Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİslam’da Tesettür-2

İslam’da Tesettür-2

İslam’da Tesettür-2

Tesettürün Mahiyeti

Örtünmek; bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek manasına gelen tesettür, ‘س-ت-ر’ kökünden ‘tefe’ul’ vezninden bir mastardır. Bir fıkıh terimi olarak, erkek ve kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine ‘avret yeri’ denir.¹
Tesettür, hem Müslüman kadına, hem de Müslüman erkeğe farz kılınmıştır. Örtünmenin amacı başkasının bakışlarından korunmak ve ırzı meşru olmayan cinsel isteklerden sakındırmaktır. Allah Teala’nın şu ilahi emri, insanı hayvandan ayıran en önemli özelliklerden birisinin örtünme olduğunu bildirmektedir: ‘Ey Ademoğulları , size çirkin yerlerinizi örtecek giysi süslenecek elbise indirdik. Takva (Allah’ın azabından korunma) elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.’ (A’raf,26)
İnsanın örtünme ihtiyacının ilk insan Hz.Adem (a.s) ve Hz.Havva ile başladığı, çıplaklığın çirkin bir şey olduğu da ayette şöyle belirtilir:’Ey Ademoğulları! Şeytan, ana ve babanızın kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sakın size de bir kötülük yapmasın.’ (A’raf,27)
Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Ayette şöyle buyrulur: ‘Mü’min erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir.'(Nur,30) Ayetteki ‘Gözlerini sakınsınlar’ emri, her şey için değil, yalnız Allah’ın haram kıldıklarına aittir. Gözü sakınmanın bir çok faydaları vardır: Allah’ın emri tutulmuş olur. Bir ok gibi kalbi yaralayan manzaralardan korunulmuş olur. Allah’la meşgul olmaya alışkanlık peyda eder. Kalbe nur kazandırır. Kalbe feraset verir. Şeytanın giriş yollarının kapatılması sağlanmış olur.
Hanefi mezhebine göre insanların birbirlerinin mahrem yerlerine bakması dört kısımda toplanır:
1.Erkeğin erkeğe karşı avreti: Diz kapağından göbeğe kadar olan kısımdır.
2.Erkeğin kadına karşı avreti: İster namahremi,ister mahremi olsun, erkeğin kadına karşı avreti, erkeğe karşı olduğu gibi, diz kapağı ile göbeği arasıdır. Yalnız karı-koca arasında avret mahali yoktur.
3.Kadının kadına karşı avreti: Erkeklerde olduğu gibi diz kapakları ile göbekleri arasıdır.
4.Kadının erkeğe karşı avreti: Sahih olan görüşe göre,kadının erkeğe karşı avreti bütün vücududur.
‘Gözleri sakınma’ hususunda hitap, erkeklere olduğu gibi kadınlara da yapılmış ve tesettürü ne şekilde, kimlere karşı uygulayacakları şu ayet-i kerime ile beyan ile beyan edilmiştir:
وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ‘
‘Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.’ (Nur,31)
 
‘Ziynetlerini açmasınlar…’ cümlesi kadınların yabancı erkekler karşısında fitneye sebebiyet vermemek için ziynetlerini açmalarının haram olduğuna delalet eder.
Ziynet; aslında, kadının giydiği elbise,takındığı süs eşyası ve kullandığı makyaj malzemesidir. Zira ziynet iki çeşittir. Birisi yaratılıştan olan ziynet, diğeri kazanılan ziynettir. Yaratılıştan olan ziynet kadının teninin, boy ve endamının ve yüzünün güzelliğine denir.
Açıktır ki, elbise,küpe,gerdanlık gibi ziynetlere kadının vücudundan ayrı olarak bakılması haram değildir. Haram olan, kadının vücuduna takıldıktan sonra onlara bakmaktır. Kadına takılan ziynete bakmak haram olursa,tabiatıyla ziynetin takıldığı uzva bakmakda haramdır.2
Ayette, Müslüman kadının diz kapağı ile göbeği arası, karın ve sırtı dışında diğer yerlerini yanlarında örtmek zorunda bulunmadığı hısımları ya da birlikte yaşanacak durumda olduğu kimseler sayılmıştır. Bu kimseler şunlardır:
a) Kocası: Kadın kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir.
b) Babası (Dedeleri), Kayınpederi, Oğlu, Kocasının oğlu, Erkek kardeşi, Erkek kardeşinin oğlu, Kız kardeşinin oğlu(daha aşağıdaki yeğenler)
c)Müslüman kadın. Çünkü mü’mine kadın, gayrimüslim kadınların yanında diğer yakın hısımlarının yanında açıldığı gibi açık oturamaz. Bunda gayri Müslim kadınların (ayrıca fasık olan ve huyundan emin olunamayan Müslüman kadınların bile) kendi erkeklerinin Müslüman kadını tasvir etmesi ve onu anlatması engellenmek istenmiştir. Hz. Ömer radıyallahu anh, Ebu Ubeyde radıyallahu anh’a yazdığı bir mektupta şöyle demiştir;
‘Bana Müslüman kadınların hamamlara müşrik kadınlarla birlikte girdikleri haberi ulaştı. Bu daha önceden kalma bir adettir, Allah’a ve ahiret gününe inanan hiçbir kadının kendi dininden olmayanın avret yerine bakması helal olmaz.’ (ibn kesir,Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri,c.11,s.5859-5867)
d)Cariyesi: İmam Ebu Hanife ve İmam Ahmed İbni Hanbel’e göre köle, hanımefendisi karşısında yabancı erkek gibidir. Onun hanımının ziynetlerine bakması helal değildir. Bunlara göre ayetteki ‘kendi ellerindeki memlukeler’den maksat bütün köleler değil, yalnız cariyelerdir.
e)Erkekliği kalmamış hizmetçiler: Denk olmama, yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle kadınlara karşı istek duymama veya hadım olma gibi nedenlerle evin sahibi kadına cinsel bakımdan zararı dokunmayacak kimseler, kadın için diğer hısımlar gibidir.
f)’Henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklar’ ifadesinde alimler ihtilaf etmişlerdir. Bazı alimlere göre ayetteki ‘çocuklar’ henüz buluğa ermeyen çocuklardır. Diğer bazı alimlere göre ise, çocukluğundan dolayı kadının gizli yerleri ile gizli olmayan yerlerini birbirinden ayırt edemeyen çocuklardır. Bu ikinci görüş daha sahihtir. Zira ayetteki çocuklardan maksat, şüphesiz kadınların vücudu, tavır ve hareketleri hususunda cinsi bir şuura ulaşmayan küçük çocuklardır. Bu çocuklar yaş itibariyle on yaşından  küçük olmalıdır. Kadınların gizli yerlerine muttali olan çocuk,henüz buluğ çağına ermese dahi, kadınların ona karşı ziynetlerini örtmesi daha uygundur.
Ayrıca ayetteki: ‘Gizleyecekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar’ ifadesine dayanarak Hanefi alimlerinin bir kısmı, kadının sesinin de avret olduğuna hükmetmişlerdir. Zira bu ayet,kadınların ayağına taktıkları halhalların sesini duyurmaları yasaklanmaktadır. Kadının sesi, elbette ki halhalın sesinden daha caziptir. Bu yüzden de yasaklanması zaruridir.3
Burada günümüzde spekülasyon konusu yapılan ‘Kadının Sesi’ mevzuu ile ilgili bir kaç kelam edelim:
İslamiyet kişiyi fitne ve fesada sürükleyen görüntü, davranış ve hallere karşı koruyucu tedbirler alır. Çünkü İslam’da insanın safiyet ve vakarının muhafızı ve bozulmaması esastır. Bu tedbir ve koruma hem erkek için hem de kadın için eşit seviyede düşünülür.
Diğer yandan insana verilmiş olan özellik, kabiliyet ve farklılıklar bir başkasının vebal altına girmesine sebep olmamalı, yanlış duygulara kapılmasına meydan vermemeli, nefsini azdırmamalıdır. Yaratıcı tarafından kadına ihsan edilen sesi de bu çerçeve içinde düşünmek gerekir. Esas itibariyle başta insan olmak üzere hiçbir varlığın sesi mutlak haram ve günah sınıfına sokulmaz. Çünkü yaratılışında bir haramlık mevcut değildir. Bunun içindir ki, hiçbir ayet ve hadis kadının sesini haram kılıcı bir hüküm bildirmez.
Kadının sesinin avret olmadığının gerekçesi, İslam’ın ilk uygulamalı devri olan Saadet Asrıdır. Yani Peygamber Efendimizin ve sahabilerin uygulayış biçimidir. Bu uygulanış biçimi üç şekilde görülüyor:
Birincisi: Peygamber Efendimizin sahabi hanımlarla konuşması,onların sorularına cevap vermesi, şikayetlerini dinlemesi, ihtiyaç ve taleplerini karşılamasıdır.
İkincisi: Sahabiler gerek Peygamberimiz’in hanımlarına, gerekse diğer hanım sahabilere hadis ve benzeri durumlarda soru sorarlar, konuşurlar ve bazı konularda bilgi alırlardı.
Üçüncüsü: Yine Sahabe döneminde kadınlar, halifelere şikayetlerini dile getirirler veya dini meselelerde diğer sahabilere bilmediklerini sorup öğrenirlerdi.
Ancak diğer bütün mübah meselelerin mahiyet değiştirip mahzurlu bir hal almasında olduğu gibi, kadının sesi meselesinde de aynı durum söz konusudur. Kadının sesi mubah, masum ve meşru olmasına karşılık hangi sebeplerden dolayı ‘avret’ olur, nasıl olursa yasak sınıfına girer, yabancı erkeklerin dinlemesi haram olur?
Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa bir takım mahzurları beraberinde getirmektedir ve dini tabiriyle ‘fitneye’ sebep olmaktadır. Demek ki, haram olan sesin kendisi değil de, kontrol dışı bir mahiyet taşımasıdır.
İbni Abidin meseleye şu şekilde bir açıklık getirir: ‘Tercih edilen görüşe göre kadının sesi avret değildir. Yalnız zekası kıt olanlar zannetmesinler ki ,’biz kadının sesi avrettir’ demekle konuşmasını kasdetmiyoruz. İhtiyaç halinde ve benzeri durumlarda kadının yabancı erkeklerle konuşmasına cevaz veriyoruz. Yalnız kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını,yumuşatmalarını ve nağmeli bir şekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini tahrik etmek vardır. Kadının ezan okuması da bundan dolayı caiz olmamıştır.’4
‘Kadının sesi’ konusunda son olarak Faruk Beşer Hocanın görüşünü nakledelim: ‘Kadın her şeyiyle olduğu gibi sesiyle de çekici, büyüleyici ve tahrik edicidir ve aslında bu onun çirkin olduğunu değil,güzel olduğunu gösterir. Birer nimet olan çekici yönlerini, bu arada sesini fitneye sebep olmak ve tahrik etmek için kullanırsa, yani konuşmasını kırıla döküle ve kadınsı biçimde yaparsa, ya da nağmeli sözlerle normal konuşurken zeten tahrik edici olan sesini daha da etkileyici hale getirirse,sesi avret olduğundan değil de, fitneye sebep olacağından haram olur. Vakarlı ve karşısındakine ümit kestirici edayla konuşursa haram olmaz.’5
Ayette geçen ’ إلا ما ظهر منها’  ‘bunlardan görünen kısmı müstesna’ hakkında Üstad Mevdudi, şu açıklamada bulunuyor: ‘Ayet-i kerimedeki bu cümle,kadınların ziynetlerini kasti olarak açmalarının caiz olmadığına delalet eder. Şu var ki, kendi kasıtları olmadan açılmaları hali müstesnadır. Bir de, dıştan giydikleri çarşaf ve benzeri giysileri gizlemeleri mümkün değildir. İşte bu üstten giyilen çarşaf ve benzeri giyeceklerin görünmelerinde hiç beis yoktur.’6
Şehid Seyyid Kutub’’ ise bu ayet hususunda şu açıklamalarda bulunmuştur: ‘Yüz ve eller gibi görünmesi zaruri olan ziynet yerlerinin gösterilmesi ise helaldir. Çünkü Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, yüz ve ellerin gösterilmesine karşı çıkmamıştır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’ya yüz ve ellerine işaret edere; ‘ Ey Esma! Kadının ergenlik çağına ulaştıktan sonra, buraları dışında kalan yerlerini başkasına göstermesi caiz değildir.’(Ebu Davud) buyurmuştur.’7
Diğer yandan kadın yaşlanıp ay halinden kesilir ve cinsel yönden erkelere istek duymaz olursa, bunun için örtünmede bazı kolaylıklar getirilmiştir. Ayette şöyle buyrulur: ‘ Ay halinden kesilmiş ve evlenmek için ümidi kalmamış olan yaşlı kadınlar ziynet yerlerini erkeklere göstermeme şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında onlar için bir günah yoktur. Bununla birlikte yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır.’(Nur,60)

(Devam edecek…)

Ahir Zaman Müslümanına Notlar/ Muhammed İmamoğlu

İslamda Tesettür-Hicret Yıldız İmamoğlu

 
1.Şamil İslam Ansiklopedisi,’Tesettür’ maddesi,c.6,s.194,Şamil Yayınları,İstanbul,1994
2.M.Ali es-Sabuni,Ahkam Tefsiri (terc:M.Taşkesenlioğlu),c.2,s.173 Şamil Yayınları,İst.-ty.
3.M.Ali es-Sabuni,AhkamTefsiri,c.2,s.179
4.İbni Abidin, Reddü’l-Muhtar,c.1,s.272
5.Faruk Beşer,Hanımlara Özel İlmihal,s.314,Nun Yayınları
6.M.Ali es-Sabuni,a.g.e,c.’,s.183
7.Seyyid Kutup,Fizilali’l-Kur’an,c.8,s.266,Hikmet Yayınları,İst.1993

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak