Suriye’de Şehid Düşen Ramazan Albar’ın Eşiyle Röportaj

4
5688

Suriye’de hak ile batılın savaşı sürüyor. İslam orduları Allah yolunda tevhid sancağı altında ümmetin izzeti için direnirken, İran, Hizbullah ve Rusya destekli Esad orduları zulme ve katliamlara devam ediyor.

Zulüm, işkence, katliam varsa elbette buna dur diyecek Allah erleri de vardır. Suriye halkına yardım için birçok Türkiyeli abimiz Suriye’ye hicret etti. Kimisi gazi olup geri döndü, kimisi mücadeleye devam ediyor, kimisi de arzuladığı şehadete kavuştu… Onlardan birisi de İstanbul’dan Suriye’ye giden Ramazan Albar abi.

Suriye’de Fetih Ordusu’nun Esad’dan ele geçirdiği İdlib Eriha bölgesinde bulunan Salim Mescidine iftar vaktinde Hariciler tarafından intihar saldırısı düzenlendi (4 Temmuz 2015). Mescidde iftar vakti yapılan bu saldırıda 40’a yakın mücahid ve yardım görevlisi şehid oldu. Saldırıda şehid düşenler arasındaki 4 Türkiyeli Müslümandan biri de Ramazan Albar’dı.

Suriye’deki zulme sessiz kalmayıp elinden gelen ne varsa ortaya koymak için hicret eden ve Allah’ın kendisine Biladi’ş-Şam’da şehadet nasip ettiği Ramazan Albar abinin eşiyle hasbihal ettik. Genç Muvahhide sitesinin bu ricasını kırmayan şehid eşi ablamız Emine Albar’dan Allah razı olsun, Rabbim ona verdiği sabrı ümmetin diğer kadınlarına da nasip etsin…

Öncelikle şehidimizi Suriye’de şehid düştüğü zaman yanında bulunan kardeşlerden birinin ifadeleri ile tanıyalım:

Ramazan Albar aslen Giresunlu olup İstanbul’da yaşıyordu. Fotokopi ve bilgisayar parçası işiyle meşgul olup vaktini çoğunlukla İslam’a hizmetle geçiriyordu. 5 çocuğu vardı ve çocukları da elhamdülillah İslami eğitimle yetiştiler. Ramazan Albar 18 yaşından bu yana İslami camianın içerisinde sürekli hizmet çalışmasındaydı. Allah için hizmet etmeyi çok seven biriydi ve özellikle gençlere çok nasihat ederdi. Gerek muhtaçlara gerek mazlumlara gerek davet çalışmaları için ne iş varsa koşardı. Sabırlı ve azimliydi. Sık sık “Şehadete giden yol hizmetten geçer” derdi. Cömertti ve hediye etmeyi çok severdi. Bir haksızlık görse Allah için söylerdi, çekinmezdi. Tam bir dava adamıydı. Ahireti dünyaya öncelerdi. Bu güzel abimizi Allah Subhanehu Teala Ramazan’da doğup yine Ramazan’da iftar vakti şehadeti nasip etti. Rabbim yolunda gitmeyi kalanlara nasip etsin. (Kaynak: ummetislam.org)

* * *

Genç Muvahhide: Eşiniz size karşı nasıl bir eş, çocuklarınıza nasıl bir babaydı?

Emine Albar: Eşim, Allah ondan razı olsun şehadetini kabul etsin, her zaman çok anlayışlı ve bir o kadar da bilgili ve öğretici bir eş olmuştur. Derneğimizde rol aldığımız çalışma ve faaliyetlerde de bana hep yardımcı ve destek olmuştur, bu konuda da hakkını ödeyemem. Dünyevi meselelerde hiç tartışmamız olmamıştır, çok nadir uhrevi meselelerde münakaşa ederdik. Helalin ve haramın her türlüsüne karşı kendini ve bizi korumaya çok özen gösterirdi. Bayanlarla konuşmamaya çalışır, konuşacaksa yüzlerine bakmadan başı yerde konuşurdu zaten ondaki en çok beğendiğim imani özelliklerden biriydi bu, gündüz iş hayatının yoğunluğuyla mücadele ederken iş yerinin çevresindeki gençleri de boş bırakmaz ilgilenir, onlara İslam’a davet çalışması yapardı. Ders vermediği akşamlar çocuklarıyla verimli zaman geçirmeye çalışır, büyüklerle sohbet eder, dertlerini ve sıkıntılarını dinler çözmeye çalışır, küçüklerle de çocuk gibi oynardı.

Genç Muvahhide: Eşiniz Suriye’ye (yardıma) gitmeye nasıl karar verdi? Uzun vadeli bir plan mıydı yoksa belirli bir olaydan sonra mı bu kararı verdi?

Emine Albar: Zaten yıllardır içinde olan bu istek ve arzu son yıllarda daha da fazlalaşmıştı. Burada olduğu zamanlar orada ki kardeşlerine her türlü yardımı bulmak için çırpınırdı. Ramazan’da erzak, Kurban Bayramı’nda kurban işleriyle uğraşır yardımları toplayıp destek olurdu. Cihad isteği onun içinde sürekli onu kamçılayan bir yaraydı, gidememekten dolayı çok üzülürdü. Bir hafta, üç gün, on gün, beş gün gibi çok uzun olmayan zaman dilimlerinde toplanan yardımları ulaştırmak için gider gelirdi. Aile olarak gündemimizde bu konular olduğu için cihad bize yabancı değildi. Bu gidişinde yaklaşık bir ay kalacağını, bayramı orada geçireceğini söylemişti. Giderken bayramda giymek için cellabiyesini de yanına almıştı, giymek nasip olmadı, inşallah cennette Rabbim onu daha güzelleriyle rızıklandırmıştır.

Genç Muvahhide: Eşiniz Suriye’ye (yardıma) gitmek istediğini size nasıl söyledi? Sizin ilk tepkiniz ne oldu?

Emine Albar: Ben hazırlıklı olduğum için ona hiç karşı çıkmadım, çıkamazdım! Çünkü “Hoşunuza gitmese de cihad size farz kılındı” (Bakara 216). Bunu yerine getirebilen her erkeğin yapması gerekiyordu. Bir akşam arkadaşlarımızı eve bırakmış dönerken yolda bana cihadla ilgili sorumlu olduğunu, bundan dolayı hesaba çekileceğini anlattı. “Bosna da cihad oldu gidemedik, Afganistan’da oldu gidemedik, Çeçenistan’da oldu gidemedik. Şimdi bu övülmüş topraklarda Şam’da Suriye cihadı bizim önümüzde oraya da gidemezsem Rabbimin karşısına nasıl çıkarım!” demişti. O anda kendi kendime dedim ki, o cihad aşkıyla yanarken bana da onun arkasında durmak yakışır…

Genç Muvahhide: Eşiniz cihada gittiğinde geçiminizi sürdürme konusunda endişeniz oldu mu?

Emine Albar: Muhakkak ki ; “Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/5). Biz Allah’a teslim olduk ve bu konuda da ona tevekkül ediyoruz. Bizi giderken en büyük emanet sahibi olan Allah’a teslim etti ve gitti. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” (Ali İmran 173). Onun şehadetinin bereketiyle Ramazan ayının bereketi birleşince Rabbim bizi çok güzel bir şekilde rızıklandırdı. Hacı’nın o patlamadan diğer şehitlerin yanı sıra yanmadan çıkarılması, Adana’daki otopsi işlerinin halledilip iki gün içerisinde buraya getirilmesi, bu süre zarfında da cesedinde hiç şişme olmaması hatta o güzel kokusunun arkadaşları tarafından da alınabilmesi adeta bizim için şehitliğinin ve verdiği ahdin bir delili olmuştu. Cenaze işlerinin bu kolaylığının yanında görülen rüyalardan biri olan cenaze arabasının şoförünün gördüğü rüya da bizi çok etkilemişti, Hacı’yı hiçbir şekilde tanımayan bu kişi gece rüyasında, sabah çok iyi birinin cenazesini taşıyacağını, onun yuvarlak yüzlü ve sakallı biri olduğunun söylenmesi bu rüyalardan sadece biriydi.

Genç Muvahhide: Eşiniz Suriye’ye gitmeden önceki süreçte aile olarak neler yaşadınız biraz bahseder misiniz?

Emine Albar: Genelde tüm dünya ülkelerindeki mazlum Müslüman kardeşlerimizin hali oradaki cihad, şehitler, sabah akşam konuşmalarımızdaydı. Onlar için elimizden geleni yapmaya çalışırdık. İki sene önce eşimin bizi götürdüğü bir kampta bana şu rüyasını anlatmıştı:

Bir gün su ararken bir kulübenin önüne geliyor, o sırada kulübeden bir ışık yayılıyor ve bir aile çıkıyor. Onlara su aradığını abdest almak istediğini ikindi namazının geçmek üzere olduğunu söylüyor, onlarda birbirlerine bakarak “Senin haberin yok mu?” diyorlar. O da ne olduğunu soruyor sonra “Gerçekten haberi yok” deyip “Tamam sen abdestini al namazını kıl, daha sonra anlatırız.” diyorlar. Hacı namazını kılıyor ve uyanıyor. Bana bu rüyayı anlattığında tüylerim ürpermişti ve hatırıma böyle bir şeyin olacağı gelmişti. Bana “Ben şehit olursam kimseden bir şey isteme, Allah rızka kefildir, evimiz var emekli maaşında olunca Rabbim gerisinde yardımcındır.” demişti. Ben de zaten kimseden bir şey istemem diye ona söz vermiştim. Şehid olduğu akşam ben de çocuklarımın öğretmenleriyle toplu bir iftar yemeğinde beklerken iftara beş dakika kala birden bacaklarım titremeye başladı ve vücuduma halsizlik geldi, hocamıza beni okumasını kendimi iyi hissetmediğimi söyleyince beni okudu. Daha sonraki gün cumartesi günü şehadet haberini alınca akşamki titrememi de anlamıştım, Rabbim bana hissettirmişti.

Genç Muvahhide: Sizce eşinizin bu denli güzel bir sonu hak etmesinin sebepleri neler olabilir? Onun günlük yaşamından ve İslami yaşantısında biraz bahseder misiniz?

Emine Albar: Bence kuvvetli bir iman, samimi ve gönülden yapılan ezeli bir dua, Allah’ın rızasını ve İslami çalışmayı kendi hayatının önünde tutması, her zaman zulüm altındaki kardeşlerinin dertleriyle dertlenmesi, gözünden dökülen gözyaşlarının sadece ümmet için olması, onlar için elinden gelenin üstünde bir çaba göstermesi ve bunun akabinde de bir cuma vakti şehadet isteğinin dua olarak dudaklarından dökülmesiyle, o akşam iftar sofrasında Allah’ın Mucib ismiyle duasına icabet edip, şehitliği inşallah lütfetmesi diye düşünüyorum. Hacı’m, ben ona böyle hitap ederdim. Kendisi küçük, giderleri büyük olan dükkânında çalışmasının yanında etraftaki insanlarla sohbet eder, onları ümmetin durumu hakkında bilinçlendirirdi. Bu konuda da diğer konularda olduğu gibi ilim sahibiydi, sürekli okur, anlatır ve sosyal medyada da bilgilerini paylaşarak birçok insanın uyanmasına da Allah’ın izni ile vesile olurdu. Akşamları cihad videolarını beraber izler onların yaşadığı sevinci bizde yaşardık, ardından dua ederek tekbir nidalarıyla şehadeti isterdik. Ben ve çocuklar her konu da onun bilgisinden ve tecrübesinden yararlanırdık, hemen hemen her konuda bilgi sahibiydi. Dört metrelik kütüphanemizdeki kitapları incelemektense ona sorup cevap almak açıkçası bizim de işimizi kolaylaştırıyordu, bu yüzden arkadaşları da ona “Google Ramazan” derlerdi.

Genç Muvahhide: Şehid eşi olmak size neler hissettirdi, hissettiriyor?

Emine Albar: Rabbime hamd olsun bizi şehid ailesi olmaya layık gördü. Yirmi bir senelik evlilik hayatımızda hanımlarla yaptığımız dersler ve son iki senedir aldığımız özel davetçi dersleri de benim eşimin inşallah sabırlı, metanetli ve bir o kadar da etraftan gelen tepkilere karşı da dik durmamı sağladı. Giderken Allah’a çok dua ettim “Rabbim esir etme şehid et” diye. Onun esir olma durumu beni çok korkutuyordu. Çünkü Müslümanlara yapılan zulümleri biliyordum, onu gönderirken geri dönecekmiş gibi yollamıştım ara ara ve az da olsa bu ayrılıklara alışkındım. Şehitliğin bu kadar çabuk geleceği aklıma bile gelmemişti, ben hep ona böyle bir şey olursa şehitlik başına gelirse nasıl dayanırım diye düşünüyordum… Aslında çok sulu göz ve duygusal bir kişiliğe sahibimdir, ama Hacı’ma şehadet nasip olduğunda hiç ağlayamadım herkes ağlıyordu. Onlara ağlamamalarını şehidlerin Allah katında ölmediğini fakat bizim bunu anlayamadığımızı ayetlerle açıklıyordum.

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara, 2/154)

“O halde, dünya hayatını ahiret hayati karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisa, 4/74)

“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Ali İmran, 3/169-170)

“Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah’ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. An dolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Ali Iman, 3/157-158)

“… Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığına en güzel olanı Allah katındadır.” (Ali İmran, 3/195)

“Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen müminlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O’nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur’an’da vadedişmiş olan bir haktir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Su halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.” (Tevbe, 9/111)

“Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onları muhakkak güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Hacc, 22/58)

Ve onların başsağlığı dileklerini Allah şehadetini kabul etsin diyerek değiştiriyordum. Herkes benim iğneyle ayakta durduğumu zannederken ben ise Allah’ın bana verdiği sabır ve teslimiyetle ayakta duruyordum, diğer alışılagelmiş cenaze evlerindeki ağıt ve ağlama sesleri yerine bizim evde Kur’an ve şehadet şiirleri okunuyordu. Açıkçası herkes de bu duruma hayret ediyordu, hacıyı genç yaşta kaybettiğim için karşılarında yıkılmış, perişan olmuş bir eş bekliyorlardı, ama ben Rabbimin verdiği sabır ve güçle onlara elimden geldiğince eceli kaderin değişmeyeceğini nerede olursa olsun bunu yaşayacağımızı, bunun yine onun duasının kabulü olduğunu söylüyordum, çünkü eşim her zaman “Rabbim benim canımı cihad topraklarında al, burada ölürsem gözüm açık giderim” derdi.

Genç Muvahhide: Eşi cihad bölgesine gitmek isteyen Müslüman bir hanımın bu düşünce karşısındaki tavrı sizce ne olmalıdır? Sizin gibi diğer şehid eşleri ve ailelerine tavsiyeleriniz nelerdir?

Emine Albar: Eşlerini bu konuda desteklemeleri gerektiğini düşünüyorum, çünkü Allah yolunda sevdiğimiz şeylerden fedakârlık etmedikçe cenneti nasıl hayal edebiliriz? Elbette ki eşlerimiz bizim hayat arkadaşlarımız, dert ortaklarımız, sevincimizi ve hüznümüzü paylaştığımız diğer yarımızdır. Yalnız dünyadaki bu kısa ayrılığın ahiretteki ebediliğini ve bize kazandırdıklarını düşünmemiz gerekir. Cennet ve nimetleri, Allah’ın izniyle şehitlere ve ailelerine bu ayrılığın, özlemin ve yalnızlığın bir karşılığı olacaktır, çok şükür ki bu konuda iman etmiş müminleriz.

Genç Muvahhide: Çocuklarınızın babalarının şehadetinden sonraki duygu ve düşünceleri ne oldu?

Emine Albar: Şehadet, şehidlik bizim çocuklarımıza hiç uzak olmadı. Küçükken kendilerini ileride mücahid, mücahide olarak hayal ederlerdi, çünkü hayatlarının her alanına bu şuur ve bilinç hâkimdi, bu yüzdende babalarının cenazesinde bile gayet metanetli durmayı başarabildiler. Küçük kızım Rümeysa olayların pek farkında değilmiş gibi görünürken, küçük abisi Ömer ise çok duygusal olması hasebiyle cenazenin başında babasına dua okumak istemesi, mezarlıkta da babasının toprağını öptükten sonra “Baba dört harfli, dört kere öpeceğim” demesi bizi çok duygulandırdı.

Genç Muvahhide: Bundan sonraki hayatınız için planlarınız, çocuklarınızı yetiştirmeye yönelik düşünceleriniz nelerdir?

Emine Albar: Bu konu da öncelikle mümin kardeşlerime dua eder dua beklerim. Bu yolda Allah’ın rızasını kazanan, bu yolda giden, haram ve helal sınırlara riayet eden, salih ve saliha evlatlar olmaları için elimden geldiğince çalışacağım. Biliyorum ki Allah hep benimle beraber, darda kaldığımda yanımda olan ve yalnız kaldığımda da tek müracaat edeceğim yegâne dostumdur.

Buradan sizin vesilenizle Hacı’nın arkadaşlarına ve benim arkadaşlarıma, kardeşlerimize maddi ve manevi bizi yalnız bırakmadıkları için çok teşekkür ediyorum. Rabbim onlardan razı olsun ve her ne hayırlı dilekleri var ise kabul etsin selam ve dua ile…

Şehid Ramazan Albar ve Emine Albar’ın evlatları. Rabbim onları da babaları gibi ümmetin derdiyle dertlenenlerden eylesin:

kAItN0_P

y5uUCE5l

Genç Muvahhide / Özel Haber

4 YORUMLAR

  1. Rabbim şehadet ini kabul etsin allah Subhanehu veteala her zaman için bizlere doğruyu yaşatsın Rabbim merhameti ile muamele etsin ailesine sabırlar ihsan eylesin inşallah ……

  2. Allahım şehadetini kabul etsin çok iyi dinini dört dörtlük yerine getiren biriydi rabbım gerıde kalanlara sabır güç metanet veriyor çok şükür

  3. Güzel yaşayanın sonuda güzeldir,Allah sübhanehu ve Teala o bacımıza Dinde Sebat,zorluklara Sabır,Evlatlarını yetiştirmede gayret ve Azimet versin,Şeytanın şerrinden Şeytanlaşmış İnsanların şerlerinden korusun.
    Onun eşinin sonundan daha iyi bir sona ulaşacağını o çocukları yetiştirerek ve sabrederek aynı dereceye ulaşacağını unutmasın,kısa ömrün kısa tebessümleri ve Dünyanın yaşlanmaya yüz tutmasından ziyade sonunun geldiği Fitne Ateşinin körüklenmeye çalışıldığı bu asırda o Ateşin sıcaklığının hepimize vurduğu bir zamanda içine düşüp yanmaktan,yanlış işler yapmaktan cümle Muhammed ümmetini Allah sübhanehu ve Tela korusun amin.

CEVAP BIRAK