Kategoriler
Ana SayfaKadın ve CihadSuriye Günlükleri 4 : “Bu Yol Dikenlidir, Ayağını Seven Gelmesin!”

Suriye Günlükleri 4 : “Bu Yol Dikenlidir, Ayağını Seven Gelmesin!”

Suriye Günlükleri 4 : “Bu Yol Dikenlidir, Ayağını Seven Gelmesin!”

“Mücahidlerin Ribatta ve Ameliye bölgelerinde yaşadıkları sıkıntılar, acılar ve sorunlar karşısında bu yazacaklarıma “sorun” demekten utanıyorum. Fakat devamlı belirttiğim gibi, bir heves uğruna gelinecek bir bölge olmadığını, buradaki tüm zorlukların kabullenilmesi gerektiğini vurgulamak için, kaleme alıyorum.”

Suriye Günlükleri 4- (1)

En son Türkiye’ye döndüğümü yazmıştım. Yazılarımın 4. bölümüne de bu yolculuğumu anlatarak başlamak istiyorum.
Eşimin yoğunluğu nedeni ile Türkiye’ye Ebu Muhammed kardeşin refakatinde gitmeye karar verdik. Eşim sınıra kadar bizi götürmüştü, yaklaşık 2 saat açık alanda sıcakta beklemiştik ki, sebebi ise sınırda olan askerlerin geçiş yapmaya çalışanların geri çekilmesi için açtığı ateşten dolayı idi. İki saat sonrasında ise yoğun bir hareketlilik ile süratli bir şekilde sınıra doğru hareket ettik. İçinde su akan boyu 1,5 metre olan bir kanaldan geçmiştik, tek zor olan yer burası diye düşünürken bu seferde yüksekliği 2 metreyi geçen bir hendek ile karşılaştık. Nasıl atlarım, aşağı nasıl inerim diye düşünürken Suriyeli bir kadın atladı hendeğe. Bayan atladığında beli büyük bir taşa çarpmıştı. Acısı yüzünden belliydi ve yerinden kalkamıyordu bile. Onu görünce biraz korkmuştum aynı durumda olursam diye, fakat Allah’a hamd olsun atlayışımda tekrar hendekten çıkışımda kolay olmuştu. Yeter ki Rabbinize tevekkül edin en zor durumlarda öyle güzel rahmeti tecelli ediyor ki “Bundan nasıl kurtuldum, bunu nasıl yaptım” diye hayretler içinde kalıyorsunuz.
Yaklaşık 4 ay kadar Türkiye’de kaldıktan sonra artık geri dönüş zamanım gelmişti. Suriye’ye geçecek bir aile ile anlaşıp sınırda buluştum. Kış aylarında olduğumuz için yağan yağmurlardan dolayı geçeceğimiz hendek çamurlaşmış ve kayganlaşmıştı. Çantalarımız valizlerimiz karşıya geçirilmiş sıra bize gelmişti ki, askerlerin geldiğini gördüm. Geçmeme izin vermezler zorluk çıkartırlar korkusu ile hendeğe halatın salınmasını beklemeden, hendeğe indim. Çamur öyle çok kayıyordu ki ayaklarımın altından, maalesef düşmüştüm fakat önemsemedim. O an tek düşüncem vardı, o da askere yakalanmadan karşıya geçebilmek.
Hendekten çıkışım çamurun kayganlığından dolayı biraz zahmetli olmuştu, o an sadece şunu düşünüyordum, başı zahmetli olan bu yol zordur ve kolay insanlarla bu yola çıkılmaz, burada bir hendekten geçemeyeceksem buradaki zorluğun üstesinden gelemeyeceksem bu benim kolaycı bir insan olduğumu gösterirdi. Fakat baş koyduğumuz dava kolaycıların değil rıza-i ilahi için tüm zorluklara eyvallah diyenlerin yoluydu. Karşıya geçmiştim ama tepeden tırnağa da çamur olmuştum, içimden ise şu duayı yapıyordum “Ya Rabbi! Üzerime bulaşan tozu, toprağı çamuru, cehennem ateşi ile arama perde eyle…”
Şuan ki geçişler bu kadar kolay değil elbette. O zamanki duruma göre yaşanılmış ufak sıkıntılardı bunlar. Şimdilerde ise ‘’tek sorunumuz hendek olsa’’ dedirtecek sıkıntılar yaşanıyor sınırlarda…

Suriye Günlükleri 4- (2)

Bu bölümde cihad beldelerinde kadınların karşılaşabilecekleri zorlukları kaleme alarak bu yolun kolaylıklar yolu değil, zorlukla imtihan edilen bir yol olduğuna da ışık tutmak istiyorum. Yani Türkiye’deki rahatınızı ve konforunuzu da arkanıza atarak bu yola çıkmalısınız…
Şimdiki yazacaklarım Türkiye’ye sıfır noktasında ki, savaştan bihaber yaşanılan bölgeler için değil, sıcak savaşın yaşandığı, her an bombardımana ve çatışmalara maruz kalan bölgeler için geçerli.
Bizler kolay olan hayatımızı arkamıza atıp zahiren zor gibi gözüken fakat içinde rahmeti barındıran bir yol seçtik. Allah’ın rızasını kazanmak o kadar kolay değil elbette, Müminin iki dünyası eşit olmayacaksa iki dünyadan birinde zahmeti seçmemiz lazımdı. Şimdi birkaç başlıkta karşılaşabileceğiniz sıkıntıları yazmak istiyorum.
1) Su Sorunu: Burada şebeke suyu olmadığı için, her evin kendisine ait su depoları var. Ve bu depoları satın aldığınız tankerler içerisindeki su ile doldurduğunuz müddetçe evde suyunuz olur.
Halep’te yaşadığım bir olay. Türkiye’de ne kadar çok israf içerisinde olduğumuzun farkına vardığım ve susuzluğun ne demek olduğunu anladığım o gün…
Evde içmek için de dâhil olmak üzere hiç su yoktu, fakat abdest almalıydım, susamıştım su içmeliydim. Birkaç saat ne yapacağımı düşündükten sonra, evde ve kapının önünde duran tüm su kaplarını topladım, içlerinde rengi yeşile dönmüş azar azar su vardı. Temiz bir kap alıp tüm suyu tülbentten süzerek topladım. Tülbentin üzerinde biriken su kurtçukları midemi bulandırsa da o an yapacak bir şeyim yoktu. Biriktirdiğim su yarım kova anca vardı, içmeyi de düşündüğüm için iki kez daha tülbentle süzüp kedimce içime sinecek hale getirmiştim. Bir su bardağı su ile abdest alıp 3 vakit namazı bu abdest ile kılmaya çalıştım. İçim çok kabul etmese de bu sudan içmiştim gözlerimden yaş gelerek… Türkiye’de bir iş yaparken sonuna kadar açıp boşa akıttığım sular geldi aklıma, ben öyle rahat su kullanırken evimde, başka bir bölgede bir kardeşim böylesi susuzluk çekiyordu demek ki, diye düşündüm. Allah, bilmediğim bir hayatı öğretiyordu zorluklarla. Bunun bir imtihan olduğunu düşünüp halime hamd ettim. Sonrasında böylesi bir susuzluk yaşamadım evet, fakat bu olay bana, yaşamayı istediğim ortamda zorluklarını görüp kabul ederek kalmam için yaşatılmıştı…
2) Elektrik sıkıntısı. Bazen bir kaç ay hiç elektrik olmaz. Elbette çaresi bulundu, her mahallede büyük jeneratörler var ve bu jeneratörlerden elektrik satın alıyoruz. Satın aldığımız ampere göre para ödüyoruz. Ve günün sadece 7 saati jeneratör çalışıyor, yani 7/24 elektrik yok. Herkesin tercih ettiği 2 amperdir ki, aynı anda buzdolabını, fırını, çamaşır makinasını çalıştırmak mümkün değil elbette. Önceliğimize göre neyi kullanacaksak o anda sadece onun fişi takılır diğerleri ise kapatılır. Bu sebeple de nizami elektrik geldiğinde çocuksu bir sevinç olur tüm bayanlarda. Çünkü o anda elektrikle yapabileceği her işini yapar. Buzdolabı çalışırken fırına istediği bir kek ya da böreğini koyup pişirirken, çamaşırlarını da makinada yıkayabilir 🙂
3) Gezmeyi çok seviyorsanız ki, birçok kadın gezmekten alışverişe gitmekten çok hoşlanır, bunu da burada yapamazsınız. En fazla şöyle olur ki, çok yakında oturan bir arkadaşınıza ziyarete gidebilir ya da uzakta olan bir arkadaşınızı ziyarete eşiniz götürür. Alışveriş ise bulunduğunuz yerde bir pazar kuruluyor ise yine eşinizin refakatiyle gidebilirsiniz. Onun haricinde “Ben bir çarşı pazar dolaşıp geleyim.” deme lüksünüz yok!
4) Uzun süreli olmasa da tek kalabilmelisiniz. Bu çok önemli çünkü ribata ya da ameliyeye giden eşinizin oralarda daha rahat olması ve aklının sizde kalmaması lazım. Bu konuda eşinize sıkıntı oluşturmanızdansa kendi memleketinizde kalmanız daha yerinde bir karar olacaktır. Bu da sorun mu diyenler olabilir, bir mücahidin eşiyle kalırım da diyebilirsiniz. Fakat uzun vadede bu ciddi sıkıntılar oluşturup kardeşlik hukukunuzu da zedeleyebilir.
5) Yoğun çatışma ve bombardıman seslerine de alışmalısınız. İlk başlarda biraz korkutucu oluyor evet, sonrasında cihadın tabiatında zaten bunlar var diyerek normalleştiriyorsunuz gözünüzde. Elbette bu duruma alışamayanlar korkanlar da oluyor ki bu çok da yanlış değil. Zira cihad kadına farz olmadığı için fıtratına da bazı şeyler aykırı olabiliyor, daha nayif olduğu için bu durumu kaldıramayabiliyor.
Not: Şuanda bu bölümleri yazarken son 3 gündür yalnızım ve gün boyu jetler dolaştı tepemizde. Her attığı bombanın basıncı ile kapı ve pencereler açılıyor. Hal-i hazırda yazarken bile 2 kez şiddetli patlama oldu.
6) Her canınız sıkıldığında ya da ailenizi özlediğinizde “Ben bir Türkiye’ye gideyim ailemi ziyaret edeyim.” deme lüksünüz de yok! Bu durumu da kabullenmeyi bilmeniz lazım. Bazen öyle bir haber alıyorsunuz ki o anda memleketinizde olmak istiyorsunuz. Fakat sınırda yaşanılan sıkıntılar nedeni ile gidemiyorsunuz çoğu zaman… Kendi yaşadığım bir olay var ki o da şu. Annemin hastaneye yatırıldığını duyduğumda, sınırda yaşanılan ciddi sıkıntılar vardı. Ve gidememiştim. Ve 10 gün sonrasında ise bir arkadaşım mesaj atıp annemin vefat ettiğini haber Verdi. Hâlâ içimde yaşadığım bir acıdır bu. Annemin son yolculuğunda yanında olamamak… Fakat bir tesellimiz var ki o da, Allah için dünyada iken feda ettiklerimizle cennette ebedi âlemde birlikte olacağız biiznillah.
Evet, listeyi daha da uzatabilirim fakat bu kadarının şimdilik yeterli olacağını düşünüyorum. Aslında Mücahidlerin karşılaştıkları zorluklar ve yaşadıkları acı tecrübelerin karşısında biz bayanların yaşadıklarına zor demek abes oluyor. Fakat maalesef bunları yazmam da gerekiyor. Çünkü bir heves ve heyecan ile buraya gelen ve burada mücahid olan eşine ciddi sıkıntılar yaşatanlara da şahid oluyoruz. Daha öncede dediğimiz gibi zor yola kolay insanlarla çıkılmaz. Zoru kabul etmek, imtihanlara göğüs germek, sabretmek gerek. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın…
Twitter: @Ahde_Vefa__

Zeynep İslam / Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak