Kategoriler
Ana SayfaKadın ve AileKocasının Onurunu Koruyan Saliha Kadın

Kocasının Onurunu Koruyan Saliha Kadın

Kocasının Onurunu Koruyan Saliha Kadın

Günümüzün büyük muhaddislerinden Şeyh Ebu İshak el-Huveynî anlatıyor; kendisi bir arkadaşını ziyaret etmiş ve o’nu üzgün görmüş. O’na bunun sebebini sorunca hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Demiş ki: “Ey Şeyh! Hanımım hasta ve birkaç günden beri ona bakıyorum.” Şeyh Ebu İshak diyor ki: “Bu sebepten ötürü hıçkıra hıçkıra ağlamasını garip karşıladım. Adam benim garip karşıladığımı fark edince dedi ki: “Ey Şeyh! Hanımım nedeniyle böyle ağlamamı garip mi karşılıyorsun?! Şayet hanımım hakkında benim bildiklerimi bilseydin bu halimi normal karşılardın.” Ve adam anlatmaya başlamış; kendisi mütevazi/basit bir işte çalışarak ihtiyacını karşılayan fakir biriymiş. Ve zengin birisi, O’nun güvenilirliğini ve takvasını görünce O’na kızını verme teklifinde bulunmuş. Ve evlenmişler. Adam anlatıyor: “Bir gün hanımın babası geldi ve bana dedi ki: “Allah’tan kork! Hanımına bazen peynir, felâfil, fûl[1]yiyecekleri de al. (Ki bu yemekler şimdi zikredilecek olan yemeklere nisbeten basit yiyeceklerdir.) O’na çok et yedirme. Kadın et, yağda kızartma ve meyve yemekten usanmış!” Bu sözler üzerine ağzımı açtım, ama ne cevap vereceğimi bilemedim. Ne demek istediğini anlayamadım. Sonra hanıma babasının söyledikleri hakkında sordum.” Kadın şunları anlatmış; anne-babasının evine her gittiğinde O’na et, yağda kızartma, çeşitli meyveler ikram ediyorlarmış ve O da: “İstemiyorum. Kocam eve bunlardan o kadar çok getiriyor ki artık bunları yemekten usandım. Canım ekşi peynir, felâfil ve benzeri şeylerden yemek istiyor. Kocam ise bunlardan getirmiyor” deyip yemiyormuş. Halbuki kadın, kocası fakir olduğu için evde bir-iki ayda bir et görüyordu, genelde yediği yiyecekler ekşi peynir, felâfil ve fûl yemekleriydi. Ancak bu kadın ailesinin gözünde kocasının kıymetini yükseltmek, kimsenin O’nu fakirliği sebebiyle hakir/küçük görmemesi için o güzel yemeklerden yememiş, açlığa sabretmiş.
Adam bunları anlattıktan sonra şöyle demiş: “Şimdi benim niçin ağladığımı anladın mı ey Şeyh! Bu anlattığım, hanımımın sadece bir hasleti. Eğer O’nun orucundan, gece kıyamından, takvasından, bana ve başkalarına karşı gösterdiği güzel ahlakından anlatsam tam hakkını veremem.”


[1] Felâfil ve fûl Araplar arasında meşhur yemeklerdir. Felâfil; nohutlu, yağda kızarmış, etsiz, köfteye benzer bir yiyecek. Fûl ise; yağ ile hazırlanmış bir fasulye yemeği.

Nakil Kürsüsü

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak