Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİslam’ın Teşvik Ettiği Güzel Hasletlerden Biri De ‘Fısıldaşmamaktır!’

İslam’ın Teşvik Ettiği Güzel Hasletlerden Biri De ‘Fısıldaşmamaktır!’

İslam’ın Teşvik Ettiği Güzel Hasletlerden Biri De ‘Fısıldaşmamaktır!’

‘لاَّ خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلاَّ مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلاَحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ ابْتَغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا’
“Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen(in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz.” (Nisa 114)
İbni Kesir(rahimehullah) “Tefsir”inde şöyle diyor: “Allah’u Teala insanların fısıldaşmalarının (gizli konuşmalarının) birçoğunda hayır olmadığını; ancak sadaka vermeyi yahut iyilik etmeyi ve insanların arasını düzeltmeyi emreden fısıldaşmaların bundan hariç olduğunu haber vermektedir. Nitekim İbn-i Merdeveyh’in Ümmü Habibe’den aktardığı hadis-i şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır;”Ademoğlunun bütün konuşmaları aleyhinedir, lehine değil; ancak Allah’ı zikretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak bunun dışındadır.” (Tirmizi,2412/İbni Mace,3974) Hadisin ravilerinden Süfyan-ı Sevri der ki; “Allah(azze ve celle) kitabında “Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur.Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen(in fısıldaşması) müstesna.” buyurduğunu işitmedin mi? İşte bu onun aynısıdır. Yine Allah (celle celaluhu)’nun “Ruh(Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün , Rahmanın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar, konuşanda doğruyu söyler.” buyurduğunu işitmedin mi? Bu da onun aynısıdır.  Ya da Allah’u Teala’nın kitabında “Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyandadır. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” buyurduğunu işitmedin mi? İşte bu da onun aynısıdır.” Bu hadis-i Tirmizi ve İbni Mace rivayet etmiş; fakat Süfyan-ı Sevri’nin sözlerini zikretmemişlerdir. Hadis-i rivayet ettikten sonra İmam Tirmizi şöyle der; “Bu hadis hasen gariptir. Bu hadisi sadece Muhammed bin Yezid bin Huneyş’in rivayetiyle bilmekteyiz.”
İmam Ahmed dedi ki;”Humeyd bin Abdurrahman bin Avf’ın annesi Ümmü Gülsüm binti Ukbe dediki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘in şöyle buyurduğunu işittim; ‘İnsanların arasını düzelten yalancı değildir. Onun hayırı artar ya da hayır işlemiş olur.’ Ümmü Gülsüm dedi ki: ‘Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sadece şu üçüne ruhsat verdiğini duydum: Harpte, İnsanların  arasını düzeltmede, Kişinin karısı ve karının kocası ile olan konuşmasında..’ (Buhari,2992/Müslim,2605/Ebu Davud,4921/Tirmizi,1938)  Ravi der ki;’Ümmü Gülsüm binti Ukbe,Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e biat eden muhacir kadınlardandı.’ İbn-i Mace dışında muhaddislerden bir cemaat, bu hadisin benzerini muhtelif kanallardan olmak üzere Zühri’den rivayet etmişlerdir.

İmam Ahmed dedi ki;’Ümmü’d-Derda (radıyallahuanha),Ebu’d-Derda (radıyallahuanhu)’dan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder; ‘Size oruç,namaz,sadakadan derece yönünden daha üstün bir amel haber vereyim mi? Orada bulunanlar: ‘Evet, ey Allah’ın Rasulu!’deyince Rasul-ü Zi’şan efendimiz şöyle buyurdu; ‘İki kişi arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını bozmak ise dini kökünden söküp atmaktır.’ Bu hadisi Ebu Davud/4919 ve Tirmizi/2509 rivayet etmiş, İmam Tirmizi hadis hakkında hasen sahihtir demiştir.

Hafız Ebu Bekr el-Bezzar, Hz.Enese radıyallahu anhu’dan şu rivayeti aktarmaktadır: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Eyyüb’e:’Sana bir ticaret göstereyim mi?’buyurdular. Onun ‘Evet’ demesine karşılık şöyle buyurdular:’Araları bozulduğunda insanların arasını düzeltmeye koşar,birbirlerinden uzaklaştıklarında onların arasını yakınlaştırırsın.’ Bezzar der ki:(Hadisin senedinde bulunan) Abdurrahman bin Abdullah el-Ömer(hadiste) leyyin/gevşek olup peşinden gidilmeyen hadisleri rivayet etmiştir.
Bunun içindir ki Allah’u Teala:’Kim (ihlaslı,temiz kalpli olarak)Allah’ın rızasını arayarak…’sevabını Allah’u Teala’nın katından bekleyerek ‘böyle yaparsa biz ona çok bol geniş ve büyük bir ecir vereceğiz.’ buyurmuştur. (İbn-i Kesir “Tefsir’ul-Kur’ani’l-Azimé1/555)
İnsanların kendilerine has işleri,bazılarının diğer bazıları ile birtakım hususiyetleri muhakkak bulunmaktadır. Bu konuda ayet-i kerime iyiliği emretmek,sadakaya teşvik etmek ve iki kişinin arasını düzeltmek için gayret göstermek şartı ile gizli konuşmalara ruhsat vermiştir. Bu hakikat sabit olduğuna göre(bil ki) bu ayet- kerime ile alakalı dört mesele vardır.
1.Mesele:  Bu mesele Arapça gramer bilgisi ile alakalı olduğu için tercüme etmedik(Mütercim)
2.Mesele: Fısıldaşmanın/gizli konuşmanın sıfatı hakkındadır. İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan sabit olan rivayete göre Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Bir yerde iç kişi bulunursa, birini bırakıp ikisi gizli konuşmasınlar.'(Buhari,6288/Müslim,2183) Alimler bu konuda dört farklı görüş beyan ederek ihtilaf etmişlerdir.
a) Sahih hadiste de geldiği gibi bu tavır tek kalan kişiyi üzer.Bu da bir zarardır. Zarar ise icma ve nass ile haramdır: ‘Zararda yoktur, zarara zararla karşılık vermekte yoktur.’ (İbn-i Mace,2340)
b) Bu durum İslam’ın ilk dönemlerinde, insanlar mü’min ,kafir,münafık ve muhlis olmak arasında bir durumdayken geçerliydi. Ne zaman ki İslam yayıldı buna itibarda ortadan kalktı. [Zira İslam’ın ilk dönemlerinde münafıklar, müslümanları üzmek için onların aleyhinde gizlice konuşuyorlardı. Ayrıca  bu görüşte olanlar hadisin mensuh olduğunu söylemektedir.(Mütercim)]
c) Bu durum seferde iken geçerliydi. Şöyle ki kişi(kendinden ayrı fısıldaşanlar tarafından) kendine karşı bir hile yapılacağı zannına kapılır ve bu hali içinden atamaz.
d) Gizli konuşmanın yasaklanması, ahlak-ı haseneden (iyi ahlak) ve edebi cemiledendir ki (güzel edeb) bu da ilk görüşe racidir. Sahih olan gizli konuşmadan nehyin baki kaldığı , gizli konuşmama emrinin ve bu emrin genelliğinin yolculukta da mukimken de devam ediyor olduğudur. Bunun delili Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisinde ‘çünkü bu onu üzer.’ buyruğudur. Aynı şekilde şu rivayet de buna delil olur: İbn-i Ömer radıyallahu anhuma, Abdullah bin Dinar ile beraber yürüyordu. Bir adam onunla konuşmak isteyince İbn-i Ömer dördüncü bir adamı çağırdı ve Abdullah bin Dinar’ın yanında bekletti , ta ki o kişiyle olan konuşması bitene kadar.
3.Mesele: İbn’ul Kasım, İmam Malik’in şöyle dediğini aktarır: ‘Dördüncü bir kişiyi yalnız bırakarak üç kişi gizlice fısıldaşmamalıdır.’ Bu doğrudur. Zira araştırma neticesinde illeti/sebebi bilinirse artık bu illet nerede bulunursa orada kural olur ve nerede olursa olsun hüküm bu illet ile alakalı olur. Açıkladığımız gibi buradaki nehyin illeti tek kalan kişinin üzülmesidir. Bu durum zikredilen bütün yerlerde mevcut olduğu için nehiy oralarda da geçerlidir. Sayı çoğaldıkça üzüntü daha çok olacağı için gizli konuşmaktan nehiy daha te’kitli/vurgulu olur.
4.Mesele: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in nehyinin sebebinin tek kalan kişin mahzun olması olduğu sabit olunca, tek kalan kişiden izin aldığında oda izin verirse o zaman bu davranış caiz olur, haram olmaz. Allah azze ve celle doğrusunu en iyi bilendir. (Ahkamü’l-Kur’an 1/627)

On Müfessirin Kaleminden Hanımlara Özel Tefsir/ İmad Zeki el-Barudi

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak