Kategoriler
Ana SayfaSağlıkNeden Helal Gıda Tüketmeliyiz?

Neden Helal Gıda Tüketmeliyiz?

Neden Helal Gıda Tüketmeliyiz?

بسم الله الرحمن الرحيم

Yazıyı gördüğünüzde aklınıza ilk bu soru gelebilir. Neden helal gıda? Biz bütün nedenlerimizi önce Kuran’da sonra Sünnet’te ararız. Öyleyse bu konu için de bu kaynaklarımıza başvurarak nedenimizi aramaya başlayabiliriz.

1. Kuran’da yer alan ilk helal gıda ayeti hangisidir biliyor musunuz?

 

فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًا ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

“Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır ve merhamet edicidir.”
[Enfal, 69. Ayet]
Bu ayet hicretin 2. yılında, Ramazanın 17. günü Bedir Savaşın sırasında, ganimetler alınınca inmiştir. Allah büyük bir mükafat sunmuş ve ardından mühim bir detay getirmiştir. Bugün “Bunca şeyin içinde neden helal gıda, oraya kadar daha neler var.” diyenlere tokat gibi çarpacak bir gerçek önümüze çıkmaktadır. Savaş ortamından daha büyük bir karışıklık olabilir mi?

2. İnsanlığın ilk imtihan helal gıda!

Bilindiği üzere Adem babamız ve Havva annemizin(eşi) de ilk imtihan edildiği nokta helal gıda noktasıydı. Rabbimiz şöyle buyurdu,

وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ

“Dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin, cennette yerleşin. Oradan (oradaki yiyeceklerden) dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.” [Bakara, 35.Ayet]
Anamız ve babamız, bu emre uymayınca cennetten çıkarıldılar. Demek ki, helal lokma bu kadar mühimmiş. Haram olan tek bir lokma, cenneti kaybettirirmiş. O günkü kaide hala geçerliyse, bize de şeytanın bu tuzağına karşı bilinçli olmak ve karşı durmak yakışır.

3. Helal olanı sorgulamak zorunda mıyız?

ۖ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ ۖ

Yüce Allah kelamında pek çok yerde “Verdiklerimin helal ve temiz olanını yiyin.” emrini tekrarlamıştır(Bakara, 57, 168, Maide 4, 5 …). Demek ki helal ve temizini bulmak, aramak, sorgulamak ve bunu tüketmek bizim üzerimize bir vazifedir. Diğer vazifeler gibi öncül tutulmalıdır, daha az ehemmiyet göstermekten Allah’a sığınmak gerekir.

 

4. Aşırıya kaçmadan ölçümüz ne olmalıdır?

Allah, Kuran’da şöyle buyuruyor;

وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَٰذَا حَلَالٌ وَهَٰذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ ۚ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ

“Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: «Şu helaldir, şu haramdır» demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.” [Nahl, 116.Ayet]
Demek ki helali de haramı da belirleme yetkisi asla bizde değildir. Biz ancak Allah’ın ve Peygamberinin sallallahu aleyhi vessellem belirlediği sınırları bilmek, öğrenmek ve uygulamak ile yükümlüyüz. Aksi halde haddi aşmış oluruz, ki Allah haddi aşanları sevmez;

”يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ”

“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı tayyib şeyleri (kendinize) haram edip yasaklamayın ve sınırı da aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez.” [Maide, 87.Ayet]

 

5. Çok zor durumda isek?

Allah İslam dinini bize bir kolaylık üzere vermiştir. İslam’daki hiçbir kaide insanı zora sokmak için var olmamıştır. Allah zorda kalan kuluna daima bir kolaylık sunmuştur. O kadar ki, haram kıldığı ve azabı uygun gördüğü durumları bile, o zor anlarda mubah kılmıştır. Ama nasıl?
Rabbimiz şöyle buyuruyor;

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْأَزْلَامِ ۚ ذَٰلِكُمْ فِسْقٌ ۗ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ ۚ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ  الْإِسْلَامَ دِينًا ۚ فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِإِثْمٍ ۙ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

“Ölü hayvan (leş), kan, domuz eti, Allah’dan başkası adına boğazlanan; henüz canı çıkmadan yetişilip şartlarına uygun tarzda kesilenler dışındaki boğulmuş, (taş veya sopa vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, başka bir hayvan tarafından boynuzlanma neticesinde ölmüş ve yırtıcı hayvanlarca parçalanmış; bir de dikili putlaştırılmış taşlar için boğazlanmış hayvanların etlerini yemeniz ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. İşte bunları yapmak, Allah’a itaatsizliktir. Bugün küfre sapanlar/inkârcılar dîniniz(i ortadan kaldırıp sizi kendilerine çevirmek)ten ümidi kestiler, artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün dîninizi hükümleriyle kemâle erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak (hayat tarzı olan) İslâm’ı beğenip seçtim. İşte dindeki bu yasaklara uymakla beraber kim açlıktan çaresiz kalırsa, günaha meyletmeksizin/istek duymaksızın bu sayılan haram etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.” [Maide, 3.Ayet]

6. Vesveseye dikkat!

Kabisa İbnu Hülb babasından anlatıyor:
“Resulullah`a bir adamın şöyle sorduğunu işittim: “Bazı yiyecekler var, onları yemekte zorluk çekiyor -günah mıdır diye korkuyorum-?”
Resulullah (sav) da cevaben:
“İçinde hiç bir şey sıkıntı olmasın, aksi halde Hıristiyanlara benzersin.” [Ebu Davud, Etime 24]
Yani haramlığına dair elde bir delil, bir ihtimal yok iken bunu düşünmek vesvesedir.

7. Asıl mesele ŞÜPHELİ olanlarda

 

إن الحلال بيّن والحرام بيّن ، وبينهما أمور مشتبهات لا يعلمهن كثير من الناس ، فمن اتقى الشبهات فقد استبرأ لدينه وعرضه ، ومن وقع في الشبهات فقد وقع في الحرام ، كالراعي يرعى حول الحمى يوشك أن يرتع فيه ، ألا وأن لكل ملك حمى ، ألا وإن حمى الله محارمه ، إلا وإن في الجسد مضغة إذا صلحت صلح الجسد كله ، وإذا فسدت فسد الجسد كله ، ألا وهي القلب – رواه البخاري

“Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmezler. Her kim bu şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, şerefini de korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere yönelirse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.[Buhari, İman 39]

8. GDO’yu tasvir eden ayet bile var!

 

”سَلْ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَمْ آتَيْنَاهُمْ مِنْ آيَةٍ بَيِّنَةٍ ۗ وَمَنْ يُبَدِّلْ نِعْمَةَ اللَّهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ”

“Resûlüm! İsrâiloğulları’na bir sor; onlara geçmişte nice açık âyetler verdik. Kim, Allah’ın nimetini değiştirirse, şüphesiz Allah’ın cezası pek şiddetlidir.” [Bakara, 211]

وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الْأَنْعَامِ وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ ۚ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ”

 

”وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبِينًا

“Allah’ın yaratışını (fıtratı) bozanlar, şeytanın dostu olup hüsrana uğrayanlar…”  [Nisa, 119]
Dünya pazarına hakim olma, nesli ve tohumları helak etme, siyasi çıkarlar peşinde olma gibi konuların bir getirisi olarak GDO sorunu katkı maddeleri halinde raflardaki yerini almıştır. Genetiği değiştirilen bir gıdanın vereceği zararın derecesine göre, bunu yapmak mekruh veya haram olur. Bu nedenle Allah’ın kulları için yarattığı helal nimetleri zararlı hale getirmek, hem Allah hakkını hem de kul hakkını ihlal etmek anlamına gelir, caiz değildir.
Öyleyse bize de bunun farkında olmak ve kaçınmak düşer.

Suffagah

 

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak