Suriye Günlükleri – 5: “Nasihat ve Tavsiyeler”

2
2224

‘’ Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?  Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.” Saff Suresi/2-3
Âişe radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Kadınlara cihâd var mı? Dedim. Şöyle buyurdular: Evet, içinde kıtâl olmayan cihâd; hac ve umre var.” (hadisin açıklamasına yazının sonunda yer verilmiştir)[1]
Bu bölümde sıkça karşılaştığımız sorulara yer vererek akıllarda oluşan soruları ve sorunları gidermeyi istiyorum. Gayret bizden takdir Allah’tan !
Son 3 sene içerisinde sanal ortamlarda cihad sevdalısı genç kızların nasıl kandırıldıklarına şahid olduk hatta işi o kadar ilerletenler oldu ki bekar genç kızları değil evli bayanları dahi tuzaklarına düşürmeyi maalesef ki başardılar!
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, cihadın ve mücahidin özünde olması geren ilk kural; mahremiyet ve emniyettir. Hiç bir samimi Mücahid sanal ortamda bayanlarla konuşarak, onlara ”ben mücahidim, cihad ediyorum, sen de gel” diyerek, hem emniyetini hem de mahremiyetini hiçe saymaz. Ayrıca böyle bir riyaya da bulaşmaz!
Her eline silah alan Mücahid olamadığı gibi her cihad toprağına gelen bayan da mücahide olamaz. Bir mücahidin asli görevi sanal ortamlarda vakit geçirip gayr-ı meşru planlar dâhilinde riya ile karışık muhabbetler etmek değil, var olan ameliye ya da ribat bölgelerinde safını almaktır.
Bazıları eleştirebilir de ”Neden teşvik edici yazmıyorsunuz?” diye. Fakat bu öyle bir yükümlülük ki ben böyle bir yükün altına girmekten Allah’a sığınırım.
Görüştüğü kişinin samimi bir mücahid olduğunu zannederek evden kaçan bir çok kızdan bir daha haber dahi alınamamış yada ”ne olur beni kurtarın” mesajları alınmışken, ”cihad topraklarına ne olursa olsun gidin” tarzında bir yazı asla kaleme almayacağım.
Işid fitnesinin başından itibaren bu olaylar sıklıkla yaşanmış ve hatta birçoğu basına da yansımış, dikkatli olunması gerektiği defalarca dile getirilmişti. Geldiğimiz son durumda ise maalesef ki bu nasihatlerin çok fazla kişi tarafından da dikkate alınmadığını görüyorum.
‘’Şayet ciddi bir görüşme yapıyorsanız:
Size talip olan bir mücahid için yine mücahidler arasında tanınan bilinen kişilerden kefillik isteyin. Zira bu sizin hayalini kurduğunuz, evliliğiniz ve mutluluğunuz için ciddi önem arz ediyor. Önce istişare sonra istihare kuralına da mutlaka riayet edin.’’
Kandırılmaya çalışılan bir genç kızdan aldığım bir bilgiyi de paylaşmak istiyorum.
Kendisine silahlı eğitim yani muasker eğitimi verileceğini ve ameliyelere katılacağı vaad edilmiş. Bunu bana sorduğunda kesinlikle böyle bir şeyin mümkün olmadığını söylediğimde ”ama bayanlardan oluşan bir ordu varmış bende onlarla eğitim alıp operasyona katılabilirmişim” dedi. SubhanAllah! Cihad topraklarını bilen ve bir çok olaya da şahid olan bir kişi olarak tekrar ve tekrar diyorum ki, burada kadının yapabileceği tek bir şey var; o da eşinin günlük hayatındaki meşakkati gidermektir. Onun haricinde elimize silah alıp ribata yada ameliyeye gitmiyoruz.
Ben eşimin kanasını ve jöbesini bile yerden kaldırıp duvara asarken ”Allah’ım mücahidlerin yükünü hafiflet” diye dua ediyorum. Eminim birçok kişi de ne demek istediğimi anladı.
***
Kendisine böyle vaadler de bulunulan genç kızlarımızın şunları da düşünmesini istiyorum.
1:Bana kim eğitim verecek?
2:Ribat ya da ameliye bölgelerine kim beni götürüp getirecek?
3:Olası bir yaralanmada beni kim kucağına alıp hastaneye götürecek?
4:Bütün bunlar karşısında ben edebimi ve hicabımı nasıl muhafaza edeceğim?
5:Bir bayan olarak esir alınırsam başıma neler gelecek?
Evet şimdi madde madde bakalım duruma.
1:Muasker eğitimi verecek işin ehli bir bayan yok. Eğer olasaydı emin olun bende muasker eğitimi alırdım !
2:Mahreminiz olmayan birileri ile nasıl yolculuk edeceksiniz, hangi mazeretle bunu yapacaksınız? ”cihad ediyordum mazeretim de bu” derseniz ki, cihad size farz olmadığına göre böyle bir mazeret de olamaz.
3:Yaralanma ya da şehadet durumunda mahreminiz olmayan birine kendinizi nasıl taşıtmayı düşünebilirsiniz? ”Bir bayan yardım eder” diyorsanız eğer, bir kadının gücü ve ağırlık kaldırmadaki performansı ile bir erkeğin gücü karşılaştırılamaz bile.
4:Kaçmanız ya da bir yerlerden atlamanız, koşmanız gerektiğinde üzerinizdeki hicabın buna ne kadar müsaade edecek, hiç düşündünüz mü?
5:Evet bir bayanın esir alınması ile bir erkeğin esir alınması bir olamaz. Bir bayan olarak esir alındığınız takdirde kaç mücahidin hakkına gireceksiniz? Sizin serbest bırakılmanız karşısında mücahidler nelerden taviz vermek yada vazgeçmek zorunda kalacak? Ola ki tüm bunlar oldu serbest kaldınız, esaret altındayken yaşadığınız kirlenmişliği, tecavüzü ve işkenceyi ne kadar hazmedeceksiniz?
Dışarıdan bakıldığında bol aksiyonlu, adrenalini yüksek gözüken cihad meydanlarının, içinde barındırdığı zorluklardan sadece bir kaçı bu.
Allah Rasulu (sav) kadının cihadı için “kabul olunmuş bir hac” buyuruyor. Evet cihada denk hiç bir amel yok fakat bu erkekler için geçerli, bayanları ise Allah rahmet edip böylesi zor bir amelden muaf tutmuş.  Saff suresi 2 de ”Yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz” denirken, 3.ayette de “bu Allah katında hoş karşılanmaz” diye devam ediyor. Gücümüz nisbetinde işlere talip olup Allah’ın üzerimize farz kılmadığı cihad gibi bir ameli ise mücahidlere bırakmalıyız. Bizim yapacağımız, onların arkasından dua edip sabırla eve dönmelerini beklemek ve onun ecrine onun bulunduğu yerde sabırla bekleyerek ortak olmaktır.
Hâlâ ikna olamamış bayan kardeşlerim için bir tavsiye; sırt çantanıza 10 kg ağırlığında taş koyup, varsa sahilde kum üzerinde 2 saat yürüyün. Sahil ve kum yoksa bol engebeli bir yolda bu ağırlıkla 2 saat yürüyün. 2 saatin sonunda ”tamam yürüdüm bunda ne var ki” diyorsanız eğer ,gelin elinizi öpeceğim Vesselâm…!
Bir başka konu ise, yine sıklıkla sorulan bir soru aynı zamanda: “Burada eğitim alınabileceği yönünde çıkan aslı olmayan haberler”. Bir medrese ya da Üniversite düzeyinde bir okulda İslami ilim alınabiliyor gibi söylemlerin de bir gerçekliliği yok. Şöyle düşünün, hal-i hazırda cihadın devam ettiği ve sıcak savaş bölgesi olan bir yerde ilk vurulma hedefleri arasında sizce böylesi bir eğitim yuvası da olmaz mı? Savaş bölgesinde her an her şey değişkenlik arz ediyorken, dengeler bozulup yerler terk ediliyorken böyle bir eğitimi nerede ve nasıl verecekler, hiç düşündünüz mü? Yine kendi yaşadığım bir tecrübeyi de bu bağlamda paylaşmak istiyorum. Halep’te yatılı bir medrese açmak için ciddi bir çalışma yapmıştık. Plan ve projelerimizi hayata geçirmek için maddi destek verecek yerlerle de irtibata geçmiştik. Artık medrese yapılacak mekânı düzeltme ve ihtiyaç olan eşyaları Türkiye’den getirme aşamasına geldiğimiz bir zamanda ise rejim askerlerinin Halep’e girmeleri sebebi ile oradan zorunlu olarak ayrılmıştık. Birkaç hafta sonra ise eşim medrese yapmayı planladığımız mekânın enkaza dönmüş resimlerini bana getirip gösterdi. SubhanAllah! Eğer planımızı hayata geçirmiş olsaydık kim bilir kaç çocukla beraber o enkazın altında kalacaktık. Dediğim gibi dengeler her an değişiyorken ciddi bir eğitim verebilecek medrese ya da bir okul şuan mümkün değil.
 
Dipnotlar;
[1] ‘’Hadîsin aslı Sahîh-i Buhârî’de (1520, 2875) geçmektedir. Ancak umre ziyadesi onda bulunmamaktadır.
Hadîsin Vürut Sebebi:
Sahîh-i Buhârî’deki rivâyette (2875) Âişe radîyallâhu anhâ cihâda gitmek için izin istediğinde Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, hadîste geçtiği üzere cevâb vermiştir.
Hadîsten Çıkan Hükümler ve Fâideler:

  1. Bilen bir kimseye sormak, ilim elde etme yollarının en başındadır. Bir bilene sormak kendi başına okuyup öğrenmekten öncedir. Nitekim Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Eğer bilmiyorsanız ilim sâhiblerine sorun.” [en-Nahl: 16/43]
Sormaktan başka bir ilim elde etme yolu bulunmadığında soru sormanın hükmü, sorulan şeyin hükmüne göre değişir. Yani sorulan şeyin hükmü farz ise ona dair olan şeylerin sorulması da farzdır. Müstehab ise müstehabtır.

  1. Hadîste hac ve umreye cihâd adı verilmiştir. Zîrâ hac ve umre de cihâd gibi kişinin sevdiklerinden ayrı düşmesini, rahat ve emniyeti bırakarak Allâh yolunda sefere çıkmayı gerektirmektedir.
  2. Kadınların cihâdı hac ve umredir
  3. Kadınların tesettür mükellefiyetlikleri, güçlerinin ve tahammüllerinin zayıflığı cihâdın onlara farz olmamasının hikmetlerinden bazılarıdır.
  4. Hadîste kadınların cihâdının hac ve umre olduğu söylenmiş fakat cihâda çıkmaları yasaklanmamıştır. Bu sebeble kadınların cihâda katılmaları haram değildir. Nitekim Ümmü Atiyye el-Ensârî radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir:

“Ben Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yedi kez gaza ettim. Ben onların eşyaları başında bekler, yemeklerini yapar, yaralıları tedavi eder ve hastalara bakardım.” Hadîsi İmâm Müslüm (1812) rivâyet etmiştir.
Ancak kadınlar sefer mesafesine mahremleri olmadan yolculuk edemeyeceklerinden dolayı yanlarında mutlaka mahremlerinin olması gereklidir.

  1. Kadınlar gazaya çıktıklarında eşyaları beklemek, yemek yapmak, bakım ve tedavi gibi işleri yapmak üzere geri hizmette görevlendirilirler. Onların bakım ve tedavilerine zarûret derecesinde ihtiyaç olmadığı sürece mahremleri olmayan erkeklere bu hizmeti vermeleri caiz değildir.’

 
Twitter: @Ahde_Vefa__

Zeynep İslam / Genç Muvahhide

2 YORUMLAR

  1. Allah razı olsun kardeşim ne güzel anlatmışsın. Allah öğüt veren ve alandan razı olsun. Allah kadın kulları için ne çok ecir kapısı açmış ve güç yetiremeyeceği her durumdan da muaf tutmuş. Elhamdulillah ama bu nimeti anlamamakta israr eden bacilar var malesef. Gerçekten Allah’a iman etmiş bir kadın Allahın rızası için çalışır ve her şeyden önce Allahın onun fıtratına yüklediği görevleri en iyi şekilde yerine getirmeyi hedef alır. Cihat macera değil İslamın farzlarındandır. Cihadı ciddiye almayan namazı ne kadar ciddiye alır? Allah bilir en doğrusunu 🙁

  2. Gerçekten faydalı bir yazı olmuş. Özellikle tecrübeli birinin yazdığı böyle bir yazı aklında bu konuda soru işaretleri bulunan herkesi aydınlatacaktır. Allah razı olsun, dünyanız da ahiretiniz de afiyette olsun.

CEVAP BIRAK