Kategoriler
Ana SayfaKadın İlmihaliRenkli peçe takmak caiz midir?

Renkli peçe takmak caiz midir?

Renkli peçe takmak caiz midir?

Soru: Selamun aleykum, bayanların dışarda renkli peçe takmaları caiz midir?
Cevap: Ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve berekatuhu. Hamd Allah’a mahsustur.
Allah (celle celeluhu) şöyle buyuruyor:

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ

“Mü’min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Görünen kısımlar hariç ziynetlerini göstermesinler. Örtülerini de yakalarının üzerine kadar indirsinler ve ziynetlerini göstermesinler…” (en-Nur, 31)
Ve şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ

“Ey Nebi! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına de ki: Cilbablarını üzerlerine giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur.” (el-Ahzab, 59)
Mümin kadının yüzünü yabancı erkeklerden örtmesi hususunda vacipliğinde ihtilaf vardır. Doğru olan vacip olmasıdır. Buna bu ve başka ayeti kerimeler, sahih sünnet ve sahabe sözleri delildir.
Soru bil husus peçeyle alakalı olduğu için burada bu ihtilafa girip hicabın vacipliğini ispat etmeye ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.
Fakat bu iki ayeti kerimeden İslam dininde kadınlar için varit tesettür hükmünün iki esasi illetini çıkartabiliriz:
Birincisi: Mü’min kadınların ziynetlerini Şari’nin beyan ettiği surette istisna ettiği kişiler hariç göstermemeleri.
Ve ikincisi: Kadının Rabbine itaatkâr kul olarak tanınması.
Binaen aleyh yüzünü erkeklerden gizlemekle mükellef olan kadındır. Mü’min erkek yabancı kadının yüzüne bakmama emriyle mükellef olduğu kadar Mü’min kadın da yüzünü yabancı erkeklere göstermemekle ve erkeğin bakışlarını kendi üzerine çekmemekle mükelleftir. Bunun için “ziynetlerini göstermesinler” denilmiştir. Peçenin gayesi altında yatan ziyneti gizlemektir. Peçeyi takan mü’min kadının da gayesi Rabbinin emrine itaat edip rızasını kazanmak için ziynetini (yüzünü) yabancı erkeklerden gizlemesi olmalıdır. Ama eğer peçe kendisi ziynet olup erkeklerin bakışlarını celb ederse veya peçe, altında yatan ziynete güzellik katıyorsa o zaman ilahi emrin maksadı yerine gelmiş olmaz.
Bundan ötürü renkli peçe erkeklerin dikkatini çekecekse takılması caiz olmaz. Bu özellikle renkli peçe yüzü tam gizlemiyorsa söz konusudur. Mesela beyaz, sarı gibi açık renkli olması hasebiyle tam kapatmayan peçeler gibi. Bu peçeler belki şeffaf değildir ama kumaşı ince ve açık renkli olduğu için tam kapatıcı olmayabilir. Bu tür peçelerin takılması caiz değildir. Bir de peçe diğer giysilerle görsel bir uyum içinde olması için veya görsel bir karşıtlık oluşturmak için renkli olarak seçilirse o zaman da “ziynetlerini göstermesinler”emrine aykırı davranmış olur.
Bu bağlamda burada bir uyarıda bulunmak isterim. Şayet kadın peçeyi güzel görünmek için veya daha genç görünmek için taksa ilahi emre muhalefet etmiş olur. Çünkü ilahi emir ziynetlerini göstermemesidir. Belki değerli Müslüman bacılarım bana itiraz edip “peçe takan bir bayan nasıl güzel görünmeyi kast edebilir ki?” diyebilir. Ben de derim ki: “Vakıa ve gördüklerimiz sizin aleyhinize şahittir!” Maalesef bu zamanlarda artık peçeli bacılarımızda da bedeni teşhir eden üst giysiler ve gözlerin güzelliğini tam manasıyla ortaya koyan Arabistan’dan ithal peçeleri çokça görür olduk. Hem bazı bacıların kendi itiraflarıyla ve hem de Müslüman erkeklerin şahitlikleriyle “tekli, bağlamalı peçe” olarak bilinen peçelerin çekiciliği sabittir. Şayet bir bacı bu tür peçeleri daha güzel görünmek için veya daha genç görünmek için takıyorsa bilsin ki Rabbine itaat etmemiştir. Yok, ama bu tür peçelerde daha çok rahat ettiği için takıyorsa bilsin ki bu peçeler taşıyıcısını daha güzel ve çekici yapıyor ve muhakkak kendine sahip çıkamayan erkeklerin bakışlarını cezb ediyor.
Sonra… Allah celle ve ala bu ümmetin hür müslüman kadınlarına tesettürü ve tesettürün bir parçası olarak peçeyi “tanınmaları ve incitilmemeler için” emrettiğini buyuruyor. Burada zahirde bir müşküle var. Zira tesettür gizlediği kadını tanınmaz hale getirirken nasıl tanınabilir yapabilir ki? Bunun cevabı: Allah (subhanehu ve teâlâ) tesettür emrine boyun eğen ve itaat eden kadına adeta yeni bir kimlik veriyor. İnsanlar arsında değişken ve farklılıklar içinde olan zahiri değerlerin yerine itaatkâr kadına insanların yanında umumen makbul ve muhterem olan iffet, vakar ve güç elbisesini giydiriyor. Altında kim olduğu belli olmayan o siyahlara bürünmüş kadın en saf haliyle şeriatı temsil ediyor. Dolayısıyla tesettür itaatkâr kadın kulu asi kadın kuldan temyiz ediyor. Böylece hakiki tesettür sahibi kadınlar belli oluyor. Allah katında itaatleriyle ve iffetleriyle belli oluyorlar ve beşer arasında iffetleri ve dokunulmazlıklarıyla belli oluyorlar. Bunun için Ebu Hayyan(rahimehullah) şöyle der: أَنْ يُعْرَفْنَ (tanınmaları için), yani iffetle örtülmüş ve gizlenilmiş olmalarından ötürü kimse onlara sarkıntılık yapmaz. Çünkü kadın tam manasıyla tesettürde ve kapalı olduğu zaman kimse ona yaklaşmaz. Açık, saçık olan kadının tersine. Onu erkekler arzular.” (el-Bahru’l-Muhit, 8/504)
Bu manada da renkli peçeler ilahi emre uygun olmayabilir. Zira bir bölgenin örfünde renkli peçe veya üstten bağlamalı tekli peçe aslen kullanılmıyorsa o zaman taşıyıcısını tesettürlü kadın olarak tanınmasını sağlamayabilir. Bunun için Şari tesettürün rengini ve şeklini belirlememiştir. Çünkü giyim adetleri bölgeden bölgeye farklıdır. Şeriat tesettürün kalıplarını belirlemiştir ama maddesini örfe bırakmıştır. Buna bu ayeti kerime delildir. Zira kadınların giydikleri zaman tanındıkları izzet ve takva elbiseleri (tesettür) beldeden beldeye değişiyor. Mesela Türkiyeli Müslümanların adetlerinde renkli peçe de yoktur üstten bağlamalı tekli peçe de yoktur. Türkiyeli Müslüman kadınların örfünde siyah, başı, yüzü dâhil bütün üst bedenini kapatan “sufle” olarak tabir edilen tek parça cilbab vardır.
Bu sözlerimden peçe takan bacılarım onları takva üzere görmediğimi veya iffetsiz gördüğümü çıkarmasınlar. Kast ettiğim bu değildir. Benim demek istediğim sadece şudur: Renkli veya sade siyah tekli peçe takmak bu ülkenin örfüne uygun değildir. Bunun için bu tür peçeleri takan bacılarımız halk tarafından garipsenebiliyor ve dindar bir kişi olarak değil de bir örgüt mensubu olarak algılanabiliyor.
Bu dediklerime son zamanlarda bazı bacılarımın başına gelenler şahittir. Bazı bacılar peçe taktıkları için IŞİD’çi olmakla kötülenmiş ve eziyet görmüşlerdir. Bunun için bazıları bana peçe yerine sufle takmanın caiz olup olmadığını sormuşlardır. Çünkü sufle taktıkları zaman aynı tepkiyi almıyorlarmış.
Ne kadar garip? Birkaç sene öncesine kadar peçe diye bir şey yoktu bu ülkede. Şimdi ise peçe yerine sufle takmanın caizliği soruluyor!
El mühim, muhterem bacım yukarıda dediğim gibi Şari umumen tesettür için ve hususen konumuz olan peçe için bir renk belirlememiştir. Bu konuda ne bir ayet ve ne bir hadis yoktur. Bunun için Şari tarafından belirlenmiş tesettür ölçülerine riayet eden her renkte peçeyi takmak caizdir.
Bununla beraber doğru olan Müslüman kadının tesettür renginin siyah olmasıdır. Bunun birkaç sebebi vardır:
Birinci sebep: Şeri hükümlerin uygulanmasında Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)’den sonra ilk derecede ölçü sahabedir radıyallahu anhum. Sahabiyat radıyallahu anhunne’ye baktığımızda ise tesettür renklerinin siyah olduğunu görüyoruz.
İmam Ebu Davud (rahimehullah)’ın kendi senediyle tahriç ettiği hadiste Ummu Seleme(radıyallahu anha) şöyle diyor: “ Cilbablarını üzerlerine giysinler” ayeti nazil olduğunda Ensar kadınlar örtülerinden dolayı sanki başları üzerinde kargalar varmış gibi dışarıya çıktılar.”
Ve İmam ibni Ebu Hatim (rahimehullah) babası İmam Ebu Hatim (rahimehullah)’ın senediyle tahriç ettiği hadiste Aişe (radıyallahu anha) şöyle diyor: “Kureyşli kadınların fazilet vardır. Lakin vallahi Ensar kadınlardan inmiş olana daha çok iman eden ve Kitabı daha çok tasdik eden kimse görmedim. “Örtülerini yakalarının üzerine kadar indirsinler”ayeti nazil oldu. Erkekleri evlerine dönüp Allah-u Teâlâ’nın kendilerine kadınlar hakkında bu ayeti indirmiş olduğunu onlara bildirdiler. Herkes bu ayeti karısına, kızına, kız kardeşine ve akrabasına okudu. Onlardan hiçbir kadın kalmayıp hepsi Allah-u Teâlâ’nın Ki­tabından indirmiş olduğuna iman etmiş ve onu doğrulamış olanlar olarak işlemeli örtüleriyle başlarından aşağıya örtündüler. Sabahleyin namazda Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in arkasında baştan aşağı örtülü olarak durdular. Sanki başları üzerinde kargalar vardı.”
İbni Kuteybe (rahimehullah) “Ğaribu’l-Hadis”inde şöyle der: “Başları üzerinde kargalardan kast ettiği örtülerin siyah kıldan olmalarıdır. Bunun için başları üzerinde sanki kargalar varmış gibi göründüler.” (Ğaribu’l-Hadis 2/454)
İkinci sebep: Şeriatın hüküm tayin etmediği yerde örfe bakılır. Bizim örfümüzde tesettürün rengi ihtilafsız siyahtır.
Üçüncü sebep: Siyah renk en çok kapatan, en çok gizleyen, yabancı bakışları en çok def eden ve dindar kadını “kara çarşaflıyı” en çok belli eden renktir. Ve bunun için mutlak olarak tesettür emrinin maksadına en uygun olan renktir. Allah-u Âlem.

Tarık Ebu Abdullah / Nakil Kürsüsü

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak