Kategoriler
Ana SayfaKadın ve Aileİslami Açıdan Aile İçi İlişkiler Nasıl Olmalı ?

İslami Açıdan Aile İçi İlişkiler Nasıl Olmalı ?

İslami Açıdan Aile İçi İlişkiler Nasıl Olmalı ?

…Allah’a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir?(Fussilet/33)
İnsan hayatının dönüm noktalarından biri evliliktir. Evlilik kutsal bir müessesedir. Resullullahın buyruğu ile evlilik insanın imanının yarısını tamamlar. Tamamlanan bu yarı ile bazı sorumluluklarda beraberinde gelir. Bu yazımda inşallah onlardan birkaçına değineceğim.
Kendi açımdan önemli gördüğüm hususlardan bir tanesi de, ailede islamın yaşanması ve aile içerisinde teşvik edilmesi meselesidir. Bu gerek anne gerek babanın çocukları üzerindeki hal ve hareketleriyle, gerekse onları eğitecek güzel sohbetlerle, oyunlarla çocuklarına islamı sevdirmesi ve öğretmesidir. Burada en büyük görevin babada olduğu düşüncesindeyim. Hem eşini hem çocuklarını eğitme konusunda lider kişi erkektir ve evin sorumluluğu ona aittir. Allah (svt) bir ayeti kerimede ‘Allahın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için Saliha kadınlar itaatkârdır.’[1] buyurarak evin yöneticiliğini erkeğe vermiştir. Nitekim aile en küçük toplum birimidir. Toplum da bir düzene tabidir. Düzen ise bir idareciyi zorunlu kılar. İslam nizamında halifeden ailedeki reise kadar her idareci ilahi talimata göre hareket etmek zorundadır. Bu islami toplumun olmazsa olmazıdır.
Erkek, eşini islama davet etmeli onun ve çocuklarının islamı hayat yaşamasını sağlamak için elinden geleni yapmalıdır. Aynı şekilde kadın, kocasının ve çocuklarının islamı yaşaması için elinden geleni yapmakla yükümlüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde bu manada şöyle buyurmaktadır: ‘Hepiniz bir çobansınız ve hepiniz emri altındakinden sorumludur. Erkek, ev halkının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve ondan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının çobanıdır ve ondan sorumludur. Hepiniz bir çobansınız ve hepiniz emri altındakinden sorumludur.’[2]
Evet, biz sorumluyuz. Müslüman eşler her zaman bunun bilinciyle hareket etmeli ve Allahın bizlere olan şu emrini yerine getirmeye çalışmalıdır. ‘Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.’[3] Burada yüce mevlamız ailemize karşı olan bir sorumluluğu ve yapmamız gerekenleri bildiriyor. Yükümlü olduğumuz bu meseleyi aile fertlerine uygulama konusunda erkek ve kadınların izleyecekleri yol hususunda birkaç söz söylersek meselenin iyi anlaşılacağı düşüncesindeyim.
Birinci olarak erkek, eşi ve çocuklarına tebliğde nasıl bir yol izlemeli ondan bahsedelim. Evde idareci konumunda bulunan ve her anlamda yönetici olması gereken erkeklerin en büyük zaafı üslup! Hemen hemen her erkekte olan en büyük sorun, velev ki yıllarca insanlara tebliğ etmiş ve bu alanda başarılıda olsa kadınları anlamada yetersiz kalabiliyor. Dışarıda tabiri caizse laftan anlamaz insanlara sabırla bir şeyler anlatan bazı kardeşlerimizin özellikle çocuklarına ve eşine tahammülü yok denecek kadar az ne yazık ki. Erkeklerde kendini savunma ve dediğini yaptırma için ses yükselmeleri de oldukça fazla. Hal böyle iken eşine anlattığın hak olsa da, eşin tavırlarından dolayı dinleme oranı azalıyor. Resulullahı her anlamda önder olarak kabul eden biz Müslümanlar özellikle bir ev reisi olarak O’nun eşlerine karşı tutumunu ve bizlere tavsiyelerini kulak ardı etmemek gerekir. Aşağıdaki birkaç hadisi şerifi iyice öğrenmekte fayda vardır.
· ‘Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hep seni hoşnut edecek şekilde davranamaz. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Kadının kırılması da boşanmasıdır.” [4]
· ‘Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.’[5]
· ‘Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.’[6]
· ‘Hayırlınız, aile fertlerine hayırlı olandır. Ailesine en hayırlı olanınız benim.’[7]
Saydığımız bu hadisleri hatırımızdan çıkarmadan eşlerimize karşı tutumlarımızın daha yumuşak, üslubumuzun da güzel olması ile aramızda ki sevgi, saygı bağları ve söylenilecek sözlerinde dinlenme olasılığı artacaktır. Birde şu ayeti unutmayalım. ‘…Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allahın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.’[8]
Peki, babanın çocuklarına karşı davranışları nasıl olmalıdır? Efendimiz (sav) bir hadisin de şöyle buyurmaktadır: ‘Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz.’[9] Kardeşlerimizin bu eğitimde en büyük sıkıntısı çocuklarına zaman ayırmayı ihmal etmesi, sorunlarını dinlemeye tahammül edemeyip bunlarla eşlerinin ilgilenmesini istemesidir. Çocuklarıyla faydalı vakit geçirmeye yaptıklarına kızmadan güzel dil ile nasihat etmesi Allahın izni ile hem sözlerini dinletme konusunda hem de çocuklarının gözünde anlayışlı bir baba olmasına vesile olacaktır. Allah sabrımızı ve ilmimizi arttırsın.
İkinci olarak annenin, eşi ve çocukları üzerinde nasıl bir yol izlemesi gerektiğine kısaca değinelim. Zamanımızda kadınların en büyük sorunu eşlerine karşı nankör olmaları ve haklarını vermemeleridir. Bu, islamı anlamaya ve yaşamaya göre değişse de her kadında az da olsa görülmektedir. Hz. Muhammed (sav) de bu konuya binaen bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: ‘Siz çok lânet eder ve kocanızın iyiliklerini görmezden gelirsiniz.’[10] Lanet iyiliği inkâr etmek ile yapılır. Yapılan bu inkârda eşin güzel ülfet etmesine engel olur, eşine karşı soğuma meydana getirir. Erkekler, kadının kendisinden bilgili olmasına ve bilmişlik taslamasına katlanamazlar. Kadınlar eşlerine bir nasihatte bulunurken son söz sahibinin onun olduğunu söyleyerek yumuşak bir üslupla vermek istediklerini kolayca verebilirler. Şunu da unutmamak gerekir, insanın başına ne gelirse ‘dilden’ gelir, dilini tutan kurtulur. Bazı kadınların ne yazık ki söz söyleme yerine laf yetiştirme telaşı içinde olmaları İslami anlamda da aile ortamında da kendilerini sıkıntıya sokar. Tavsiyem şudur; ‘tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’ atasözüyle beraber eşlerine değerli olduklarını hissettirmeliler ki her anlamda bir uzlaşma olsun.
Anne olarak kadın, çocukları üzerinde en büyük örnek ve öğretmendirler. Bütün gün çocuklarıyla beraber olan en önemli ahlak ve davet eğitimcisi olan anne görevini iyi idrak etmeli ve Allah rızası başta olmak üzere, ümmete ahlaklı bir nesil yetiştirmeyi dert edinmelidir. Hz. Peygamber (sav) ‘Hiçbir anne ve baba çocuğunun güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır.’[11] buyurmaktadır. Çocuklarımız ahlaklı ve imanlı olursa bu sadakayı cariye hükmündedir ve Allahın izni ile kapanmayacak sevap defteri anlamına gelir.
Kardeşlerim, dünyanın gelip geçici olduğunu unutmayalım. Mallarımız, evlatlarımız, eşlerimiz bizi dünya hayatına bağlamasın, aksine bunları vesile kılarak Allaha yaklaşmaya çalışalım. Rabbim ahretin gerçek yurt ve dünyanın gelip geçici bekleme yeri olduğunu kuran da birçok yerde bildirmiştir. Bu ayetlerden birinde Yüce Mevla’mız ‘Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur.’[12] buyurmaktadır.
Bizler, eşler olarak birbirimizi iyilikle uyarmalı, Allahın razı olduğu şekilde yaşamaya çalışmalı ve Rabbimizden çokça bağışlanma dileyerek Ondan sakınmalıyız. Sakınmamız gerektiğini söyleyen, bizi yaratan Allah (svt) iken hala sakınmaz mıyız? ‘Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini meydana getiren, ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının.’[13]
Ahlak, iman, güzel söz ve ülfet ayrılmaz bir bütündür. Biri eksik olursa ondaki olumsuzluk diğerlerinde ki güzelliğin önüne geçer ve diğerlerini unutturur. Bunun için elimizden geldiğince tüm davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Unutmayalım ki : ‘Güzel ahlakın esası, iyiliği yaygınlaştırmak, kimseyi rahatsız etmemek ve güler yüzlü olmaktır.’[14]
[1] Nisa Suresi 34. Ayet
[2] Buhari ve Müslim – Ravi Abdullah ibn. Ömer (r.a)
[3] Tahrim Suresi 6. Ayet
[4] Buhârî, Enbiyâ 1, Nikâh 80; Müslim, Radâ’ 60. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ` 11, Tefsîru sûre (9) 2; İbni Mâce, Nikâh 3
[5] Müslim, Radâ` 61—Ravi Ebu Hureyre (r.a)
[6] Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50
[7] İbni Mâce, Nikâh 50
[8] Nisa Suresi 19. Ayet
[9] Tirmizi; Büyük Hadis Külliyatı Cem’u’l-Fevaid
[10] Buhârî, Hayız 6
[11] Tirmizi; Sünen-i Tirmizi / İyilik ve İrtibatı Koparmamak
[12] Mümin Suresi 39. Ayet
[13] Nisa Suresi 1. Ayet
[14] Hasan Basri Rahimehullah
 

Mustafa Demir / hakligorus.blogspot.com

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak