Kategoriler

Men Ve Selva

Men Ve Selva

Bismillah.
“Sizi bulutla gölgeledik, size ‘men ve selva’ gönderdik, “Verdiğimiz iyi nimetlerden yiyiniz” dedik. Hakikatte onlar bize değil, sadece kendilerine kötülük ettiler.” Bakara 57
Selamun aleykum.
Müslüman kardeşim, sana biraz bizden, İsrailoğullarından, ‘men ve selva’dan, Allah’ın nimetlerinden bahsetmek istiyorum.
Bazılarımız evli, bazılarımız bekar; belki anneyiz/babayız, belki değiliz… Her kimsek, her neye/nelere sahipsek ve sürekli sahip olamadıklarımıza (belki bir eş, belki bir erkek çocuk, belki ev…) hasret duyuyorsak; bir şeyi hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. Çünkü, “Hatırlatmak mü’minlere fayda verir.” Zariyat 55
“Ey İsrailoğulları! Size vermiş olduğum nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.” Bakara 47
Bu ayetteki “Ey İsrailoğulları” hitabı ile bizim ilişkimizin “Bu misaldeki gibi olmayın” ikazı olduğunu biliyor muyuz?
İsrailoğullarının Allah’a ve peygamberine karşı takındıkları tavır, her şart ve durumdaki nankörlükleri bizi kızdırmamış mıydı? Belki de en çok onların ‘men ve selva’dan sıkılıp mercimek, soğan, sarımsak yemeyi; ‘değersiz bir şeyi hayırlı olana değiştirmeyi’ (Bakara 61) istemelerine içerlenmiştik. Peki bu ayetler duygusal yönlerimizi hareketlendirmek için mi, yoksa bir ibret (Bakara 66), öğüt ve uyarı (Hud 120) olsun diye mi inmişti?
Kardeşim!
Allah’ın üzerimizdeki nimetini hatırlayalım! Bizi ‘gölgelendirdiği bulut’u, bize bahşettiiği ‘men ve selva’yı hatırlayalım. Hatırlayalım ki biz, İsmailoğlu iken İsrailoğlu olmayalım…
Allah’ın bize verdikleri ‘men ve selva’, bunlara rağmen ulaşamadığımız için üzüldüğümüz şeyler ‘mercimek ve soğan’ olabilir mi? Gerçekten biz, bizim için ‘hayırlı bir şeyi bayağı bir şeye’ tercih etmeyi istiyor olabilir miyiz? Allah’ın verdiği -bu her şey olabilir- bizim ulaşmayı istediğimizden daha hayırlı olabilir mi? “Siz bilmezsiniz, Allah bilir” Bakara 216, “Rabbiniz sizi pek ziyade bilir” İsra 54.
Kimseye isteklerinden vazgeçmesini, meşru hedeflerine ulaşmaya çalışmamasını söylemiyorum. İsteklerimizi/hedeflerimizi Furkan olan Kur’ân (Bakara 185) ile fark/ayırt edelim diyorum. Çünkü, “İnsan, iyiliği istediğini zannederek kötülüğü ister. Gerçekten insan çok acelecidir.” İsra 11.
Ve ulaşamadığımız için bizi ye’se düşüren “eş, iş, mal, mülk…” gibi isteklerimizde Allah’a tevekkül edelim (Tevbe 51).
Şiddetle arzuladığımız şey(ler)le imtihan olmayı ister miyiz? Öyleyse Allah’ın bize bahşetmedikleri için hamd edelim. Evet, çünkü “Allah, kimseye taşıyabileceğinin üstünde yüklemez.” Bakara 286.
‘Allah’ın bize verdiği iyileri’ (Bakara 57) Allah’ın istediği gibi değerlendirmezsek, ‘Allah’a değil, ancak kendimize kötülük etmiş oluruz’ (Bakara 57).
Bizim olanlarla mutlu olmak için;
İmtihanı unutmayalım;
“Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” Bakara 155
İyi olmaya gayret edelim;
“Biz muhsinlere (nimetlerimizi) artırırız.” Bakara 58
Sabır ve namazla yardım talep edelim;
“Sabır ve namazla yardım dileyin. Muhakkak bu, Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışındakilere zor gelir.” Bakara 153
Dua edelim;
“Rabbiniz ‘Bana dua edin, size icabet edeyim.’ dedi.” Mu’min 60
Ve sonuca sabredelim;
“Sabret, Allah muhsinlerin ecrini zayi etmez.” Hud 115
Gönlümüzdekini hayırlı olana “değiştirerek değil” denkleştirerek mutlu olmak duasıyla…
 

Twitter:@kurankavramlari

Instagram: kurankavramlari

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak