Kategoriler

Peçe Risalesi

Peçe Risalesi

Selamların en güzeli ile..
Peçe; erken yaşlarda veya diğer bir deyişle ergenlik (11-25 yaş arası) çağında kolaylıkla kabullenilen, şiar haline getirilen bir “şey” iken, beraberinde getirdiği zorluk ve meşakkatler sebebiyle çoğu zaman içi boşaltılan, anlam zemini kaydırılan ve mecrasından saptırılan bir “şey” haline gelmiştir.
Peçeli olmaya karar vermek; bir iman halidir, bir coşkuya kapılmak, bir sevdaya tutulmaktır..
Fakat hemen ardından sabır ve sebat imtihanları gelir.. İman sorularla, coşku hayatla, sevda da gerçekçilik ve realiteyle karşı karşıya kalır..
Onun için peçe yapıp da sonradan vazgeçenlerin sayısı, inanın peçe yapmaya devam edenlerin sayısından çok çok fazladır.
Şu halde peçe nedir? Neden yapılır? Ne amaçlanır? Bu sorulara yanıt bulmalıyız:
1-Neden Peçe?
Kişinin erken/ergen yaşlarında kendisini tanıması, reflekslerini, yönelişlerini, bunların heves veya kalıcılık orantısını bilmesi çok zordur.
Büyük bir coşkuyla bana peçe yapacaklarını müjdeleyen sevgili kardeşlerim, bu haberin beni sevindirmesinden çok düşündürmesine mutlaka şaşırmışlar, kendilerince pek anlam verememişler ve belki beni suçlamışlardır. Fakat maalesef İslam yolculuğunun daha başında olan ve coşkuyla erken kararlara atılan pek çok kardeşimiz, bırakın peçeyi, bugün başörtüsünü zor taşır duruma gelmişlerdir..
Peki erken/ergen yaş grupları neden peçe yaparlar?
a-İslam’la henüz yeni tanışmıştır ve hidayetine vesile gördüğü kimseler “peçeli” ablalardır. Gençler bu yaşlarda iç dünyasından çok dış görünüş ve tarzı taklit eder, modellerler.. Bir ergenin giyim-kuşam tarzından ilgi alanını ve örnek aldığı kimseleri tahmin etmek hiç de zor olmayacaktır.
b-Yeni bir arkadaş veya arkadaş grubu edinmiştir. Yeni bir eğitim kurumuna, kurs, cemaat veya derneğe katılmıştır. Girdiği çevre tarafından kabul görmek ve “onlardan” olmak için peçe yapmıştır.
c-Aile-eş baskısı sebebiyle yapmıştır. Ki ben böyle birini hiç duymadım. Başörtüsü konusunda baskı yapan aileler mutlaka vardır ve olacaktır. Fakat peçe baskı kaldırmayacak kadar “aykırı” (!) bir şeydir, diye düşünüyorum..
d-Konuyu araştırmış, istişare etmiş, sebep-sonuçlarını tahlil etmiş ve “teslimiyet-rıza-sabır” üçgeninde işe niyet etmiştir.
İşte biz, sağlıklı çıkış noktası olarak bunu kabul ediyoruz.
2-Peçenin anlamı/fıkhı öğrenilmiş midir?
“İlm-i Hâl” denilen literatür fıkıhta; “Kişinin bulunduğu halin ilmini bilmesi” olarak tarif edilir..
Onun için “peçeli olma haline” niyet eden bir bayan, öncelikle bu halin ilmiyle kendisini donanımlı hale getirmelidir.
Bu vesileyle; “Peçeli kızdan” bu konunun İslam’daki yerini, önemini ve ahkamını “günlüğünde” anlatmasını temenni ediyoruz.. Böylece hem bu meselenin basite indirgenmesine, bir ayrıntı olarak görülmesine engel olur hem de öğrenmek isteyen kardeşlerimize de yardımcı oluruz inşallah..
3-Peçenin “ağırlığını” taşıyabilecek olgunlukta mıdır?
Kim ne derse desin, Peçe; tesettürün en güzel ve üstün halidir.
Peçe; yani Müslüman bir bayanın güzelliğini teşhirden vazgeçmesi..
Yüzünü tüm yabancı bakışlardan sakınması, zinetini gizlemesi..
Tabii ki dış hatlarını belli etmeyecek bollukta, dikkat çekmeyecek koyu renkte kıyafet tercih etmesi ve bunlara uygun hal ve ahval sergilemesi..
Peçesiz kardeşlerimiz abarttığımızı düşünebilirler belki.. Ya da “Siz bizi tesettürlü kabul etmiyorsunuz” diye sitem edebilirler.. Fakat durumun bir “abartı” veya bizden gayrısını “dışlama” olmadığını bizi az-çok tanıyan kardeşlerimiz mutlaka bilirler.. Bizim ailelerimiz ve arkadaşlarımız arasında o kadar çok peçesiz kardeşimiz var ki, elhamdülillah bu güne kadar hiçbirine “tesettürsüz, takvasız” muamelesi yapmadık, dahası böyle bir şeyi aklımızdan da kalbimizden de geçirmedik..
Bu kadar izahattan sonra peçeye dönecek olursak, nedir peçenin ağırlığı?
Peçeli olma halinde İslam’ın, ahlak/erdem ilkelerinin ve sosyal hayatın sizden beklentileri farklılaşır, dahası giderek çoğalır ve ağırlaşır..
Peçeli olduğunuz için yanlış yapma lüksünüz, günah işleme özgürlüğünüz yoktur, olmamalıdır da..
Peçeli kardeşlerim kızabilirler, İslam’ın hükümlerinin herkes için eşit olduğunu söyleyebilirler, toplum tarafından genele ait olan muameleyi görmek isteyebilirler.. Fakat bunların realitede yeri yoktur..
Peçeli bir kardeş, ister İslam’ın adabını tam olarak bilemediğinden olsun isterse başka bir nedenden dolayı sokakta kırıtarak yürür, yüksek sesle kahkaha atar, erkeklerle laubali konuşur, görünen “kaş-göz” kısmını boyayıp sürmeler, parfüm kullanır ve bunlara benzer “bir peçelide bulunmaması gereken halleri” ızhar ederse; bütün peçeli kardeşlerini töhmet altında bırakmaktan dolayı ağır bir sorumluluk yüklenir..
Cahillerin veya İslam düşmanlarının; “Bunların içinde neler var..” lafını söylemelerine sebep olur.. Peçenin izzetini ve vakarını zedeler..
a-Peçeli olmaya karar veren bir kız/hanım; tıpkı tesettürde olduğu gibi, İslam’ın diğer ibadet ve muamelatlarında da gözünü yükseklere dikmelidir. “Onunla benim aramda ne fark var ki, bak namazlarını geçiriyor” denilen bir peçeli, maalesef bizim kanayan yaramızdır..
Namazlarını ciddiye almayan, günlük olarak Kur’an okumayan, tesbihat ve zikir virdlerini ihmal eden, nafile namaz ve oruçlarda gözü olmayan, manevi gelişimi ve amel takviyesi için gayret göstermeyen bir kimsenin “peçelilik hali” maalesef ne inandırıcıdır ne de anlamlı..
b-Tesettür önce kalpte, zihinde ve gözde başlar. Kalbini uygunsuz (ahlaksız, gayr-ı meşru) şeylerle meşgul eden, zihninde bunları tefekkür eden ve gözünü bunlara karşı setretmeyen kimse, dışına araba çadırı gerse neye yarar?
c-Peçeli bir kız/hanım; topuz yapmaz, çatı takmaz, sürme, boya, parfüm kullanmaz, topuklu ayakkabı giymez.. Parmaklarına kocaman yüzükler, kollarına çeşit çeşit bilezik ve bileklikler takmaz.. Ellerine işlemeli kınalar yakmaz..
Peçeli kızın/hanımın gözleri etrafta dolaşmaz, ölgün ve baygın bakmaz.. Kırıtarak yürümez, kahkaha atmaz, edalı bir sesle konuşmaz..
Gayet dik bir duruşla yürür, dalgasız ve kesin bir tonda konuşur, kendisinden kaçamak da olsa bir bakış, etkileyici bir sözcük, ufacık bir gülüşle faydalanmak isteyenlerin arzularını boş bir şekilde kendilerine geri çevirir..
d-Peçeli kız/hanım; her gördüğü sakallıya “abi” demez.. Hocalarla, dernek başkanlarıyla, ev abileriyle samimi olmaz.. Onun abisi de, babası da, kocası da bellidir ve geri kalan herkes el alemin adamından başka bir şey değildir..
e-Peçeli kız/hanım; hayatı ciddiye alır, “takılmaz”.. Onun günlük programı ve yapılacak-edilecek listesi vardır..
Peçeli kız/hanım; derneklerin seminer çizelgesine, vakıfların etkinlik broşürüne göre hayatını düzenlemez.. Sempozyum, kermes, gösteri, miting kovalamaz..
Peçeli kız/hanım; çay bahçelerinde, cafelerde, umumi yerlerde kız-kıza oturup sohbet etmez.. Evlerini veya (zaruri durumlarda) Allah’ın evlerini kendilerine mesken edinir.
f-Peçeli kız/hanım için en büyük öncelik; ailedir.. Onun günlük programını anne-babasının veya eş ve çocuklarının ihtiyaçları belirler..
Peçeli kız/hanım evindeki sultanlık tahtını terk edip de sokaklardaki cariye sandalyesine oturmaz..
Onun; en iyi, yetenekli, becerikli, başarılı, pozitif, enerjik, coşkulu, sevinçli ve mutlu olduğu yeri EV’idir.. O; kalp, ruh ve beden enerjisini evine ve aile efradına seferber etmekten dolayı mutludur, Rabbinin rızasını ummaktadır..
g-Peçeli kız/hanım; asla “dışarıdaki kadın” ile yarışmaz.. Diploma sevdasına, kariyer çılgınlığına, beğenilip takdir edilme arzusuna kapılmaz..
O; en yüce ahlaka sahip olmak için didinmektedir..
Edebi ve iffetiyle, hayası ve mahcubiyetiyle eşsizdir..
Ona bakanlar “çığırından çıkmış bir kız veya savrulan/saldırgan bir kadın” değil, “İslamla bezenmiş ve güzelleşmiş bir hanımefendi” görürler..
Kısacası peçeli kız/hanım; Rabbinden razıdır..
En yüce emeli de; O’nun kendisinden razı olmasıdır..

Ummu Reyhane/ Peçeli Kızın Günlüğü

 

Paylaş:
Yorum
  • esselamun aleykum ve rahmetullah ve berakatuhu Yazılarınız ve paylasımlarınız ıcın Allah sızden Razı olsun sureklı takıp edıyorum Rabbım yardımcınız olsun

    18 Eylül 2015

Yorum Bırak