Kategoriler
Ana SayfaKadın ve CihadSuriye Günlükleri 8 – Ey İslam Alemi! Fe Eyne Tezhebun?..

Suriye Günlükleri 8 – Ey İslam Alemi! Fe Eyne Tezhebun?..

Suriye Günlükleri 8 – Ey İslam Alemi! Fe Eyne Tezhebun?..

Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam kendisinden sonra peygamber olmayan Muhammed’in (s.a.v) üzerine olsun.
Her yazımın başında kaç gündür yalnız olduğumu da yazıyordum, fakat bu sefer saymadım.
Bu bölüm için asıl yazmayı planladığım vefat eden bir Teyzemizin hayat hikâyesi vardı. Fakat şuan ki hissiyatımı paylaşmak istedim.
Şuan saat gece 02:00 uyumadım ya da daha doğrusu uyuyamadım. Bir kaç saattir gökyüzünde dolaşan uçağın, her attığı bomba ile nereyi vurduğunu ve kaç canın daha enkazlar altında kaldığını merak ediyor ve Allah’ın Kahhar ismi ile dua ediyorum.
Cihad beldelerinde olanlar bilir, uçağın bombardıman için alçalma sesini, ‘’teknik tabirle sorti denilen olay’’. O anda öyle bir ruh hali yaşıyorsunuz ki kalbiniz duracak gibi oluyor, nefesiniz kesiliyor ve hatta vursa da bitse diyorsunuz! Her inişe geçtiğinde vurmuyor tabi, fakat siz her seferinde aynı korkuyu yaşıyorsunuz. Ne kadar alışkın olsanız da ne kadar uzun zamandır burada olsanız da bu duygu değişmiyor. Mücahidler, tabi ki daha farklıdır bu durumda fakat fıtri yapımızın farklılıkları nedeni ile bayan olarak en azından böyle hissetmemiz de normal. Eşimden cihad beldelerindeki emniyet tedbirleri ile ilgili çok nasihatler almıştım ilk geldiğimde. İlk uçak sesini duyup korktuğumda şöyle demişti. “Sesini duyduğun uçak seni vurmaz, çok yakın da bir yerde patlama olursa ya da olacağını anlarsan ve açık alanda isen hemen yere yat, bu sana gelebilecek şaziyelerden korunmanı sağlar.”
Evet, sesini duyduğum uçaklar beni vurmadı, şimdi de vurmuyor ama vurduğu yerlerde kim bilir kaç çocuk, kadın ve aciz erkek vardı bilemiyorum…
Tepenizde sürekli jetler dolaşırken başka bir insan oluyorsunuz. Kâfirler bir bilselerdi böyle durumlarda imanımızın ve teslimiyetimizin daha da çok arttığını ne yaparlardı diye düşünüyorum bazen. Korku ve teslimiyetle okumaya başlıyorsunuz Kur’an’ı ve gözyaşları ile sunuyorsunuz duanızı Rabbinize. Sonra kalkıp iki rekâtta namaz kılayım diyorsunuz, her okuduğunuz ayetle içiniz titriyor ve uzun tutuyorsunuz secdeleri. Rabbe secde edip onu tesbih ederken sunmak istiyorsunuz canınızı. Ve lisan-ı hâl ile diyorsunuz ki, “Aşınsa da alnım secde yerinde, kalbim son kez atsın secde yerinde..!”
Ve Allah’a tertemiz günahlardan arınmış olarak kavuşmaktan başka hiç bir şey düşünmüyorsunuz daha doğrusu aklınıza gelmiyor bile. Hani kıyametin dehşeti anlatılırken Anne çocuğundan kaçacak, eşler birbirinden saklanacak, ki herkes kendi hesabının derdine düşmüş olacak diye, işte ölümle burun bununa olunca gözünüzden siliniyor her şey ve herkes, sadece siz kalıyorsunuz. Yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını yapıyorsunuz. Hesabın içinden çıkamadığınız zaman da, Rabbim rahmetine talibim ve sana teslim oldum duasını gözyaşları ile sunuyorsunuz Rabbinize.
Evet, şimdi gecenin sessizliğini bozan ve savaşı hissettiren sesler var dışarıda. Bu ilk değil ve sonda olmayacak elbette fakat şuan yaşadığım ruh halim bir başka. Nedenini niçin’ini bilmediğim bir hâl var üzerimde…
Abdullah Azzam’ın vasiyetini okumuştum bugün, o vasiyetten çıkarılacak çok dersler vardı. Fakat birçoğumuzun da bildiği şu sözü çok etkiler beni “Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın!”… Öylesine bir söz değildi bu. Nasıl yani ölüm tutkunu olursak ya da ölüme bilerek gidersek hayat nasıl bağışlanacaktı? Anladığım ve şuan da hissettiğim hayattan maksat, Rabbe teslim olup onun rahmetine sığınmaktı bence. Ve bu teslimiyette iken ölüm gelecek olursa şayet, ayetle sabit şu durum ki; ‘’Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz bilakis onlar diridirler fakat siz bunu bilemezsiniz’’ yani başka bir âlemde yeniden bir dirilişle hayatın devam edeceğiydi bu. Ta ki kıyamete kadar. Sonrası mı? Sonrası ‘’Fi Cenneh İnşaAllah’’
. . .
Bugün yine devam etti bombardıman. Pazar yeri 2 kez vuruldu öğlen vakti. İlk vurulmasından sonra enkazdan yaralıları çıkarmak için yardıma koşan 4 Türk mücahid ise enkaz alanının 10 dakika sonra 2. kez vurulması sebebi ile, 3 kardeş şehadet ile rızıklandırılırken bir kardeşin ise bacağı koptu. Şehid olan kardeşlerimizin şehadeti kabul olsun. Yaralı olan mücahid kardeşlerimize de rabbim acil şifalar versin…
Ve gün boyu bir kadının ağlama sesini dinledim bugün. Sesin nereden geldiğini bir türlü anlayamadım. Dinlemek için uzun süre balkonda beklemek istemedim çünkü hâlâ tepemizde dolaşan uçak sesleri var. Sanırım yalnızdı ve patlamaların şiddetinden korkmuştu, teselliye ihtiyacı vardı fakat bunu yapacak o anda yanında kimse yoktu…!
Bir hayli hareketli gün geçiyoruz. Eşim ve birçok mücahid şuan ameliyede, onların şehadet haberini her an alabilmeyi düşünürken, bugün neredeyse eşlerimize “Hanımlarınız şehid oldu’’ haberi gidecekti ki, hâl-i hazırda henüz şehadet nasip olmadı.
İki gündür nerede yaşadığımızı unutturmamak için ellerinden geleni yapan Esed ve tüm destekçilerini Allah’ın Kahhar ismine havale ediyoruz..!
Bugün o kadar çok şey düşündüm ki, bazen başımı tutup “Artık bir şey düşünmek istemiyorum dur lütfen’’ diyorum fakat ben beni dinlemiyorum…
Düşündüklerimden birisi de, adını eşimden uzun zamandır duyduğum fakat en son Suriye’ye geldiği vakit, bizim evde misafir kalmasıyla tanıdığım ‘’Osman Amca’’
Osman amca, 72 yaşında bembeyaz saçlı sakallı dünya tatlısı bir amcamız. Yaşına rağmen her 2 ya da 3 ayda bir Suriye’ye kendi imkânları ile topladığı yardımları, erzakları getiriyor ve 2-3 gün kalıp geri gidiyor ve o kaldığı kısa zaman içerisinde de mutlaka ama mutlaka Ribat tutuyor. Kısa kalmasının tek sebebi ise evde yatalak hasta olan eşine bakıyor olması. Düşünün bir, 72 yaşında evde yatalak hasta olan hanımı var ve kendi imkânları dâhilinde sürekli erzak yardımı getiriyor ve her gelişinde de en azından bir gününü Ribatta geçiriyor. Neden böyle yaptığını Osman amcanın kendi dilinden aktarıyorum şimdi.
‘’Benim 80 yaşında bir hocam var bize hep diyor ki ‘’Şu 3 kişiden biri olmazsanız ziyandasınız’’. Kim bu 3 kişi dediğimizde de, hocam sıralıyor sözlerini.
1: Ya Cihad beldesinde cihad eden mücahid olacaksın.
2: Ya Mücahidlerin erzaklarını teçhizatını sağlayacaksın.
3: Ya da Mücahidin geride bıraktığı ailesine sahip çıkacaksın.
Ve “Cihad’da bir gün Ribat tuttuğunuz zaman, 60 senelik günahınıza kefaret olur. Onun için de, Ribattan da kaçmayacaksınız.” diyor.
Bende elimden geldiği kadar bunları yapmak istiyorum. Belki bir gün buraya geleceğim zaman ölüm gelip beni bulacak, ama en azından safımı belli edeyim ki Allah’ın rahmetini ümit edebileyim… Oğluma da sürekli diyorum. Ya sen cihada gideceksin ve ben sana orda, geride kalanlara da burada bakacağım, ya da ben cihada gideceğim sen geride kalan hasta annene ve ailene bakacaksın ama ikimiz birden burada bu şekilde yaşamayacağız.’’
Ah Osman Amca, senin torunun yaşındakiler oturup kalmışken yerlerinde, sen bu yaşına ve bakmakla yükümlü olduğun hanımına rağmen bir ayağını cihad beldesinde bırakıyorsun, en azından safım belli olsun diyor ve hocanın sana nasihat ettiği 3 şartı birden yerine getiriyorsun. Sen Şam cihadının İhtiyar Delikanlı Mücahidisin.
Siz ey Yerlerinde oturup kalanlar! Ruhu genç olanların omuzlarında devam ediyor cihad. Neyi bırakamıyorsunuz geride, kimi terk edemiyorsunuz, çok mu yaşlandınız da adım bile atamıyorsunuz, ne kadar acizsiniz? Düşünün şimdi, Siz Ey Yerinde Oturup Kalmış Aciz İnsanlar Topluluğu ‘”Fe Eyne Tezhebun?’’
Evet, Osman amcamızın gayretine sebatına ve imanına bizler şahidiz Rabbim bizim şahitliğimizi kabul etsin ve Osman amcamıza o çok istediği şehadeti nasip etsin…
Vesselâm…
‘’ Sabrettiğiniz İçin Size Selam Olsun. Ahiret Yurdu Ne Güzeldir!’’ (Rad Sûresi / 24.)
‘’Asr’a Andolsun ki, Şüphesiz ki İnsan, Gerçekten Ziyanda dır! Ancak İman Edip Salih Ameller İşleyenler, Birbirlerine Hakkı Tavsiye Edenler Ve Birbirlerine Sabrı Tavsiye Edenler Müstesnadır.!’’ (Asr Sûresi.)
 

Zeynep İslam / Haleb – Kafr Hamrah

Twitter: @Ahde_Vefa__

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak