Kategoriler
Ana Sayfaİlim-İrşad“Ölümü anmanın fevkalade önemi” – Leyla Nur

“Ölümü anmanın fevkalade önemi” – Leyla Nur

“Ölümü anmanın fevkalade önemi” – Leyla Nur

Euzubillahimineşşeytanirracim

Bismillahirrahmanirrahim

“Her nefis, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” – Enbiya /35

Bu yazı özellikle Allah’a yakın olmak isterken ölümü hatırlamaktan kaçan insanlara hitaben kaleme alınmıştır.

Önce Allah’ın merhametini hatırlayalım:

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Rahmetim, gazabımı geçmiştir (kuşatmıştır).” (Buhârî, Tevhid 15, 22, 28, 55; Müslim, Tevbe 14-16)

Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: ‘Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi (kaplamış) kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım.’ – Araf /156

Bir yolculuktan dönülüyordu. Mola verilmiş, bir kadın da ateş yakarak hazırlık yapmaya başlamıştı. Ateşin alevleri yükselince kadın koşuşturan çocuğunun ateşe düşmesinden korktuğu için hemen onu bağrına bastı ve ateşe düşmesi halindeki dehşeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacağını hayal edip orada bulunan Efendimiz (asm)’e dönerek sordu:

– Sen Allah (cc)’ın peygamberisin değil mi? Efendimiz (asm) de:

– Hiç şüphen olmasın, buyurdu.

Bunun üzerine kadın şöyle dedi:

– Allah (cc)’ın kullarına merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çoktur değil mi?

Efendimiz (asm):

– Hiç şüphen olmasın öyledir, buyurunca kadın:

– Öyle ise bir ana yavrusunu ateşe atmaz, diye sızlandı.

Efendimiz (asm)’in gözleri yaşardı da buyurdu ki:

– Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateşe atar. Müstahak olmayanları asla!..

Kudsî hadiste şöyle bildiriliyor:

– Rabbimiz kulunun işlediği amelleri içinde en çok tövbesini sever.

– Neden?

– Çünkü tövbe eden kul cehennemden kurtulur da ondan. Rabbimiz de kulunu cehennemden kurtaran ameli çok sever. Hatta bir ana, yavrusunu ateşe atmayı nasıl istemezse, Rabbimiz de kulunu cehenneme atmayı ondan çok daha fazla istemez.

Bir defasında kadının biri çocuğunu kaybetmiş, deli gibi bir oraya bir buraya koşturup duruyor, yavrusunu arıyor, bulduğu yabancı çocukları da bağrına basıp hemen oracıkta emziriyordu.

Kadının bu heyecanını gören Efendimiz (asm) yanındakilere sordu:

– Böylesine şefkatli şu kadın hiç yavrusunu ateşe atar mı?

– Atmaz, dediler.

Efendimiz (asm) de tasdik etti;

– Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:

– İşte Allah (cc) da bu kadından çok fazla merhametlidir. Kullarını ateşe atmaz, onlar kendilerini ateşlik amelin içine atmadıkça!

En merhametlidir Allah, merhametlilerin en merhametlisidir. Rahmetine dair isimleri gazabına dair olan isimlerinden daha fazladır.

Şu halde kimdir kaybeden?

Merhametlilerin en merhametlisi ile karşılaşmak kavuşmak istemeyen ve bunca merhamete şefkate, tevbe, af ve mağfiretle kullarını kuşatmasına mağfiretine kendisine yakınlığa çağırmasına rağmen rahmetine dahil olamayandır.

Ve onun gönderdiği Resulü (sav) de çok merhametli şefkatlidir insanlara, müminlere karşı.

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” – Tevbe/128

Resulullah (sav) şefkatinden bir tavsiye olarak bize demiştir ki;

“Lezzetleri kökünden kesip atan ölümü çokça zikredin.”

Öyle az değil, birileri öldükçe değil, çokça anın…

Evet bilinen bir şey hepimizin bildiği yaşadığı bir şey ölümü anmak insana acı verir, kasvet sıkıntı verir.

Ama anın, bedeniniz titrese de ruhunuz dünyanız kararsa da anın. Bu bir adımdır; içinde bulunduğumuz gafletten çıkmaya büyük bir adım, zor gelse de, acı çekseniz de anmaya devam edin; bu nura doğru yürümenin yollarından bir yoldur .

Lezzet kimin içindir? Elbette nefis içindir lezzetler. Nefsi lezzetlerden soğutmak ise ölümü anmakla mümkündür.

Evet, nefsi acı ile arındırmanın yollarından birisidir ölümü anmak.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. “Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems Suresi)

Lezzetler değil midir bizi cehennem korkusundan, cennet arzusundan uzaklaştırıp sarhoş eden?

Ölümü andıkça ilk anda hissedilen derin acının yerini yavaş yavaş takvaya bırakması ümit edilir.

Çünkü nefsin aşırı iştihası yani duyduğu lezzetler hadise göre yıkılır, o acı ile kökünden kesilir, nefsin baş edilmez doyumsuzluğunu ölüm eritir inşallah…

Hem neden anmayalım ölümü; gün doğumu ve gün batımları alışık olduğumuz bir şeydir; her akşam inşallah sabahın geleceğini biliriz. Ve her sabah inşallah akşamın geleceğini biliriz.

Suyun ve yemek yemenin hissettirdiklerini, uykuyu, rüyayı tanırız.

Ama ölüm tanıdığımız bir şey değildir.

Dünyadan kopuştur ve mutlaka başımıza bir gün gelecektir.

O halde ölümü anmak, onu tanımak, onunla barışık olmak; hatta ve hatta Allah’a kavuşma arzusu içinde bir sevinç ve özlem içinde olmak, ölümü, öleceğimizi Allahtan gelen bir yazı olarak hoşnutlukla kabul edip ölüme razı olmak, kavuşma anımızı bir yıkım, karanlık, felaket ve ansızın gelen keder olmaktan inşallah koruyacaktır.

Allah insanlara merhamet eder ve bazen içlerine aniden bir “sızı” olarak giren bir “ölüm korkusu” salar. Göğüsleri kasıp kavuran, yakan, garip bir acı, yalnızlık ve yeryüzünden çekiliş…

Kişi böyle olunca belli bir süreliğine; belki sadece anlık, belki saatlerce, belki de günlerce yemeden içmeden kesilir, psikologlara gider, ilaçlarla, psikolojik terapi ile veya dünyaya daha fazla dalmakla, eğlenceli şeylerle meşgul olmakla

“ölümü anmak“ hastalığından (!) aslında inşallah Allah’tan gelen o rahmetten yüz çevirir.

Bir mümin böyle bir durumla karşılaşırsa yapması gereken kendisini ölümü anmanın verdiği “lezzetleri yıkan” acısına teslim etmek olmalıdır.

Belki elleri ayakları titrer; baş edemeyeceğini düşünür, kaçmak ister ve panik yaşayabilir.

Ölümü anmak en başta şiddetli rahatsızlık verse de buna sabredip Rabbine sığınarak ölümü ve Rabbini anmaya devam ederse bir süre sonra bu duygu yerini inşallah takvaya, ferahlamaya, huzura bırakacaktır. Allah inşallah ölümü anmayı üzerimize rahmet olarak döndürecektir.

Ayrıca bu durum nefiste hızlı bir tezkiyeye/arınmaya sebep olacaktır inşallah; yalnızca Allah rızası için sabredilirse Rabbimizin mağfiretine, günahların dökülmesine de sebep olmasını ümit ederiz.

Ve sonuç olarak her “ciddi manada anmada” bir hastalıktan çıkılmış gibi garip bir hafiflik, ferahlama, arınma duygusu gibi olumlu duygular hissedilebilir.

Hem Resulullah’ın (sav) tavsiyesine uymanın sevabını ümit ederiz, hem de Allah’ın Kuran’da ayetlerle hatırlattığı; yani müminin hatırlaması, kabul etmesi ve hoşnutlukla karşılaması gereken; inşallah rahmet olan bir vazifemizi yerine getirmiş oluruz.

Leyla Nur

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak