Kategoriler
Ana SayfaSizden GelenlerNasıl çarşaf giydim?

Nasıl çarşaf giydim?

Nasıl çarşaf giydim?

‘’ Ya Rabbi! Göğsümü ve gönlümü genişlet, işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz, sözümü anlaşılır eyle.’’ (TaHa Suresi 25-28. Ayet)
Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehu ve Teâlâ’ya, Selam âlemlere rahmet peygambere, ailesine, peygamberliğine inanan ve itaat edenlere olsun.
Ben 19 yaşında, çarşafıyla üniversite okuma mücadelesi veren hanım kardeşinizim. 28 Şubat vakasından sonra okula çarşafla giden ilk öğrencilerdenim.
İlk olmak güzeldir bana göre çünkü örnek alınırsın, imrenilen olursun, takdir toplarsın. Ancak yıpratılan, üzülen de olursun. Malumdur ki halk kendisine benzemeyeni arasında istemez, kendisi gibi edene kadar uğraşır. Biz de tüm samimiyetimizle Allah’ın emirlerini uygulamak, yasaklarından kaçınmak için uğraşırız.
Arada bir fark var ki o aslında kocamandır, ama bakanın bakışına göre küçülür ya da büyür. Fark şudur ki; Allah’ın emirlerini tutan yasaklarından sakınana mücahit/mücahide, Allah’ın emirlerini değil, yasaklarını yapmaya teşvik edene de şeytan denir. Yoksa siz “şeytan sadece cin taifesinden olur” mu sanıyordunuz?
Çarşaf giyme kararımdan başlayayım; belki kararımın benim için heves değil ‘dava’ statüsü taşıdığını anlatabilirim.
Önceden hoşuma giden ve adı ‘beğenilmek’ ya da ‘güzele bakmak sevaptır’ olan menfaatçi bakışlar sonrasında beni rahatsız etmeye, kızdırmaya başlamıştı. Sadece akranlarım baksa belki bu kadar kızmayacaktım. Ancak artık torun seven adamların bile bakıyor olması öfkemi arttırdı.
Başka gözleri iki dakika hoşnut etmek bana ahirette büyük zarar verecekken, dünyada ise cildimin nurunu alacak, beni çirkinleştirecek, evlenince eşimin sevgi nazarından uzak kalacakken, Allah korusun, zinadan korkmayan bir insan ise bakışları dışarı kayacakken neyin beğenilmesiydi bu hala!
Birkaç ay siyah ferace üzerine siyah geniş başörtü yaptım. Siyah inci olarak atfediyordum kendimi ama siyah eşarp yüzümü gizlemek yerine daha fazla ortaya çıkarıyor, beni olduğumdan güzel gösteriyordu. Hala siyah inci olamamıştım. İşin kötü yanı bakışlar hala yüzümdeydi ve nurum gidiyordu.
‘Benim kapalılığım bu kadar yeter.’ demedim hiçbir zaman. ‘Bir gün elbette çarşaf giyeceğim, yüzümü kapatacağım ama ne zaman olur, bilmiyorum.’ dedim.
Çarşaf cesaret işi, diyorlar. Elhamdülillah bende de cesaretin büyüğü var. O halde kullanmam gerekirdi ve kullandım çok şükür. Tarih 16 Nisan 2015, Siyah inci olma günüm…
Buraya kadar her şey hoş… Mücadele buradan sonra başladı. Bugünden sonra adım ‘mücahide’ oldu.
İlk iki üç ay büyük şevk ile devam ettim yoluma ve insanlar da takdir etti. Sonrasında ne zaman itiraz geldi kalbime, o zaman insanlar çarşafıma karşı çıktı. Bu durum ömrüm boyunca böyle devam edecek galiba.
Asıl konumuz ‘üniversitede çarşaflı olmak nasıl bir duygu?’
İlk gün heyecandan kalbim ağzımda atıyordu.
Giderken sürekli ‘Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.’ ayetini (Al-i İmran 173) okudum. Bu ayet-i kerimeyi o güne kadar idrak edemediğimi fark ettim. Güzelliğini, kişinin en çok ihtiyaç duyduğu anında açıyor Kuran’ı Kerim.
Edep azizim. Cinsiyeti, yaşı, ırkı, rengi olmayan, giyen herkesin üzerinde muazzam duran, bir numara küçüğüne ihtiyaç duyulmayan… Dünyada kaç tanesi edep gibi her insana hitap eder ve böylesine yakışır ki?
Ben üzerime çarşafımla birlikte edebimi giydim. İnsanlar bana bakınca önce edebimi ardından çarşafımı görüyorlar. Beni okulda farklı kılan edep sahibi oluşumdu. Üzerimde çarşaf varken edepsiz işlerde bulunsaydım vallahi Allah’ın sevgisinden uzak kalırdım… Allah’ın sevmediği insanı da ancak Allah’ın sevmediği insanlar sever.
Çarşaf giymek öyle bir iş ki, bazen yakın arkadaşın/akraban istemez onu giymeni, yıldırmaya çalışır. Bazen yolda yürürken hiç tanımadığın ve saçı bile açık olan bir teyze sırtını sıvazlayıp ‘maşaAllah kızıma. Allah daim etsin.’ der.
Okulda yanından geçen erkekler ‘kızlardan soğudum şu an’ der. Bazen kendisinden birkaç kere alışveriş yaptığın bir abi ‘daha önce geldiğinizde de söylemek istemiştim. Sizlerin varlığı huzur verici, bu devirde, bu yaşta, bu ortamda İslam’ı yaşıyor olmanız çok güzel. Takdir ediyorum.’ der.
Bazı hocalar ‘derslere böyle katılman sıkıntılı.’ der. Bazı hocalar ise (Allah onlardan razı olsun) ‘keşke herkes senin gibi olsa’ der ya da derste dini konular açıldığında, özellikle sana fikrini sorarlar.
Bazı kız arkadaşların seni gördüğünde burun kıvırır. Bazıları da sana imrenir, sen farkında olmadan arkandan biri hakaret ettiğinde senin onu tanımamana rağmen seni savunur, sonradan öğrenirsin…
Bu söylemler öyle anlarda gelir ki, kesinlikle Allah tarafındandır dersiniz. Ya kalbinizde çarşafa itiraz vardır o an ve itirazınız yüzünüze çarpmıştır, ya da moraliniz bozuktur ve en ufak bir takdirle düzeleceksinizdir.
Allah için verilen mücadelelerde öyle bir lezzet vardır ki, hiçbir meyve de, haram ilişkilerde bulamazsınız bu lezzeti.
Allah yolundan ayrılmadığım için sıkıntı verenler oldu. Aynı dindeniz, Müslüman’ız ama sanki ben başka dine mensupmuşum gibi davamdan vazgeçirmeye uğraştılar. Onlara kızgınlığımı, kinimi gözyaşlarımla attım. Ve biliyorum ki ileride bir gün bugünlerime baktığımda ‘değmezmiş’ demeyeceğim. Gözyaşlarım inşaAllah azabıma rahmet olacak. Ne kârlı bir iş…
Çarşaf giymek, belki anlatabilmişimdir, paha biçilemez bir güzellik. Çok az kişinin bunu yaptığı üniversitede giymek ise daha büyük bir güzellik. Bir cihat…
Ama bilinmeli ki, iman ve küfür aynı zeminde durmaz. Ya küfür ehli iman eder, ya da iman ehli küfre girer.
İhlâsı yakalamanın imkânsıza yakın olduğu yerin bir adı da örgün eğitimli okullarda okumaktır. İhlâsı yakalamak şurada dursun, Hz Meryem gibi küfrün göbeğinde Allah’ın birliğini haykırmak isterken, Ebu Leheb’in karısı olabilir insan. ‘Muhammed’in Rabbine iman ettim’ demek isterken ‘modanın kuluyum’ diyebilirsiniz, farkında bile olmadan.
Eğer yolunuzdan şaşmayacağınıza biiznillah eminseniz üniversite hayali kurun. Fakat unutmayın ki, en güçlü irade sahibi bile, küfrün karşısında bir gün küçücük de olsa taviz verecektir. Taviz tavizi doğuracaktır ve bir de bakmış ki imanı kuş misali uçmuş, gitmiş.
Çarşafınızla cihat etmek için geldiğiniz üniversite imansız bırakacaksa, küfür zeminine adım atmayın, der bu aciz kardeşiniz.
Dar-us Selam’da buluşma ümidiyle…
 

Asiye Eymen / @syhncm

Paylaş:
Yorum
  • Allah razı olsun kardeşim, Allah sayınızı artırsın ve içinize beni de katsın. Dua eder dua beklerim…Subhanallah çok güzel bir yazı olmuş ve büyük yaralarımızdan bir kaçına tam manası ile değinilmiş. Allah kaleminize yüreğinize ve sabrınıza kuvvet versin. Daha ağır imtihanlardan muhafaza etsin.

    29 Aralık 2015
  • SubhanAllah kardeşim, başında kendime ‘iste bak yapılabiliyor!’ dediğim taviz vermeden küfür okulunda okumanın cevabını öyle güzel aldım ki… Rabbim davamızda bizleri muvaffak eylesin.

    5 Şubat 2016
  • SubhanAllah abla… Yazının başında ‘bak işte yapılabiliyor.’ dediğim küfür okullarında taviz vermeden okuyabilmesi yazının sonunda çok güzel cevaplamışsınız. Rabbim davamızda bizleri muvaffak eylesin… Selam ve dua ile

    5 Şubat 2016
  • SubhanAllah ablacım .keşke bende de olsa o iman o yürek. Allah seni ve senin gibi bu uğurda canını feda edebilecek yürekte insanları cennetine nail eylesin.

    9 Mart 2016
  • Subhanllah uğtim bende çok zor giyebildim çarsafı şerifi Rabbim teala tüm mücahidelere nasip etsin çok güzel bir yazı olmuş Rabbim razı gelsin

    25 Mart 2016

Yorum Bırak