Kategoriler
Ana SayfaKadın ve CihadSuriye Günlükleri 3: “Şehid (inşaAllah) Ebu Yusuf Turki Anısına”

Suriye Günlükleri 3: “Şehid (inşaAllah) Ebu Yusuf Turki Anısına”

Suriye Günlükleri 3: “Şehid (inşaAllah) Ebu Yusuf Turki Anısına”

Bu Günlükleri kaleme almamızın ve anlatmamızın birçok nedenleri var elbette. Fakat en büyük sebebi ise; Cihad beldelerinde yaşayan mücahid eşlerinin hayatlarına şahid kılmak, yaşanılan zorlukları gözler önüne sermek. Yani cd’lerde izlenilen cihad görüntüleri ile gerçek hayattaki zorlukları karşılaştırmanız, ve bir heves uğruna ‘’mücahid bir eşim olsun ve cihad topraklarında beraber yaşayalım’’ diyerek ailenizi terk etmeden, onlara sırtınızı dönmeden önce bu hayatı öğrenip ona göre karar vermeniz. Zira bizler burada mücahidlere ayak bağı olmak için değil, onların günlük hayatlarında ki yükü hafifletmek için buradayız.
Suriye Günlükleri 3: Şehid Ebu Yusuf Turki Anısına
Allah yolunda öldürülenlere; ölüler, demeyin. Bilakis onlar, diridirler, ama siz farketmezsiniz. Bakara / 154)
Suriye içerisindeki hicretim devam ediyor. Tel-Rıfat’tan sonra da bu kez İdlip Rif-Muhendisin Bölgesine Taşındım.
Tel-Rıfat’ın aksine burada yalnız değildim, eşimin de işi icabı bulunduğu Ebu Yusuf Kanas okulu burada olduğu için en azından akşamları artık tek değildim, Rif’e geliş sebebimde aslında buydu.
Ramazan ayının birinci günü taşınmıştım Rif’e. Eşim birkaç gün geçtikten sonra dedi ki; “makara iftar ve sahur için yemek yapabilir misin?”  Çok sevinmiştim ilk defa bir işe yaradığımı,yarayacağımı düşünerek tabi ki memnuniyetle diyerek makar için iftar ve sahur hazırlamaya başladım. Ramazandan sonra da elimdeki tüm imkanları kullanarak kardeşlerim için pastalar, poğaçalar, tatlılar yapıyordum büyük bir sevinçle.
Adım adım gelen şehadet ve ona şahidlik etmek…
Yerli ve Yabancı basının son dakika haberi olarak geçtiği, Abd’nin ışid’i bahane ederek Suriye’ye gireceğini açıkladığı ve o gece sabaha karşı, Ebu Yusuf kanas okulunun vuruluşuna ve şehidlerin o mis kokusuna şahidlik eden belki de tek kadın bendim…
Yusuf abi, bazı günler emniyet için bizim evde kalıyordu. Sabah kahvaltılarını yapıp eşimle beraber gidiyorlardı.
Ebu Yusuf Şehid olmadan 2 gün önce yine bizde kalmıştı. Hatta o gece o kadar çok sıcaktı ve sivrisinek vardı ki Yusuf Abi uyuyamamıştı. O gün Sabah namazından sonra yatmayıp, elimdeki imkânlar dâhilinde Yusuf abiye güzel bir kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdim. Son kez hazırlayacağımı bilmeden. Gece çok uyumadıkları için her zamankinden biraz daha geç kalkıp daha uzun bir süre kahvaltı sofrasında oturmuşlardı. Birçok konu hakkında eşim ve Yusuf abi konuşup istişare etmişlerdi o gün. Hatta eşim Hama’ya gitmek istiyor Yusuf abi ise müsaade etmiyordu, o gün onu da konuşmuşlardı. Yusuf Abi Eşime, ”şu işler bir yoluna girsin, bu süreçte yanımda olmanı istiyorum sonrasında gidersin inşaAllah” demişti. Eşimde tamam inşaAllah diyerek konuyu kapatmışlardı.
Onlar evden çıktıktan sonra Yusuf abinin yatağını toplamak odayı düzenlemek için odaya girdiğimde tuhaf ama bir o kadarda güzel bir koku vardı içeride.
Akşam eşim geldiğinde şakayla karışık dedim ki; “Yusuf Abi yakında şehid olacak herhalde.” Eşim, “nerden çıkardın şimdi bunu, daha yapacak çok işimiz var, şehid olsun da, olalım da, ama inşaAllah çok sonra” dedi. Ben de neden öyle dediğimi açıkladım, “Yusuf abinin odası misk kokuyor daha önce böyle bir koku duymamıştım ondan dolayı öyle dedim.” Diyerek.
Ve 2 gün sonra;
O gün Yusuf Abi makarda bulunan kardeşlere bir şaka yapmıştı, tabi ki ben bunun şaka olduğunu sonradan öğrendim. Yusuf Abi telsizde ; ”Herkes jöbesini giysin hazırlanın adamlar kapının önüne kadar gelmiş çatışmaya hazır olun” diye anons geçiyordu. Çok korkmuştum bunu dinleyince, hemen Kur’an okumaya dua etmeye başladım, korku ve endişe ile. Fakat sonraki konuşmalar normal seyrinde devam edince şaşkın şaşkın eşimin eve gelmesini bekledim.
Eşim o gece geç saatte gelmişti, neden geç geldiğini sorduğumda da (o gece şehid olan bir arkadaşı) “Ebu Şamil’le muhabbet ettik, saatten haberim yoktu” dedi.
Son kez telsizde Şehid olan kardeşlerimin birbirleri ile muhabbetlerine, şakalaşmalarına şahidlik ediyordum. Son olarak Ebu Yusuf’u duymuştum ki uyuya kalmışım.
Gece 03:30 – 04:00 arası…
Şiddetli bir basınç ve patlama ile uyandım. Eşim; “Allahu Alem ABD vurdu” diyerek avluya koştu. Ben bir dakika kadar yatakta şok halinde oturdum kaldım. Telsizde bir kardeş ağlamaklı bir şekilde Ebu Yusuf’u ve makarda ki kardeşleri anons ediyor fakat kimseden bir cevap alamıyordu. Bir terslik olduğunu anlayıp bende eşimin yanına koştum.
Bir kaç yerden dumanlar yükseliyordu gökyüzüne. Eşim hüzünlü bir şekilde, “bunlar bizim makarlar, ve böyle güçlü bir silah Esad’da yok muhtemelen ABD eşzamanlı atış yaptı” diyerek makara gitti.
Hayatımda ilkleri yaşıyordum, ne yani daha bir kaç saat önce birbirleri ile şakalaşırken dinlediğim kardeşlerim şehid mi olmuştu. O an ki yaşadığım acıyı ömrüm boyunca unutmayacağım. Sanki kör bir bıçakla kalbim yerinden sökülüyormuş gibi canım yanıyordu.
Son bir umut dua ediyordum Rabbime, Allah’ım kardeşlerim hayattadır ve onlara bir zarar dokunmamıştır inşaAllah diye, hem ağlıyor hem dua ediyordum.
Sabah 7 gibi eşim eve geldi. Son bir umut sordum; “Ebu Yusuf abi, Ebu Şamil, Zaza ve diğerleri şehid mi hepsi?”  Eşim, “evet şehidler, Allah Şehadetlerini kabul etsin” dedi kan olmuş kıyafetlerini değiştirirken.
Bir kardeş telsizden ‘’abi, Ebu Yusuf’u getirdik kapıdayız’’ dedi. Sevinç ve şaşkınlıkla Yusuf abinin yaşadığını fakat yaralı olduğu için bizim eve getirdiklerini düşündüm. Eşime sordum, “yaralı mı abi?” dedim. “Hayır, cenazesini getirdiler birkaç saat burada kalacak sonra defnedeceğiz, şuan çok yoğunuz henüz enkazdan çıkaramadığımız kardeşler var” dedi.
Pencereden Yusuf abinin avluya yatırışını izledim, eşim bir battaniye istedi cenazeyi kapatmak için. Verdim ve cenazeyi örttüler.
Artık Yusuf abinin cenazesi ve ben yalnız kalmıştık. Başına gidip ağlayarak ‘’Abi kalk düşmana inat kalk daha yapacak çok iş var, daha yetiştirilecek çok mucahid var’’ diyerek dakikalarca başında oturup Yusuf abimin cansız bedeni ile konuştum.
Sözünde sadakat gösteren yiğitlerden biri avlumda yatıyor, kimbilir vaad edilen hangi güzelliği yaşıyordu o anda. Sonra Yusuf abinin yattığı odaya gittiğimde odada bulunan kokunun daha da arttığını fark ettim öyle ki tüm evi kaplamaya başlamıştı. SubhAnallah! Şehidlerin cennet kokularına şahid kılan Rabbe şükürler olsun…
Ve büyük bir patlama daha oldu enkaz alanında. Dumanlar yükselirken gökyüzüne, eşimin ve diğer kalan kardeşlerin de artık bu olayda şehid olduklarını düşündüm. Elim ayağıma karışmış bir şekilde ne yapacağımı düşünüyordum. Hatta çok ağladığım için bir ceza olarak bile düşündüm bu olayı. Avluda telaşla ne yapacağımı bilmeden bir o tarafa bir bu tarafa koşarken telsizden eşimin sesini duydum. ‘’enkaz alanlarında işi olmayan kalmasın, tek noktada toplanmayın, şimdiki hedef enkazlar’’ Eşimin sesini duyunca bir nebzede olsa sakinleşmiştim fakat yine kaç can gitti diye de düşünmeden edemiyordum.
Sabahki olayda ise 10 kardeş daha şehid olmuş, açık alanda oldukları için bir çoğunun cesedi tanınmaz hale gelmişti.
Saatler ilerledikçe, tahribatın da ne kadar büyük olduğuna şahidlik ediyordum. Enkazdan çıkarılan eşyalar, silahlar ve şehid olan kardeşlerin şahsi eşyaları bizim eve getiriliyor ve her gelen eşyada duyduğum o misk kokusu evi kaplıyordu. Geride kalan kardeşler, getirilen eşyaları avluya yerleştiriyor, şahsi olan eşyalar ise evin içine koyuluyordu. Şehid kardeşlerin kana bulanmış eşyalarını temizliyordum ellerim titreyerek. Ve düşünmeden edemiyordum. Cihaddan uzak kalanların sığındıkları bir söz var malumunuz, Mücahidlerden için ‘’onlar kolayına kaçıyor, asıl cihad burada nefisle yapılan cihaddır’’ diye. Eğer nefisle yapılan cihad en büyük cihad ise onu da yine mücahidler yapıyordu. Kolay mıydı cihad beldelerinde her an ölümü bekleyerek yaşamak, canının istediği her şeyi yiyememek, sahip olamamak, sevdiklerinden memleketinden uzakta yaşamak? Kolay mıydı? Kolay değildi elbette, fakat onlar ‘’ Ey iman edenler, sizi acı bir azabdan kurtaracak bir ticareti size haber vereyim mi? Allah’a ve peygamberine iman eder, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz. Eğer bilirseniz; bu sizin için çok daha hayırlıdır. O; sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel yerlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.’’(saff suresi/10-11-12) Ayetinde geçen en hayırlı ticareti yaparak, fani dünyayı arkalarına atıp, yalnız ve yalnızca ilay-ı kelimetullah için yaşamayı ve bu uğurda ölmeyi seçen yiğitlerdi….
Onlar ki, akşam mücahid vasfı ile yatıp, gözlerini baki âlemde makamların en güzelinde açan, Şam cihadının kutlu şehidleri olmuştu. Ey Ebu Yusuf ve beraberindeki 26 Şehid Kardeşim, Şehadetiniz kabul mekanınız Firdevs olsun… ‘’ Şübhesiz ki onlar, Rablerine îmân etmiş gençlerdi; ve (biz) onların hidâyetlerini artırdık. Kehf sûresi / 13’’
Geride kalan kardeşlerin ve enkazdan çıkarılan eşyaların bizim eve getirilişinden dolayı, tedbir olarak avluda bulunan havuzun altındaki müştemilatta yatmıştık o gün. Olası bir saldırıda en az hasarla kurtulabilmek için. Vurulabilme ihtimalini çok yüksek tuttuğum için, uyumadan önce abdestimi alıp hicabımı giymiştim, sabah gözlerimi neye ve nasıl açacağımı bilmeden teslim olmuş bir kalp ile yattım.
Ve geride kalanların imanlarına, teslimiyetlerine şahid olmak…
Normal bir ölüme bile şahid olduğunda insan, günlerce etkisinden kurtulamayıp psikolojisi bile bozulurken, bu nasıl bir imandı ki, sebatla cihada kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Günlerce enkazdan çıkarılan silahları temizlediler sabahtan akşama kadar. Birbirlerini teselli ediyor, şehid olan kardeşleri ile olan muhabbetlerini yâd ediyor, neşidlerle ve Kur’an okuyarak işlerine devam ediyorlardı…
Geride kalan kardeşler için yeni bir makar aranıyor fakat vurulma korkusundan dolayı kimse ev vermiyordu. Mücahid kardeşlerin bizim orada kalmalarından, eşimin ise yoğun gündeminden dolayı daha fazla orada ayak bağı olmamak adına, kardeşlerin daha rahat kalmaları, eşimin ise işlerini daha rahat yürütebilmesi için, kalbimi ve gözümü ardımda bırakarak Türkiye’ye döndüm….
 
Twitter:@Ahde_Vefa__

Zeynep İslam / Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak