Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetLübabe Direği

Lübabe Direği

Lübabe Direği

Nefsini ilah edinip, heva heveslerine köle olan insanların baş düşmanları hep nefsiyle cihatta bulunanlar olmuştur. Bu mücadele zamanla bilek gücünü bırakmış, yerine “zihin ve kelime oyunlarıyla sahih olan bilgilere karşı yanlış algı” getirilmiştir. Medya bu konuda akla ilk gelen organdır. Medya; İslam alimlerini ve Müslümanları küçük düşürme yarışına girmiştir. İşin en acı tarafı ise İslamî (!) kesmin bilerek veya bilmeyerek o medyacıları destekler profil çizmeleridir…
Tv programlarında, köşe yazılarında veya internet sitelerinde bizi temsil edenler , bizi soyutlar hale geldi.. Fuhşu anlatan diziler, müslümanları kötü gösteren haberler zamanla üst üste gelerek su damlası misali zihinlerde birikti ve bir göl halini aldı..
Sokağa çıktığımız zaman insanların bizi garipsemesi, İslam sizi geri plana atıyor diye haykırmaları , sizin yaşadıklarınız İslamda yok demeleri medyanın algı operasyonlarının doğurduğu sonuçtur. Bu kardeşlerimize tevbe timsali olan Hz. Lübabe’nin hikayesini anlatmak isterim ..
Bizim için Peygamber efendimiz ve sahabesi birer rol modelidir inşaAllah örnek alıp ders çıkaralım.
(Hz. Lübabe’nin tevbesini -diğer bir deyişle “Lübabe Direği”ni- anlatırken Hüsnü Aktaş’ın “Medeni Vahşet” adlı kitabının Haber Siyaseti ve Lübabe Direği kısmından alıntıladık..)
“… Hendek savaşı devam ederken ; Ben-i Kurayza Yahudileri, Resul-i Ekrem (sav) ile yapmış oldukları anlaşmayı bozmuşlardır. Müşrikleri hezimete uğratmaları ve Medine’nin çevresini terketmelerinden sonra, Ben-i Kurayza Yahudilerinin ihanetine verilecek ceza gündeme girer. Resul-i Ekrem (sav) sahabesine, Ben-i Kurayza Yahudilerinin kalelerini kuşatmalarını emreder. Bu kuşatma 20 gün sürmüştür. Ben-i Kurayza Yahudileri; direnmeye güçleri kalmayınca, yeniden anlaşma yapmayı teklif ederler. Resul-i Ekrem (sav) anlaşmayı yenileme ve sulh yapma isteklerini reddeder. Görüşmeler sonucunda tahkime gidilir ve Hz. Saad b. Muazın (ra) vereceği kararın , tarafları bağlayacağı kabul edilir. Bu esnafa Yahudiler ; kendilerine yakın hissettikleri Ensardan Hz. Lübabe (ra) ile görüşme yolunu bulurlar. Hz. Ebu Lübabe’nin malları o sırada Ben-i Kurayza Yahudilerinin birisinin yanında emaneten durmaktadır. Sohbet sırasında Yahudiler Hz. Lübabe’ye “- Saad b. Muaz’ın kararı ne olabilir? sualini sorarlar. Hz. Lübabe elini boğazına götürerek hepsinin boğazının kesileceğini haber verir. Daha sonra verdiği haberin , müslümanların sırlarının ifşa olduğunu düşünerek , pişman olur . Herkes Hz. Lübabenin dönüşünü beklemektedir. Hz. Lübabe (ra) kullanılmayan tenha bir yoldan Mescid-i Nebeviye gider ve kendisini bir direğe bağlatır. Ölünceye veya Allahu tealanın (cc) tarafından affedilinceye kadar , hiçbir şey yemeyeceğine ve içmeyeceğine dair yemin eder. Yemininin üzerinden bir hafta geçer… Açlıktan susuzluktan ve yorgunluktan bayılmıştır. Resul-i Ekrem’e haber verilir ve tevbesinin Allahu Teala tarafından kabul edildiğini bildirir.. Kendisini ayıltırlar ve Resul-i Ekrem’in müjdesini anlatırlar. Hz. Lübabe (ra) : – Rasul-i Ekrem (sav) beni kendi elleriyle çözmedikçe , ben kendimi serbest bırakmayacağım der. Ve çözülmeyi kabul etmez. Peygamberimiz bizzat kendisi çözer .. Hz. Lübabe mallarının buna sebep olduğunu düşünerek , tamamını sadaka olarak dağıtmaya karar verir . Resul-i Ekrem (sav) : – Hayır, malının üçde birini sadaka olarak vermen kafidir” der kendisine yol gösterir..
(İbni kesir – Tefsirul Kuran’il Azyim- Beyrut :1969 c:2 sh: 300-3001 ayrıca Vahidi- Eshabun Nuzul – Beyrut sh. 157)
Hz. Lübabenin (ra) verdiği haber doğrudur. Fakat Resul-i Ekrem (sav)’den veya ashabından ulul’emr durumunda olan kimselere arzetmeden, doğru olan bu haberi yaymıştır.. Doğru olan bir haber müslümanların sırrı özelliğini taşıyabilir . Günümüzde Hz. Lübabenin yaptığı nefs muhasebesini yaparak, kendi kendini direğe bağlayacak kaç müslüman vardır?! Hak ile batılı birbirlerine karıştıran ve İslam şeriatına karşı savaş açan medya imparatorları “İslamcı yazarları(!)” düşününüz. Bu İslamcı yazarlar (!) müslümanların hususiyet arz eden meselelerini, Tv ekranlarında tartışabilmektedir. Yaptıkları tartışmaların , tebliğle de bir alakası yoktur. Müslümanların hususi meselelerini ifşa edenler , amellerinin mahiyetini de düşünmelidirler . Mescid-i Nebevide “Hz. Lübabe Direği” diye anılan sütun bomboş durmaktadır.. Kendilerini o sütuna bağlamalarında bir mahsur yoktur..”
Selam ve dua ile ..

Seval Akarsu/ @sevalylmzz

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak