Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİslam Dünyasında Kadının Haklarını Kim Belirler: Şeriat Mı Yoksa Uluslararası Hukuk Mu?

İslam Dünyasında Kadının Haklarını Kim Belirler: Şeriat Mı Yoksa Uluslararası Hukuk Mu?

İslam Dünyasında Kadının Haklarını Kim Belirler: Şeriat Mı Yoksa Uluslararası Hukuk Mu?

  Allah’ın adıyla, Salat ve Selam Rasulullah’a, onun Aline, ashabına ve onu dost edinenler üzerine olsun.
… es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh
   İslam düşmanları, insanları Rablerinin Şeriatından saptırmak için şeytanlık konusunda hiçbir çabayı esirgemediler. Yalan söylediler,iftira attılar, karaladılar. Kadın ile ilgili şeri hükümler üzerine zehirli oklarını yağmur gibi yağdırırlarken, Müslüman kadın da bundan gerekli nasibini aldı. Çünkü kafirler, aile ve toplum içinde kadının derin ve önemli rolünün farkındalar. Onun için bu yalan iftiraları tespit edip teşhir etmek kaçınılmazdır.
  Hakikaten de bu yıl, bu Mart ayı diğer aylardan çok farklı kardeşlerim. Zira feminizm deneyiminin başarısızlığı, kadına adalet getirmekte başarısız olduğu ispatlandı. Yüzyıllardan beri feministler, işleri yoluna koyamadı ve kadına sözde haklarını vermeyi başaramadılar. Bu beklenen bir şeydi. Çünkü feministler kadına karşı nasıl adaletli olabilir ki? Çünkü feministlerin sömürgecilik ile yakın bağları var. Onun postuna bürünmüş durumdalar. Mustafa Kemal’in, Hilafet’i yıkma çağrılarına, kadının özgürlüğü çağrıları eşlik etmişti. Ve hepimiz Mustafa Kemal ile şirret İngiltere arasındaki yakın ilişkiyi biliyoruz. Ayrıca bu iddalara Mısır, Tunus ve diğer ülkelerdeki sömürgecilerin iddiaları da eşlik etmişti. Örneğin; Mısır’da, feminizm hareketinin resmi sponsoru İngiliz Yüksek Komiseri Lord Cromer, kadınlara özgürlük ve kadın hakimiyetin bayraktarlığını yapmıştı. Oysa onun gerçek amacı, sahip olduğu hadaratın üstün hadarat olduğunu göstermekti. Böylece askeri sömürgecilikten daha tehlikeli olarak kabul edilen entelektüel sömürgeciliği perçinlemiş oldu!
  Bundan sonra ülke ve halkları sömürmek amacıyla Batı kavram ve kanunları ihraç etmek için çeşitli üsluplar denedi, sayısız araçlar üretildi. Bunun için uluslararası anlaşma ve sözleşmeler yapıldı, konferanslar ve uluslararası günler düzenlendi. İslam fikri ve hükümlere özellikle İslam’ın içtimai sistemine Müslüman kadına dair her şeye şiddetli saldırılar oldu. Batı ürünü fikirler aydınlık, onlara aykırı olanlar da karanlık olarak betimlendi. Batı düşünceleri ilerleme ve modernlik , muhalif olanlar da geri kalmışlık ve gericilik olarak tasvir edildi! Hatta durum öyle bir noktaya vardı ki sömürgeci güçler, Müslüman toprakların işgalini ve dökülen temiz kanları Müslüman kadını kurtarmakla gerekçelendirdi! Bunun en belirgin örneği; George W. Bush’un ileri sürdüğü bahanedir. Bush, Afganistan savaşının, Afganlı kadınları Taliban erkeklerinin evlerindeki karanlık zindanlardan kurtarmanın yolu olduğunu iddia etmişti!
  Bacılarım!
 Eğer Batı yerel uşaklarına dayanmasaydı, Müslüman ülkelere zehirli fikirlerini pazarlayamazlardı. Amaçlarını uygulamak için resmi ve sivil kadın toplum örgütleri kullandılar. Bu örgütler de ‘ Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’-CEDAW- ve İnsan Hakları Protokolü gibi Batının teşvik ettiği uluslararası sözleşme ve anlaşmaları benimsediler. Bu sözleşme ve taahhütler bir çok ülke tarafından onaylandığı için Batının bazı çabalarının başarılı olduğu görülüyor. Örneğin; Tunus, 1985 yılından bu yana CEDAW’ı onaylamıştır. Sadece Şeriata aykırı olan bazı maddelere çekinceler konmuştur. 2011 yılında ise hükümet, bütün çekinceleri kaldırdı.Nitekim geçtiğimiz günlerde de Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’na bağlı olarak Afrika Kadın Hakları Protokolü onaylandı. Ayrıca son zamanlarda da İslam Şeriatının hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle Mısır anayasasının bazı hükümleri değiştirildi! Bu değişikliklerin kadın özgürlüğü ve yararına olduğu iddia edildi. İslami olduğu iddia edilen sistemler,gelenekler, örfler ve İslami olmayan değerler nedeniyle kadınlar ezildi. Bu sistemler, Batının çalışmalarını, İslam’a ve hükümlerine karşı yürüttüğü savaşı kolaylaştırdı. Hatta bu konuda onu destekledi, kol kanat gerdi.
  Bu uluslararası sözleşmeler ve anlaşmaları inceleyen bir kimse, onların Rabbimizin hükümlerine aykırı olduğunu, Batının kadına bakışını yansıttığı  ve İslam’ın temel hükümlerine zıt belli bir toplum tarzı tesis etmek için  çalıştığını görür. Kafirler, bu anlaşmaları öyle sinsice ve kurnazca pazarlıyorlar ki bu anlaşmaları kadın hakları ve kazanımlarının garantörü olarak sunuyorlar. Kadının çıkarına olacak şekilde yasaları modernize etmek için çalıştığını söylüyorlar. Bu safsatalarla insanlar kandırılmış olmalı ki bunun sonucu olarak “İslam Feminizmi” diye bir şey ortaya çıktı. İslam hukuk sistemini ıslah etmek ve modern çağın getirileriyle, yani Batının yozlaşmış fikirleriyle uyumlu hale getirmek için Şeriatın metinlerini “Sofistike” yorum ile kendilerince yorumlamaya çalıştılar.
  Ama neyse ki ey değerli kardeşlerim! Batı ve avanelerinin onca çabalarına rağmen feminizmin ve onun konferanslarının, örgütlerinin ve antlaşmalarının istenilen hedeflere ulaşmada başarısız olduğu bugün herzamankinden daha açıktır. Biz burada onlara ve sizlere soruyoruz:“Gerçekten verdikleri sözleri yerine getirdiler mi? Kadını özgürleştirdiler mi? Gasp edilen haklarını ona iade ettiler mi? Kadına karşı şiddeti, yoksulluk, cehalet ve hastalık sorunlarının tamamen ortadan kaldırdılar mı? Ya da en azından hafiflettiler mi? (Sorular çoğaltılabilir…)”Bunların yanıtı açıktır ey kardeşlerim!
  Gördüğünüz gibi kadının durumu gitgide kötüye gidiyor, zulüm ve sıkıntıları artıyor. Hatta feminist harekete karşı “Eşitlik” zehrini içmiş kadınlar ortaya çıktı. Feminizmi yırtık ayakkabı gibi bir kenara atarak şu sloganları yükselttiler: “Benim Feminizme ihtiyacım yok, çünkü ben erkeği düşman görmüyorum. Benim feminizme ihtiyacım yok çünkü feminizm aileyi yıkıyor, aile geleneklerine karşı savaş açıyor.” Ve daha nice sloganlar.. Bunlar, feminizmin kadın sorunu üzerindeki hakimiyetini ve tekelleşmesini reddediyorlar. Bütün bu fiyaskonun ötesinde daha fiyasko var mı?
  Burada otomatikman şöyle bir soru beliriyor: “Peki tüm dünyada kadına adalet verecek ve kadınlar tarafından benimsenebilecek başka bir proje var mı? İnsanlar arasında ayrımcılık yapmadan kadın, erkek, çocuk, toplumun tüm bireylerine haklarını hakkıyla veren bir proje var mı? Yeni adaletli, sabit, açık hükümler çerçevesinde, lehine ve aleyhine olanları herkesin bildiği bir proje var mı? İnsanı insan olarak dikkate alan, ona tüm haklarını veren ve bu role göre görevlerini belirleyen , hayatı kolay, hızlı ve huzurlu kılan hükümler var mı?”
  Evet, kardeşlerim, yüce İslam Projesi, mevcut vakıayı gökten değiştirebilecek yegane siyasi görüşe sahip bir proje olarak günden güne daha belirginleşiyor. Allah’ın rahmetiyle bu siyasi görüş bütün insanlığa adaleti, tabii buna bağlı olarak da kadına insafı bahşediyor. Çünkü bu görüş, insanlığın Rabbinden, Yaratıcısından ve onları en iyi bilen Allah (Subhanehu ve Teala) katından gelmiştir:
  “Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır” (Mülk/14)
 Ey dünyanın her yerine diniyle izzetli ve mağrur Müslüman kardeşlerim! Zaman öyle bir hale geldi ki Allah’ın lütfu sayesinde artık Batının fikirlerinin çürüklüğü ve köhneliği ifşa oldu. Sizin bilinç ve dirayetiniz ile de her şey artık ayan beyandır. Zaman geldi,o halde küfür ve avaneleri ile mücadele etmek için ilk cephelerde olun. Artık onların kötü niyetli planları ve art niyetli emellerinin uygulanması karşısında bir set gibi olmanızın vakti geldi. Onların anlaşmalarını, sözleşmelerini, hatalı kavramlarını, hayata yanlış bakış açılarını, kadın ile ilgili basit davalarını tarihin çöplüğüne atın.
  İslam, gerçek ve tek doğru dindir. O, Alemlerin Rabbinin bir Risalet’idir. İslam ile övünmek hakkımızdır. İslam’a aykırı her şeyi mutlaka bir kenara atmalıyız. Şeriatın hükümlerini ıslah etmek ve geliştirmek diye ortaya atılan safsataları ifşa edip teşhir etmeliyiz ve onlara meydan okumalıyız! Ve yüksek sesle yeryüzünün her tarafında şöyle haykırmalıyız: “ İslam’dan asla ödün vermeyiz, vazgeçmeyiz ve asla ayrılmayız. Yeter artık dinimizi karaladığınız ve çarpıttığınız. Artık yalan ve desiseleriniz bizi kandıramaz. Çok iyi biliyoruz ki İslam’ımız bütün insanlık için tek kurtarıcı ve tek çözümdür.
  “Yine de ki: Hak geldi; Batıl yıkılıp gitti. Zaten Batıl yıkılmaya mahkumdur!” (İsra/81)
 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Berakatuhu..
 

Kadın Ve Şeriat: Hakikati Kurgudan Ayırmak/Hizb’ut Tahrir Konferansı/ Tunus Konuşması 1

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak