Kategoriler
Ana Sayfaİlim-İrşadİslami davette kadının rolü

İslami davette kadının rolü

İslami davette kadının rolü

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

“Siz evlerinizi İslamlaştırın, sokaklarınız o zaman İslamlaşır.”
İşte bu söze binaen İslamın temellerini evlerimizde atmalıyız. İslam kadına sorumluluklar vermiştir, bunun başında da aile gelir. Hz. Hacer’e, Hz. Aişe’ye, Hz. Meryem’e, Hz. Hatice’ye düşen ne ise bize de düşen görevler aynılarıdır. Görevlerimizi yerine getirirsek neden onlar gibi olmayalım ki?

Siz her hangi bir kadın değilsiniz. Genç yada ihtiyar, hiç farketmez. Yüzdeye vurduğumuz zaman davet misyonunu yüklenen kadınların çok az olduğunu görüyoruz. Kaç kadın farkındalığının farkında. Bizim farklılığımız imanımız. Daha kendisine gönderilen imanın görevlerin bilmeyen kadınlar var. Mevdudi’nin şu sözü beni çok etkilemiştir. “Papağana da talim yaptırırsanız size 1 hafta sonra Kelime-i Tevhid’i söylemeye başlar. Bizim papağandan farklı olmamız gerekmez mi?”

Teslim olmak, kitabı kendine uydurmak değil, kitaba uymaktır. Teslimiyetimiz Hacer (as)’in teslimiyetimiz gibi olmalı. Müslüman, müslüman isminden başka bir isim kabul etmez. Derdimiz İslam olmadıkça Kur’an’ın istediği kadın olamayız. Sınırlarımızı Allah ve Rasulünden almamız gerek. Sınırlarımızın olması mücadele içinde olmayacağımız anlamına gelmez. Görev alanlarımız farklı olsa da dava birdir.

Cahiliyye’ye ait her şeyi kendimizden temizlemeliyiz. Öyle ki biz Hz.Ömer’i “siyah kadının oğlu” sözünden dolayı “sen de cahiliyye kalıntıları mı var ey Ömer, sen İslam olmadın mı?” diye azarlayan bir peygamberin ümmetiyiz. Özellikle hanımlar, modernizm ve feminizm gibi kavramlardan uzak durmalı. Allah bize ‘ıslah edin’ diyor fakat biz daha kendimizi bile ıslah edememişiz. Dini kulaktan dolma öğrendiğimiz için kalıplardan çıkamıyoruz. Arınamayanlar adanamazlar, adanmayanlar kazanamazlar. Bize biçilen kaftandan gocunmayacağız. Alanımız dünyadır fakat başlama noktamız evimizdir. Dışarısı ve içerisi dengesinin iyi kurulması gerekmekte. Kadının dava içindeki çalışmasına en büyük örneklerden biri Esma binti Ebubekir’dir. Kardeşi Abdullah, babası ve peygamberimize bilgi ulaştırırken kendisi Sevr’e yemek taşıyordu. Çünkü “Ey iman edenler” ayeti kadın erkek ayırmaksızın herkesi kapsar.

Bir öğrenci yurdunda tevhid konulu bir konuşma yapmıştım. Daha sonra öğrendim ki o yurdu Türkan Saylan yaptırmış. Öyle birinin yaptırdığı yurtta öğrencilere tevhidi anlatmak hoşuma gitti fakat sonra utandım. Yurt görevlilerinin anlattığına göre Saylan, en ücra köylerdeki zeki ve yetim çocukları alır bu yurda getirirmiş. Şimdi soruyorum. Küfrün önderi sayılan bu kadın yetimleri bulup onları küfür merkezli eğitirken biz neredeydik? Neredeyiz? Yakın tarihe baktığınızda Zeyneb Gazali’den başka dava kadını hatırlıyor, biliyor musunuz?

İsmaillerimiz manevi susuzluktan ölürken, onların ellerinden tutacak olan sizsiniz. Bu kadar mağdur olan insanın vebali bizimdir. Kalk emri verilen peygambere oturarak mı yetişeceğiz?

Sabiha Ateş Alpat

Genç Muvahhide

Paylaş:
Etiketler
Yorum
  • Bu sözleri duyan hanımlarda nasıl etki oluşuyor peki?
    Şöyle: davet etmem lazım, tebliğ etmem lazım, ama evdeyim. Güvenebileceğim evime yakın bir vakıf yok ki orada görev alayım.
    Kocam ya da babam arabasıyla beni davete, derse götürebilir; bu herkes için geçerli olmayabiliyor.
    Akrabalarımı, en yakınlarımı uyarırım.
    Önce kendimden başlarım.
    Benim dosdoğru bir Mümin hanım olup ümmette var olmam ilk işim olur.
    Afrika vd.ülkelere yardım, tebliğ vb.görevlerle de olsa çarşafımla da olsa da gitmem. Böyle giden hanım davetçiler varsa inşaallah kocalarıyla gidiyorlardır ya da bir mahremleriyle.
    Çarşaflı ama yüzüm açık fotoğrafım çekilemez, bu şekilde davet yapacağım diye konferans konferans gezemem. Gezmem.
    Böyle örnekler yok mu? Maalesef var.
    İnternette aç bir site, bir sosyal medya hesabı ordan davet yap kardeşim diyorlar. Çook var böyle hesaplar siteler. İlim isteyen zaten buralardan ilim öğrenmesin. Davet içinse tek başına yapamazsın bir şey, ya meşhur olacaksın kendini evini hayatını bir şekilde teşhir edeceksin ,kendini göstermeden de olabiliyor bu ve fakat bu da yanlış, sosyal medyada takipçin artacak, ya başka şekilde tanınan biri olacaksın. Yine bakınız örnekleri var.
    Çok tanınmış, takipçisi bol güzel siteler de var, senin ise bir başına bu mecraya çıkman sana vakit kaybettirir. Ayrıca büyük sorumluluk, erkeklerle muhatap olma durumu da var vd.

    Hiç bunları düşünüp de dert etme kendine bacım.
    Senin cihadın iffetini koruman evinde durmandır.
    Senin davet tebliğ İslama hizmet gibi bir derdinin gönlünde olması yeter.
    Davet için müşteri aramayacağız kendimize.
    Zaten her insan bizim hitabımıza dahil olacak, her yerde ve zamanda.
    Senden Allah’ın rızasını kazanman bekleniyor.
    Senden istenmeyen şeylere bu tip , elbette güzel ve doğru şeyler içeriyor, yazıları okuyunca kendini zorlama. Kendini eksik, değersiz, boş kalmış hissetme. Şeytan imanını kemirmesin.
    Ayrıca merak da etme, yaptığın işleri küçük görme, ihlası elde etmeye gayret et.
    Bu tip yazılar sana senin kendi eksiklerini hatırlatmalı. Senin dinim dediğin İslam’ı öğrenmene vesile olmalı.
    Bu yazıların amacı da bu olmalı.
    Yoksa zaten bilinçli bir mümin hanım kendisine verilen nimetlerle davetini davasına hizmetini yapar.

    En önemlisi, herkes kendisine verilenlerden, elindeki imkanlardan sorumlu olacak. Sen kendini rahatlatmak vicdanını rahatlatmak iş yapmış olmak için iş yapmıyorsan bunlardan biri değilsen bırak Rabbine gerisini.
    Rabbim de: beni ya Kurânına hizmette kullan ya da şehit eyle. Beni kabul eyle.
    Tesettürünü koru, mahremsiz dışarıya tek çıkma. Fitne zamanındayız, öncelik kendini korumak. Sen cehenneme gittikten sonra insanları cennete davet etsen ne olacak? Çevrene, çevrendekilere çok dikkat et. Ver kendini Kurâna. Kitap yazamasan da konferans veremesen de mahalledeki hanımlar senden öğüt dinlemeye yanaşmıyorlarsa da olsun. Melekler görüyorya, Rabbin biliyorya, o yetmez mi? Yetmez mi?

    22 Temmuz 2019

Musluman 'e Cevap Yaz İptal