Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetMaskeli Cahiller

Maskeli Cahiller

Maskeli Cahiller

8 Mart 1857 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çalışan işçiler, daha iyi şartlarda çalışmak için grev yapar. Polisler işçileri fabrikaya kilitler. İşçiler fabrikada kilitli iken çıkan yangında çoğu kadın olmak üzere tam 129 kişi yaşamını yitirir. İşte o günden bu güne 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır.
Peki, o günden bu güne kadının konumunda bir değişiklik oldu mu? Elbette hayır. Bir tek değişiklik içimizdeki bazı hokkabazların kendi toplumunun inanç ve kültürüne küfretmenin yeni bir argümanını keşfetmiş olmalarıdır.
Şimdi sizlere, kendi resmi kaynaklarına dayanan bilgilere dayanarak 1857’den bugüne aslında hiçbir şeyin değişmediği aksine her geçen gün kadınların durumunun daha kötüleştiğine dair somut bazı veriler sunacağım.
BBC’nin yayınladığı, on dört farklı ülkede gerçekleştirilen bir ankete göre İngilizlerin %42’si aynı anda birden fazla kadınla ilişki yaşadığını itiraf ediyor. Evli olan Amerikalıların %50’si evlilik dışı ilişki yaşamayı sürdürüyor. Bu oran İtalya’da %38, Fransa’da %36… (1) Yasa dışı ilişki sonucu hamile kalan kadının önünde iki seçenek bulunuyor. Ya çocuğu dünyaya getirecek ve yükümlülüklerine katlanacak ya da çocuğunu öldürecek, (kürtaj yapacak). Kendi resmi makamlarının bildirdiğine göre Amerika’da, babanın olmadığı 10.4 milyon aileye anne tek başına bakıyor. (2)
Gayri meşru ilişki ve çocuğa bakma yükümlülüğünün kadının üzerine kalmış olması kürtaj vakalarını tetikliyor. Amerika’da sadece bir yılda bir milyon kürtaj vakası meydana geliyor. (3) 1973’ten bu yana dünyanın en “medeni” ülkesinde dünyanın en büyük ama gizli katliamı gerçekleşmiş. Tam 65 milyon kürtaj vakası (cenin katliamı) meydana gelmiş. Tabi ki bu rakamlara gayri resmi kürtaj vakaları dahil olmadığının altını çizmeliyiz. (4) Akıllara zarar bu barbar cenin cinayetleri hep “Beden benim, tercih benim”, “Doğururum da aldırırım da” sloganları eşliğinde gerçekleşmiş. (5)
“Kadın-erkek eşitliği”, “Kadına özgürlük”, “Dünya Kadınlar Günü” sloganlarının örtemediği başka acı gerçek de kadınların çalışma koşullarıdır. Amerikan Çalışma Bakanlığının verilerine göre ülkedeki temizlik işçisi ve hademelerin %89’unu kadınlar oluşturmaktadır. (6) Bakanlığın kadınların iş yaşamında statülerinin iyileştirilmesine yönelik yoğun çabalarına rağmen şirketlerin çoğunda üst düzey yönetici olarak çalışanların %97’isini erkekler oluşturmaktadır. (7)
Bir başka iç karartıcı manzara cinsel taciz ve tecavüz olayları ile ilgidir. Modern Batılı teoriye göre insanın cinsel eğilimlerini kontrol etmeye kalkışması tecavüz olaylarını azaltmak yerine artırmaktadır. Bu cinsel sapkın ve sapık teori doğruysa her türlü özgürlüklerin alabildiğine geniş olduğu Batı’da tecavüz olaylarının hiç yaşanmaması gerekir. Aksine dünyada en çok tecavüz vakalarının yaşandığı ülkeler Batılı ülkelerdir. 2015 verilerine göre dünyada en çok tecavüz vakalarının yaşandığı ilk on ülke sırasıyla şu şekilde verilmiş. Amerika, Hindistan, G. Afrika, Meksika, Kanada, Almanya, İsviçre, Rusya, Tayland, Belçika. (8) Emniyet raporlarına göre sadece İngiltere’de bir yılda (2014) 500 bin cinsel suç ve 24 bin fiili tecavüz vakası gerçekleşmiş. (9) Fransa’da durum farklı mı? Örneğin France24’ün yayımladığı hükümet kaynaklı rapora göre, sadece başkent Paris’te toplu taşıma araçlarını kullanan kadınların %100’ü sözlü ya da fiili tacize maruz kalmış. (10) Bu rakamlar Laik ve sekülerlerin bozuk plak gibi sürekli terennüm edip durdukları cinsel suçlar cinsel eğilimlerin bastırılması sonucu meydana geldiği yalanını ifşa ediyor.
Ya kadına şiddet konusu? Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın web sitesinde (11) yayınladığı (2014) raporun başlığı bile her şeyi özetliyor: “Kadına şiddet her zaman ve her yerde!” Raporda yer alan istatistikler, AB üyesi 28 farklı ülkeden kırk iki bin kadınla yapılan anket sonucunda belirlenmiş. Anket verileri AB üyesi ülkelerde yaşayan kadınların üçte birinin –yaklaşık 62 milyon kadının- 15 yaşından başlayarak bedensel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Bu rakamlar tarihin her

hangi bir döneminde ve bölgesinde kadının, Avrupa’da ve Batı’da aşağılandığı kadar aşağılanmadığını gösteriyor.
Amerikan Adalet Bakanlığı’nın verileri aile içi şiddet sonucu yılda 1320 (günde 4) kadının kocaları tarafından öldürüldüğünü ortaya koymaktadır. (12) Araştırma, eşini katledenlerin %40 ila %50 arasında değişen oranlarla ya kocası ya da aşk yaşadığı kişi olduğunu ortaya koyuyor. (13) New Jersey Eyalet Hükümetinin resmi sitesinin verdiği bilgiye göre Amerika’da yılda 3 milyon kadın eşinin yada partnerinin fiziki şiddetine maruz kalmaktadır. (14)
Bu listeyi uzatmak mümkün. Parıltılı “kariyer” sözcüğü ile ürünlerinin satışı ve müşteri portföyünü genişletmek adına kadını metalaştıran, ona çılgınca tüketimi ayartıcı bir obje olarak bakan böyle bir barbarlığı insanlığın en ilkel çağlarında dahi görmek mümkün değildir. Kapitalist Batı için kadın

Kapitalist Batı için kadın ya da başka herhangi bir kıymet iktidar, şöhret ve para için kullanılıp atılacak değersiz bir eşya gibi. Dünün cahiliyyesi kızlarını diri diri toprağa gömerken bu günün cahiliyyesi, ayartıcı cinselliğini açığa çıkarırken, kadının insanlığını hem de kendi bedenine gömmektedir. Maskeli cahiliye.
Bu maskeli cahiller Bosna’da tecavüze uğrayan kadınlara, Suriye’de ya da bir başka İslam beldesinde evleri, hastane ve okullarında barbarca katledilen kadınlara, kısaca Müslüman olan bu toprakların kadınlarına bir gün olsun gün yüzü göstermedi. Ve siz, kendisini bu barbar uygarlık ailesine ait gören ve mevzilerinden sürekli bu ümmetin değerlerine saldıranlar! Aidiyetle bağlandığınız Batı’da kadının değerinin kaç paralık olduğunu en iyi siz bilirsiniz! Şayet becerebilirsen, sözde arkadaşlık/flört adı altında beceremezsen, en lüks otellerinden en köhne mekanlarına kadar fuhuş pazarlarında kadının kaç dolara alınıp satıldığını siz daha iyi bilirsiniz. Cinselliğin borsasını icad etmiş bu kapitalist uygarlığın en çok değersizleştirdiği şey kadındır.
Aziz ümmetimizin değerlerine saldırmak için mevzilerinde 8 Mart’ı bekleyenler, bu ümmet kadınlarını Allah emaneti olarak baş tacı eder. Zerre kadar iyilik ve kötülüğün karşılığının verileceği hesap gününde Allah (s.v.t.)’nın herkesin hesabını gördükten sonra hassaten erkekleri, emanetine nasıl davrandıklarına dair ayrıca hesaba çekeceğine inanır. Bu sebeple Allah emanetine gözü gibi bakar. İslam coğrafyasında kadının içinde bulunduğu kötü koşullar ise yüzyıldır tatbik edilen özgürlükçü, hümanist, hazcı, lideral kısaca gayri İslami düşünce ve sistemlerin ürettiği koşullardır, vesselam.

Abdurrahim Şen

Timeturk Haber

Paylaş:
Etiketler
Yorum Yok

Yorum Bırak