Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetSahi, rahatsız olup olmadığımı mı sormuştunuz?

Sahi, rahatsız olup olmadığımı mı sormuştunuz?

Sahi, rahatsız olup olmadığımı mı sormuştunuz?

Kapı açıldıkça rüzgârın ıslık çalışı duyuluyor. Kapının kapanmasıyla sadece insanların birbirine karışmış ses uğultuları.
Buraya geldiğimden beri kapının açılıp kapanma sesi beraberinde gelen rüzgârın ıslık çalan sesini bastıramadı hiçbir ses. Her kapı açılmasında biraz daha odaklanıyorum rüzgârın ıslık çalan sesine.
Vakit akşamüzeri….
Derken daha kapı açılmadan bir ses dikkatimi dağıtıyor.
Tak, tak, tak…
Kapı kapalı.
Daha kapı açılmadan duyduğum bu ses dikkatimi çekiyor. Arkasında kahkahalar eşliğinde gülme ve konuşma sesleri. Kapının açılış sesi, rüzgârın ıslık çalışı bitiyor. Sadece kahkaha ve ayak seslerini duyuyorum…
Arkama dönüp baktığımda ilk olarak odaklandığım nokta ayaklar; bir çift kırmızı, bir çift siyah dört adet topuklu ayakkabı. Bakışlarımı biraz daha yukarı çıkartıyorum. Çıkarttıkça mahcup oluyorum. Çıkarttıkça üzüntü duyuyorum. Çıkarttıkça, “gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar” (Nur 31) ayetini hatırlıyorum…
Önüme dönüyorum, yüz ifademden anlaşılmış olmalı bir şeylerin ters gittiği. Yanımdaki genç kız:
“sen de rahatsız oldun değil mi?” Diye soruyor.
Nasıl rahatsız olmayalım, rahatsızlık duymayalım…
Bir ortama girdiğinde herkesin kendine çeki düzen verdiği, bakışlarını geri çektiği Müslüman hanımlar olmaktan çıkıp, kişiliğinden önce dişiliğini sergileyen, yürüyüşüyle, kahkahalarıyla odak noktası haline gelmişiz.
Başörtüsü ibadet biçimi olmaktan çıkmış, aksesuar haline bürünmüş. Ne Müslüman bir hanımın zarafetini taşıyoruz üzerimizde ne de edeple sesimizi kısışlarımızdan eser kalmış.
“Müslüman hanımlarız buradayız” diye sırf “Müslüman hanım baskısı yaşayıp evlere kapananlardan değiliz” demek pahasına elimizi atmadığımız hiçbir şey kalmamış.
Tam da yapılmak istenen şeyin odak noktasında tıkanıp kalmışız. Neyin ispatıyız biz, topuklusunu da giyen, kahkahasını atan, özgür, kadınları evlere kapatmayan bir İslam’ın mı?
Kalbi temiz tutmanın yeterli olduğu, başörtü boylarından kısınca, pantolonları daraltınca, feraceleri, pardösüleri çıkarınca imandan kısmadığımız, takvanın azalmadığı İslam’ın mı?
Bu mu gerçekten, bu mu?
Etrafıma göz gezdiriyorum hafifçe. Tüm insanların gözü kahkahalar eşliğinde yerlerine oturan iki tesettürlü hanımın üzerinde.
Sahi tesettür ne demekti? Tesettürlü olmak neyi gerekli kılıyordu? Bir hanıma ne gibi sorumluluklar yüklüyordu? Müslüman hanımların tesettürü sadece başında mı olmalıydı?
Bir kadının tesettürü aynı zaman da bakışında olmalıdır. Bir kadının tesettürü aynı zaman da oturmasında olmalıdır. Bir kadının tesettürü aynı zaman da yürüyüşünde olmalıdır. Bir kadının tesettürü aynı zaman da konuşmasında olmalıdır. Bir kadının tesettürü aynı zaman da bir ortama girişindeki ağır başlılığında ve vakarında olmalıdır.
Tesettür hanımların a’dan z’ye her şeyine yansımalı.
Tesettür hanımların üzerinde mahremi dışında koruyucu kalkan görevini görürken, tesettürlü hanımların hareketlerindeki, oturmasındaki, konuşmasındaki herhangi bir pürüz bunu dağıtıp tesettürün ruhunu delip geçen bir unsur haline gelebilir.
Kadının tesettürü bakışlarını haramdan sakınarak, oturmasındaki özenle, yürüyüşündeki mütevazılık ve konuşmasındaki ağır başlılıkla tamamlanmış olur.
Hanımların konuşmasın da, oturmasın da, yürümesin de, bakışın da olması gereken bu tesettür erkeklerinde üzerinde taşıması gereken bir kaide. Hanımların dikkat etmesi gereken, hal ve tavırlarına yansıtması icap eden tesettür, erkeklerin de aynı zaman da dikkat etmesi gereken bir duruş.
Ayet ve hadislerin ışığında şekillenmesi gereken tesettür anlayışımız modacıların eliyle şekillenmemeli.
Konserlerde bağıra bağıra şarkı söyleyen, boy gösteren tesettürlü güzellerimizle, nargile cafeler de vakit öldüren, sigara içen, nargile çeken genç delikanlılarımızla konserler ve nargile cafeler dolarken hangi kavramlar aşınıyor, hangi değerlerin içi boşaltılıyordu?
Kafamdan geçen onca soru ve cevapla tekrar masaya dönüyorum. Buraya geldiğimiz ilk andan beri yürüyüşlerini sessizlikle, kahkahalarını ufak bir tebessümle, görünümlerini hiç bir uzuvları belli olmayacak şekilde örtmüş olan genç hanımlara odaklanıyorum.
Sahi, rahatsız olup olmadığımı mı sormuştunuz?

Selma Ülger

Twitter: @selma_ulger

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak