Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetNübüvvet Davasında Cemaatim Nerede ?

Nübüvvet Davasında Cemaatim Nerede ?

Nübüvvet Davasında Cemaatim Nerede ?

  1. Bölüm

İslam toplumu içerisinde cemaati oluşturmak devam ettirmek ve yaşatmak gibi çabaya muhtaç bir durum yoktur bizzati bütün imkanlar Müslümanlara açıktır. Tanzimi emir ve yönetimi dahilinde kolaylıkla inşa edilebilir.
Darul küfür ortamında ise; imkanlar alabildiğine kısıtlanmış, camiler ve mescitler küfür ve şirk sistemine bağlanmış, imamlar kontrol altındadır. Bir dağ başındaki imamın bile vaazı Diyanet sisteminin ürünüdür. Cahiliye toplumu içerisinde cemaat, önce Allah azze ve celle’nin inayeti yardımı ve bereketi ile ve kendilerini risaleti oluşturmaya, ayakta tutmaya ve yaşatmaya adamış nübüvvet davasının fertleri ile meydana çıkacaktır.
Risalet davasının bize aktardığı yöntemler, bugün cemaat yapılarımızın içine düştüğü kıskacında nasıl oluştuğuna dair ipuçlarını veriyor. Cemaatlerin bugün, cemaat olma dairesindeki nebevi yöntemlerin dışına çıkması, davanın gayri meşru yollarla sürdürülmeye çalışılması en temel yanlışları oluşturmuştur. Üzerine musallat olan zalim ve kafir güçlere güzel görünmek için yapılan ifsadlar , yaşayabilmek adına onların yoluna ve söylemlerine tabi olmaya kadar varan hatalar Allah’ın nehyettiği sistemlere bel bağlamış olan cemaat yapılarını amaçlarından sapmış ve Allah svt nın yardımına ulaşamamış olarak ortada bırakmıştır. Bu durum, gün ışığı gibi açık ve nettir.
Ümmetçe bugün yaşadığımız süreçlerimiz Firavun kıssalarında da karşımıza çıkıyor, Kendi toplumları içerisinde İsrailoğulları’nın mescitleri Firavunun gözetimi altındaydı, Allah svt nın emri ile oluşan ’’Evlerinizi mescitler edinin’’ şuuru Musa (as)’ın kavmini sorumlu kılmıştı.
“Evlerinizi mescitler edinin ki; Mescitleriniz evleriniz olsun…’’
Darül İslam’ın olmadığı yerde cemaat yapısı zorluklarla karşı karşıyadır. Bu durumda cemaati doğru sonuçlara ulaştıracak yola ResulAlllah’ın (S.A.S )davetine başladığı yöntemle, Erkam B.Ebı’l Erkam evleri ile ulaşması zorunluluk haline gelmiştir.
Cemaatler şunu sorgulamalı ;
ResulAllah(s.a.s ) Müşriklerle hoş geçinme yolunu neden tutmadı?
İfadelerini yumuşatıp, açıktan davetine neden devam etmedi ?
Davetine ilk başladığında Safa tepesinin eteklerindeki Erkam B.Ebı’l Erkam’ın evini neden seçti ?
Mekke’nin yönetimi bile kendisine teklif edilmişken, eğer isteseydi sistemin otoritesini kullanarak daha kısa sürede Arabistan topraklarının nüfusunu kendini bağlamak varken , yılda bir kez alışveriş için yapılan Manastır günlerinde çadırları gezerek davetini yapıyordu ?
Resulallah davetini neden gizli yaptı?
Vahyin ilk dönemlerinde Mekke müşriklerinin zulmünün benzerleri ile bugünde karşı karşıyayız.
Çünkü ; Allah azze ve celle’nin katında sayının hiçbir değeri yoktur. Allah Teala kullukta kalite ister, emretmiş olduğu Müslümanlığa tabi olanları görmek ister.
“Cemaatin yalnızca İslamın bütünsel unsurlarından birin almışsa ,sadece zikir, sadece cihad, sadece otoriter güce talip olmuşsa, bunun Allah’ın inayetine ve yardımına ulaşmasını bekleme, Bilakis o Allahın yardımını çektiği cemaattir, asla birliğe talip olamayacaktır…”
Cemaatin ilk oluştuğu an en sancılı andır. Özellikle davasında hırslı yiğitlere ihtiyaç duyar, Allah için dert taşıyan Allah için yürüyenlerin cemaati yardıma mashar olacaktır.
“Bu yol dikenlidir, Ayağını seven gelmesin…’’

Ashab-ul Araf

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak