Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİslam Gençliğine Acil Çağrı

İslam Gençliğine Acil Çağrı

İslam Gençliğine Acil Çağrı

Hamd Alemlerin Rabb’inedir. O Rahman ve Rahimdir. Din günün sahibidir. Mülkü dilediğine verir, dilediğinden çekip alır. Dilediğini yükseltip aziz kılar dilediğini alçaltır zelil eder. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kadirdir. Salat ve Selam Resullerin efendisi muttakilerin imamı yegane komutan, merhametin ve savaşın peygamberi kıyamet saatine bir zamanda kılıçla gönderilmiş olan ve şöyle buyuran Resulullah (s)’in üzerine olsun.
“İ’yne ile alışveriş yaptığı­nız, öküzlerin peşine takılıp çiftçilikle yetindiğiniz ve cihadı terkettiğiniz zaman Allah size bir zillet verir ve yeniden dininize dönmedikçe sizden onu kaldırmaz.”
Ey Gençler!
Dört sıfat vardır ki, siz olmadan var olamaz, sizsiz harekete geçemez ve çabanız olmadan meyve veremez. Bu sıfatlar iman, ihlas, hamaset ve ameldir.
“Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip -Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim- dedi.” (28, Kasas/20)
İman bu adamın kalbini doldurmuş ihlas gönlünü arıtmış, hamaset (gayret) çabasını yüceltmişti. Onun amelinin cevheri dosdoğru bir nasihatçi olmaktı. İşte bu adamın adamın sorumluluğu sizin de sorumluluğunuzdur. Çabası size de farzdır. Yaptığı iş ümmetin geçtiği bu önemli merhalede sizin üstlenmeniz gereken roldür. Bundan dolayı ümmetin, sizin  üzerinizdeki hakkı kat be kat artmıştır. Sizin omuzlarınızın üstünde duran ümmetin emaneti her zamankinden daha fazladır artık.
Ey Gençler!
Bu yankılanan haykırışlar…  Bitmez tükenmez olaylar…  Art arda gelen felaketler… Bütün bunların sebebi içinde bulunduğumuz karanlık gecelerdir ve ümmetimizi bitkin düşüren öldürücü yaralardır. Eğer Allah yolunda cihadı terk etmemiş olsaydık hiç biri başımıza gelmezdi. Kalplerimiz dünya sevgisine daldı, ölümü kerih gördü… Peki ya sonuç ne oldu?
Kalplerimizi dolduran bir korku, başımızı eğdiren bir zillet, burnumuzu sürten bir değersizlik, kibrimizi kıran bir bozgun… Ve (bilin ki) zaafın bütün hallerini taşıyan bu durum ancak ve ancak muhlis çabalarınızla değişebilir. Kendinizi adamanızla, cihadınızla ve fırtınaya, sele karşı Allahu Teala’nın şu sözünü haykıran duruşunuzla değişebilir ancak…
“Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (2, Bakara/249)
Ümmetin haline, halkınıza, toplumunuza bir bakın…
Alay konusu oluşumuzdan başka bir şey görebiliyor musunuz? Rabbimizin şeriatından başka şeriatlere mahkum. Şehvet ardında koşar olmuşuz, topraklarımız çiğnenmiş, ırzımıza geçilmiş, mallarımız gasp edilmiş, ülkelerimizde dinimizin şeriatı atılır olmuş.
Öfkenin gazabından kurtulmuş tek bir kişi görebiliyor musunuz? Sömürgeciliğin hilelerinden, bütün uzuvlarımıza kadar işlemiş ihanetin entrikalarından başka bize ne kaldı? Kendimizi aldattığımız keramet hangi keramettir? Kendimizi avuttuğumuz şeref hangi şereftir? Düşmanlarımızdan istediğimiz barış hangi barıştır? Hangi menfaati elde etmeyi umuyoruz? Hem sonra neden korkuyoruz?  Niçin korkuyoruz? Kimden korkuyoruz?  Ve ne zamana kadar korkacağız? Kesildikten sonra kuzuya kasabın ne zararı dokunabilir ki?
“İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü’minlerseniz, Ben’den korkun.” (3, Ali İmran/175)
Ey Gençler!
Kapımızdaki bu yıkıcı savaş sadece canımızı alıp bedenlerimizi parçalamayacak, onun bir amacı da yeryüzüne belalar musallat etmektir. Topraklarımızı çiğnemek, zenginliklerimizi gasp etmek, Yahudi ve Haçlıların menfaatine olacak şekilde İslam dünyasını değiştirmektir.
Bu savaş düşünmemize fırsat bırakmayacak kadar size yakındır. Seçme hakkımız yok. Ne yapacağımıza karar verecek kadar ya da bizden istenenin ne olduğunu büyüklerimize danışacak kadar bir mühlet tanımıyor bize…
Ey Gençler!
Bugün yapmamız gereken tek bir şey var. İkinci bir şık, bir alternatif yok. O olmadan kurtuluş yoktur. İşte bu SAVAŞ’tır.
“Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü’minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, ‘kahredici baskısıyla’ daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.” (4, Nisa/84)

Yüz yüze kaldığımız düşman Yahudi ve Haçlılardan müşterek bir düşmandır. Hiç kimse onların küfürleri noktasında zerre kadar bir kuşku içinde değildir. Ve bizlere; Müslümanlara ne denli düşman oldukları, bizim kökümüzü kurutma adına ne denli hırslı oldukları aşikârdır. Hedefleri ve amaçları apaçık ortadadır. Niyetleri sarihtir. Onlar niyetlerini açıklamaktan çekinmiyorlar ve bununla eğleniyorlar. Amaçlarını gerçekleştirmek yolunda önlerine çıkan herkese savaş ilan ediyorlar.
İşte onlarla savaş en büyük sorumluluktur ve Allah’a yakınlaştıran en büyük ameldir. Kim onlarla yakınlık kurar tek bir sözle dahi olsa onlara yardım eder ve arka çıkarsa İslam ümmetine savaş açmış ve küfre girmiştir.
Dualarımızın sonu; bütün hamdler alemlerin Rabbi olan Allah’a özgüdür.

Süleyman Ebu Gays

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak