Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetMüslüman kadın için; Davet ve Davetçi (1)

Müslüman kadın için; Davet ve Davetçi (1)

Müslüman kadın için; Davet ve Davetçi (1)

“Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve: ‘Ben gerçekten Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 33)

İslam daveti; buyurun bize gelin, buyurun düğünümüze gelin, buyurun sofraya gelin der gibi sınırı olan, dar ve geçici şeylere davet etmek değildir, kendi yaşadığınız şeye davet etmektir:
1) Buyurun kelime-i tevhide,
2) Buyurun Allah’ın haram kıldıklarından kaçmaya, uzaklaşmaya,
3) Buyurun Allah’ın helal kıldıklarına,
4) Buyurun kardeş olmaya,
5) Buyurun şehidlerle birlikte olmaya,
6) Buyurun Peygamber’e komşu olmaya…

“(Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir” (Nahl, 125)
Davetçiler; toplumun doktorlarıdır, bu yüzden davet ettikleri kimseye doktor edasıyla yaklaşmalı, davetin bir iyileşme süreci olduğunu asla unutmamalıdır. Hiçbir doktor, hastanın kendisine müdahale etmez. Hastanın rahatsızlanmasına sebep olan hastalığa, mikroba, virüse müdahale eder. O mikrop veya virüs her neyse onu yenecek, öldürecek, ortadan kaldıracak ilaç ile hastanın sıkıntısını gidermeye çalışır. Aynı şekilde mü’minlerin cemaat oluşturması demek toplum ve insanlık için sağlık ekibi oluşturmak demektir. Laboratuvarı, ameliyathanesi, eczanesi, doktoru, cerrahı ve personeli olan bir sağlık ekibi… Eczanemiz Kur’an, laboratuvarımız sünnet, personelimiz mü’min davetçilerdir. Dolayısıyla bu ekibin birbirini tanıması, birbiriyle dayanışma, yardımlaşma ve kardeşlik içerisinde bulunması şarttır.
Kardeşlerim, üzerimizdeki yük öylesine büyüktür ki bunu şöyle ifade edebiliriz;
Yeryüzü karanlığa gömülmüş, insanlar yolunu kaybetmiş ve biz biliyoruz ki insanları karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan yalnızca Allah’ın nizamıdır ve siz Allah’a karşı savaş açabilme cürretine sahip olan insanlara karşı mücadele edeceksiniz. Allah’a karşı savaşanlarla Allah’tan aldığımız güç, kuvvet ve sabır ile mücadele etmek.
Rabbinle kurduğun bağ kadar gücün var. Rabbin seni sınayacak; O’nun yolunda ne kadar sabırla mücadele edip O’nun düşmanlarıyla savaşacaksın, O’nu razı etmeye ne kadar uğraşacaksın…
Bizler İslam’ın yaşandığı, güven ve huzur içinde namazlarımızı eda ettiğimiz, ırz ve namuslarımız korunmuş olarak eşlerimizin himayesinde oturduğumuz, bize sürekli Allah’ın hudutlarını hatırlatan eşlerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin bulunduğu evlerimizden başımızı azıcık dışarı uzattığımızda, bu saydığımız nimetlere muhtaç nice hanım kardeşlerimizi göreceğiz. Allah ve Rasulü’nden yetim, İslam’dan yetim kalmış, aklımıza gelebilecek her türlü bela ve pisliğin içinde Allah’ın dinine muhtaç, yalnızlıklar içinde kıvranan binlerce genç kız, genç hanım görmekteyiz. Sokağımızda, mahallemizde, akrabalarımız arasında Allah’a davet edilecek bunca insan varken elbette bize düşen iyiliği emredip kötülükten nehyetmektir.
Sehl bin Sad’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) Ali (ra)’a şöyle dedi; “Allah’a yemin ederim ki Cenabı Hakk’ın senin aracılığınla bir kişiyi hidayete kavuşturması, senin en kıymetli dünya nimeti olan kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır.” (Buhari, Müslim)
İnsanları İslam’a davet etmek için alim olmayı, hafız olmayı, müfessir olmayı beklemenize gerek yoktur. Önce bildiklerimizle amel edip sonra davet etmektir görevimiz.
Demiştik ya, mü’min kadın demek yüreği İslam yurdu olan kadın demektir. Artık o İslam yurdunu, oranın ne kadar güven, huzur ve kardeşlik yurdu olduğunu muhatabına açma, davet etme ve gösterme vaktidir.
Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.
Kaynak; Müslüman Kadının Ahlakı / Davet ve Davetçi (1)

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak