümmetinin dertleriyle ilgilenip, bir hizmette görev almaya mani olan şey haramdır.
-İlim tahsil etmeye mani olan şey haramdır.
Hayatımızda olmazsa olmaz tarzından yer kaplayan, kapatsak ne konuşacağımızı bilmediğimiz, muhabbet ederken bile arkada sürekli açık duran bu düşmandan bir an önce kurtulmamız gerektiğini farkına varalım.
Allahım bizleri televizyonun şerrinden koru…

Atike Vera / Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak