Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİslam’da Tesettür-4

İslam’da Tesettür-4

İslam’da Tesettür-4

Haremlik-Selamlık
Dinimize göre kadın erkek ilişkilerindeki sınırlamalardan biri de yabancı erkek ve kadınların bir arada oturmamaları hususudur. Oturma mekanlarının ayrı olmasına “Haremlik-Selamlık” adı verilmiştir.
Haremlik,harem kelimesinden gelir. Harem ise; Arapça bir kelimedir. “Haram”,”Hürmet”,””Muhterem” ve “İhtirem” kelimeleriyle aynı köktendir. Haremin manası, kişinin özenle koruduğu ve uğrunda savaştığı, şehadeti göze aldığı mukaddes şeydir. Örneğin adamın haremi,ailesi,kadınları ve himaye ettiği şeydir.1
Haremlik, İslam toplumunun bir vasfı olarak İslami aile içerisinde kadına nikahı düşenlerin girmelerinin yasak olduğu ve sadece kocasının ve nikahı düşmeyenlerin girebildiği evlerin özel bölümüne denir.
Selamlık ise, İslami aile içerisinde erkeklere açık olan evin özel kısmına denir. Şunu bilelim ki; haremlik-selamlık keyfi bir uygulama ve hadise değil, şer’i naslardan kaynaklanan Rabbani bir mecburiyettir. Haremlik-Selamlık; kitap, sünnet ve sahabe-i kiramın icma-ı ile sabit olan bir husustur. İslam dini, “neslin emniyeti”ne önem vermiş ve zinaya yol açan her türlü davranışı mefsedet hükmüne dahil etmiştir.2
Hanefi fukuhası; nikahlanmaları,neseb ,süt emme ve diğer sebeplerden dolayı “ebediyen” haram olanların bir arada oturmasının bir mahzuru olmadığı hususunda müttefiktir. Nikahlanmaları, ”muvakkat” olarak haram olanlara  gelince: Bunlar bir arada oturamazlar. Mesela, bir mü’min erkek baldızı ile  Mü’min kadın da; kocasının kardeşleri(kayınları)ile bir arada oturamaz.3 (Bazı alimlere göre, ille de kayına veya nikahlanmaları “muvakkat” olan enişte gibi kimselere çıkılması icab ederse, kadın tam tesettürüne, oturuşuna,kalkışına, gülüşüne,konuşmasına,onların yanın da kokulanmamaya,süslenmemeye ve onlarla tek teke bir odada kalmamaya dikkat etmek şartıyla bir arada bulunabilirler.) fakat yine de bir arada bulunulmaması en uygun görüştür.
Mutlak müctehid Hasan-ı Basri radıyallahu anh şöyle diyor:  “Erkekler ile kadınların beraberce (karma bir şekilde) toplanmaları,bir arada bulunmaları bid’attir.”  4
Şunu bilelim ki; “Haremlik-selamlık tatbikatı; Kur’an ve sünnet’den bir delile dayanmaz. Kötülüğü önlemek gerekçesiyle fukuha tarafından tanzim edilmişti.” diyen kimse, İslam’ın temel hedeflerinden habersizdir. Müctehid imamlar, keyiflerine göre kural tanzim etmekle suçlayan tipler, büyük bir hata içerisindedirler. 5
Haremlik ve selamlık tatbikatı; “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir fuhuştur ve kötü bir yoldur.” (İsra,32) emir-i ilahisinin doğrultusunda atılan Rabbani bir adımdır. Haremlik ve selamlık prensibinin altyapısı örfü adet değil, ayet ve hadistir. Ahzab suresinin 53. ayeti bu konuyla alakalıdır:
“Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli birşey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah’ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.”
M.Hamdi Yazır şöyle diyor: “ Artık onlara bir hicab: Yani görülmelerine mani bir perde, bir siper arkasından sorun. Bundan böyle “harem” farz kılınmıştır ki, o zamana kadar Araplarda adet değildi.” 6
Dikkat edilirse haremlik ve selamlık uygulaması, İslam medeniyetini cahiliye medeniyetinden ayıran Rabbani bir alamettir.
Yukarıdaki ayetin tefsirinde Cessas şöyle diyor: “Bu hüküm (hicab/perde arkasından isteme), her ne kadar özellikle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellam ve O’nun zevceleri hakkında inmişse de, manası onlara da başkalarına da şamildir. Çünkü biz Allah’ın sadece O’na has kıldıkları dışında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e uymak ve onu örnek edinmekle memuruz.” 7
Bir gün Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına: “Kadınların yanına girmekten sakının!” buyurdular; Ashabdan biri: Ya Rasulullah! Hısım,akraba için ne buyuruyorsunuz? Deyince:”Hısım-akraba, ölümdür” cevabını vermiştir. Yani mahrem olmayan hısım-akraba da aynıdır. Hatta onun ihaneti daha fecidir.” 8
Yukarıda hısımdan maksat kocanın babaları, kayın birader ve geri kalan akrabalarıdır. Kadı İyaz da “Bir kadının kayınbiraderiyle baş başa kalması dinde fitneye ve helake sebep olur. İşte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu ölümle nitelendirmiş ve bu sözü söylerken de şiddet makamında söylemiştir.” der. 9
Ümmü Seleme(r.anha) validemizden rivayet edilen hadis-i şerif, bu tatbikatın, bizzat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e dayandığını göstermektedir. Hadis şudur: “Hicab(örtü) ayet-i kerimesi geldikten sonra, Ben ve Meymune, Rasul-i Ekrem’in yanında otururken, âmâ (kör) İbn-i Mektum radıyallahu anh yanımıza çıkageldi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize: “perde arkasına çekilin” dedi. Biz “Ey Allah’ın Rasulü! O âmâ değil mi? Bizi ne görür ne tanır”dedik. Bunun üzerine Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem : “Siz de âmâ mısınız? Onu görüyor musunuz?” 10  buyurdu. Dikkat edilirse; gözleri (harama bakmaktan) sakınmak noktasında, kadınla erkek arasında pek fark yoktur. Bu hadis-i şerifin şerhinde İslam alimleri çeşitli açıklamalar yapmıştır.
Hadis Şerhlerinden Azimabadi şöyle diyor:” Gerek İmam-ı Şafii ve gerekse Ahmed b. Hanbel,Ümmü Seleme’nin hadisini delil getirerek erkeklerin kadınlara bakmalarının haram olduğu gibi, kadınların da erkeklere bakmalarının haram olduğuna kail oldular.İmam-ı Nevevi de bu iki imamın görüşünü esas görüş olarak kabul eder. Buradaki haram fitne korkusu olduğu zamandır. Kadınlar için fitne korkusu erkeklerinkinden daha şiddetlidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi hanımlarının Abdullah İbn-i Mektum’un gelişi esnasında hicab’ın (perdenin) arkasına gönderdi. Nitekim kadınlarının mutlak olarak kendisini görmemeleri için değil, belki onların yanında Ümmü Mektum farkında olmaz, fakat olmaz,fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları o anda açılan avret mahallini görmesinler diye hicabın/perdenin arkasına gönderildiler. Nitekim kadınların çarşıya, mescide gitmelerine verilen izin de bunu teyit etmektedir. 11
Seheranfuri de şöyle diyor:”Cumhuru ulemaya göre kadının ecnebi/yabancı olan bir adamın göbeğinden aşağı dizlerinden de yukarısının dışındaki yerlere fitne korkusu olmadığı zaman bakması caizdir. Yukarıda ki hadis-i şerif de hem men vardır hem de ruhsat vardır. Men durumu,fitne korkusu olduğu zamana hamledilmiş ,ruhsat durumu ise fitne korkusundan emin olduğu ana hamledilmiştir.” 12
Günümüzde bazı Müslüman hanımların, amca çocukları,teyze çocukları ya da komşu çocukları ile evlerinde alabildiğine pervasızca,karışık olarak,güle oynata,senli benli oldukları gözlenmektedir. “O benim kardeşimdir, bundan kötülük sadır olmaz. İşi buraya kadar götürmek aşırılıktır.” diyenler gerçekten İslam’ın kurallarını tahrip edenlerdir. Bunlar en azından dini kuralları çiğnemenin cezasını çekeceklerdir. Hiçbir mü’min:”Benim kalbim temizdir.” deyip, İslami hudutları çiğneyemez. Çünkü bütün mü’minlerin kalpleri temizdir. Zira kalp temizliği imanla ilgili hadisedir.
Dünya üzerinde malum olduğu üzere kadında utanma duygusunun erkekte de kıskanma mefhumunun yok olması sebeblerinden biri de Haremlik-Selamlık konusuna riayetsizliktir. Bu hususta en iffetli yol, kadının yanına erkeğin girmemesi, kadının da erkek cemaatine çıkmamasıdır. Başka bir ifade ile Haremlik-Selamlık kuralına uymaktır. Müslümanlığımız da bunu gerektirir.
Bazıları diyor ki: “Kadın tesettürlü olduktan sonra erkeklerle bilhassa akrabalarla (birbirlerine nikahları düşenlerle) bir arada oturmalarında sakınca yoktur,oturabilir,karşılıklı konuşabilirler(!) . “Böyle bir düşünce tarzının yanlışlığı ortadadır. Kadın-erkek bir arada bulunduktan sonra açıklıktan,kapalılıktan,söz etmenin manası nedir?
Kadın,evinde veya evinin dışında kocasını,arkadaşını karşılar onunla sohbet eder ve çayı,yemeği vesaire gibi ikramlarda bulunur ve tokalaşırsa o kadının açık veya kapalı olmasında bir farklılık sayılmaz. Zira Allah birini erkek,birini erkek, birini kadın yaratmış, birbirine karşı meyil ve arzulu yapmıştır. Bu kanunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. 13
“Sen benim ahret bacımsın,ben de senin dünya-ahiret kardeşin” şeklinde bir de söz haremlik ve selamlık kuralını çiğnemeye mazeret sayılmaz. Zira İslam dininde namahrem (Nikahı düşenler)olanlar veya mahrem (nikahı düşmeyenler) olanlar insanların bakış açılarına göre değiştirilemez. Biliyoruz ki İslam’da mahremiyet,nesep,sıhriyet ve süt emme yollarından birisiyle olur.(Nisa,23) Bu üç yoldan başka bir şekilde olması mümkün değildir. Ahretlik, bacılık,kardeşlik ve kirvelik şeklinde mahrem olma dinimizce asla söz konusu değildir. Çünkü Ahzab suresi 53.ayet-i celilesi nazil olduktan sonra yıllarca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hizmet etmiş olan ve hanımlarıyla sohbet eden Enese radıyallahu anh’ın artık eskisi gibi yanlarına girmesinin menedilmesi 14      bizdeki şekliyle suni kardeşliklerin ve onun doğurduğu serbestliğin ne denli anlamsız olduğunu ifade etmeye yetmez mi?
Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarının,Mü’minlerin annesi olması,buna rağmen ilişkilerin öz anne ile olan münasebetlere benzememesi gösteriyor ki, sun’i bir mahremiyet İslam’da asla söz konusu değildir.
Ayet-i Kerime’nin sonunda belirtilen “kalplerin temiz kalması” şeklindeki illet özellikle bizleri uyarmalıdır. Çünkü bu ilahi hitap hususen ashab-ı kirama ve Nebi’nin hanımlarına yöneltilmiştir. Onlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in terbiyesi altında yetişmişler ve O’nun, “Ashabıma sövmeyin ,sizden herhangi biriniz Uhut dağı kadar altın tasadduk etseniz,değil onların,bir ölçeğine dahi ulaşamazsınız.” 15 övgüsüne nail olmuşlardır. Buna rağmen şu fesat çağında “bizler bacı-kardeş olduk” yahut “kalbimize bakın” demenin ne anlamı olabilir? Şüphesiz böyle bir iddiada bulunmak hiçbir mü’minin haddine düşmeyeceğine bu nev’i yapmacık ve göstermelik mahremiyetlere bir an önce son vermek ve geçmiş için de Allah Teala’ya tevbe etmek,mağfiret taleb etmek en doğru yol olacaktır. Çünkü kimlerin kimlere mahrem sayıldığını ve adabının ne olduğunu tayin edecek olan Allah ve Rasulüdür. Allah’ın emirlerinin dışına çıkarak yeni yeni bid’atler uydurmak İslam’ın özüne aykırı yaşayışlar içerisine girmek,dalaletten başka bir şey olamaz. Aslında bütün dostluk bağlarını kuvvetlendirecek hususlar elbetteki dinen de arzu edilir. Ancak yapılacak şeyler , İslam’ın hoş gördüğü meşru usullerle olmalı. Allah’ın koymuş olduğu sınırlar ve hükümler çiğnenmemelidir.” 16
Yazımıza Üstad Mevdudi’nin şu veciz sözleriyle son veriyoruz:
İslam Şöyle Diyor:
“-Ey Kadınlar! En iyi barındığınız, oturacağınız yer, her şeyden evvel kendi evinizdir. Aile çerçevesi dışında kalan meselelerden sizi sorumlu tutan yok… Huzur içinde, rahat rahat,size yakışan bir vakarla evinizde oturunuz. Evnizin işlerini görünüz. Ve evinizle ilgileniniz. Fakat zaruret icabı sokağa çıkmanız gerekiyorsa, bu konuda size izin verilmiştir. Fakat iffetinizi ve namusunuzu korumalısınız. Herkesin dikkatini çekecek şekilde giyinmeyiniz. Başkalarını sizinle meşgul olmaya zorlamayınız. Gözleri aracılığıyla insanların gönüllerini avlayacak şekilde güzellik gösterilerinde bulunmayınız. Yürürken ağır başlı olunuz. Ellerinizle işaretler yapmayınız. Yüzünüzü göstererek kaş ve göz oyunlarına başvurmayınız. Hele kırıtarak hiç yürümeyiniz. Yabancı bakışları üzerinize yoplayıcı hareketlerden sakınınız. Mücevherlerinizi, bilezik vesairenizi gizleyiniz… Bunları şangırdatarak seslerini duyanların gönüllerini avlamaya kalkmayınız. “Benimde cicilerim var” kabilinde hareketler yapmayınız. Ölçülü konuşunuz. Bu kanun ve prensiplerri nazarı dikkate aldığınız takdirde sokağa çıkmanızda herhangi bir sakınca yoktur. İhtiyaçlarınızı görmek için evlerinizden dışarıya çıkabilirsiniz.” 17
Bu çalışmamızın bizleri, Rabbimizin rızasına eriştirmesini, izah etmeye çalıştığımız anlamda tesettürü uygulamamızı Rabbimiz Allah Teala’dan niyaz ederiz.

Ahir Zaman Müslümanına Notlar/ Muhammed İmamoğlu

İslamda Tesettür-Hicret Yıldız İmamoğlu

Genç Muvahhide

  1. İbn-i Manzur, Lisanu’l –Arab,c.12,s.120-123,Beyrut-1995
  2. Mustafa Çelik, Uydurma Hadislerle Kadın Aleyhtarlığı,s.170,İst.-1995,Ölçü Yay.
  3. Mustafa Çelil,a.g.e.,s.170
  4. Aliyyü’l-Kari,El-Esraru’l-Merfua,s.97,Beyrut-1986
  5. Yusuf Kerimoğlu,Fıkhi Meseleler,c.2,s.43,İst.-1989 Ölçü Yay.
  6. M.Hamdi Yazır a.g.e.,s.130
  7. Mustafa Çelik,a.g.e., s.174
  8. Sahih-i Buhari
  9. Ahmed Davutoğlu, Sahih-i Müslim Terc. Şerhi
  10. Mustafa Çelik a.g.e.,s.179
  11. Mustafa Çelik,a.g.e., s.179
  12. Mevlüt Özcan , Sorumsuzca Söylenen Sözler,c.2, s.202, Sabır Yay. İst.
  13. El-Cessas, Ahkam’ul –Kur’an,c.3, s.369,Beyrut
  14. Sahih-i Buhari
  15. Sahih-i Buhari, Fezail-i Ashabı Nebi,IV,195
  16. Zeki Duman,Adab-ı Muaşerat isimli kitabından alıntı
  17. Mevdudi,Hicab, s.452

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak