Kategoriler
Ana SayfaKadın ve Cihadİslam 5 şarttan mı ibaret? Peki ya Cihad?

İslam 5 şarttan mı ibaret? Peki ya Cihad?

İslam 5 şarttan mı ibaret? Peki ya Cihad?

Bismillah, elhamdulillah, vessalatuvesselemu ala Muhammed
Nefislerin sevgilisi dünyaya kapılmış peşinden giderken, ölüm bizlere ulaşmadan hak olan İslam’a göğsümüzü açan Hadi olan alemlerin rabbine hamdolsun.
Kendi nefsini kınamayıp da başkalarının nefsini kınayanlara veyl olsun.
Kendi nefsime, ümmete bir hatırlatma;
İslam’ı öyle bir hale getirdik ki, sahabeler görse bizim İslamımızdan şüpheye düşerlerdi. Allah Resul’ünün (sav) Cibril hadisinde İslam’ı 5 esas üzerinde açıklamasıyla, İslam’ın diğer esaslarını hayatımızdan çıkardık. Bu beş esası da şekle hapsettik, manası kayboldu.

  • Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şahadet etmendir.

Bu kelime ne çabuk dudaklarımızın arasından dökülüyor. Hâlbuki tek bir kelime karşılığı onlara dünya nimetlerini vadeden Allah Resulü (sav) , neden Mekkeli müşriklerce kabul edilmedi? Horlandı, yalanlandı, işkence edildi. Vallahi onlar müşrikti ama bu kelimenin anlamını, sorumluluklarını bildikleri için bu kelimeyi söylemediler. Ya şimdi biz? Hayatımızda Allah’tan başka ilahlar olmadığı için mi kolayca söylüyoruz?
Hevamızı ilah edinmeyi bıraktık mı?
Ya inkar etmekle emrolunduğumuz beşeri kanunları?
Hayatımızda haram-helal belirleme yetkisini kime veriyoruz?
Rızkı kimden bekliyoruz, kimden yardım istiyoruz?
Ya Resul olarak kabul ettiğimizi iddia ettiğimiz peygamberimiz hayatımızın neresinde?
O’nun sünnetine mi öncelik veriyoruz yoksa günümüzün Ebu Cehilleri olan filozoflarınkine mı?

  • Namazını kılman;

“Sana kitaptan vahyolunanı oku, namaz kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise muhakkak ki en büyüktür. Ve Allah, yaptıklarınızı bilir.” Ankebut 45
Namazlarımız bizleri kötülükten alıkoyuyor mu? Nedir kötü olan? Modern dünyanın ahlak yasaları mı?
Hayır! Şüphesiz Müslüman için Allah’ın kötü dedikleri kötü, iyi dedikleri iyidir. Güzel Allah’ın güzel gördüğüdür.
Namazdan sonra kardeşlerimizin etlerini yemek suretiyle gıybetlerini yapıyor muyuz?
Namazı angarya olarak görüp, kurtulunması gereken bir şey olarak mı görüyoruz?
Namazdan sonra bizi Allah’ın zikrinden an be an uzaklaştıran, Allah Resul’ünün (sav) yasakladığı şarkıları dinliyor muyuz?
Namazda Allah ile konuştuğumuzu söylerken, hangi konu hakkında konuştuğumuzu hiç düşündük mü?
Ya okuduğumuz surelerin hayatımızdaki yansımaları?
Namaz bizim kurtuluşumuz olması gerekirken, kıyamet günü ” vay o namaz kılanların haline” hitabına muhatap olma ihtimali bizleri korkutmuyor mu?

  • Orucunu tutman;

Mükafatı Rabbimiz katında olan oruç.
Bizim için aç kalmaktan öteye gidiyor mu?
Ya namaz kılmazken, Allah ile pazarlık yapar gibi 11 ay Allah’a isyan edip 1 ayımızı oruçlu geçirmek?
Ramazan ayından sonra Allah’a daha çok yakınlaşıyor muyuz? Ahlakımızda, yaşantımızda güzelleşmeler oluyor mu?
Midemizle oruç tuttuğumuz gibi, dilimizle de tutuyor muyuz?
Açların halini anladık, ama onlar yine bir lokma ekmek yerken biz iftarlarda en az dört çeşit yemek yedik.

  • Zekatı vermen;

Dünya gözlerimizi öyle büyülemiş ki paramızı oraya buraya harcamaktan bir türlü zekâtın nisap miktarına ulaşamıyoruz.
“Yarım hurmayla da olsa cehennem azabından korunun” buyuran Allah Resulünün sözünü ne çabuk unuttuk.
Allah’ın bizlere vermiş olduğu rızkı, müstekbirler gibi şahsi malımız ilan ediyoruz.
Ya mustazaf mü’minlerin malımızdaki hakları?
“O gün biriktirdikleri altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılır ve onlarla alınları, yan tarafları ve sırtları dağlanır; kendilerine «Bunlar biriktirdiğiniz altın ve gümüşlerdir şimdi biriktirdiklerinizin azabını tadın bakalım» denir.” Tevbe 35
Bu ayet bizleri hiç mi korkutmuyor? Cehennem azabı bizleri gözyaşlarına boğmuyor mu?
Biriktirdiğimiz paralarla ilgili emellerimiz amellerimizden fazla. Veyl olsun bizlere.
“Ey iman edenler, alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kâfirler işte zalimlerin kendileridir.” Bakara 254
Vallahi bizim elbise dolaplarımız doluyken infak edecek bir şeyim yok demek yalandır.
Vallahi Müslümanların bir kısmı açlıkla mücadele ederken, bizim rahat içinde yaşamamız kardeşlik hukukuna sığmaz.

  • Hacca gitmen;

Allah Resulu (sav) şöyle buyurmuştur;
“Kim hac eder, (hac arasında) kötü bir söz söylemezse ve günah işlemez ise hacdan, annesinden doğduğu günkü gibi (tertemiz ve günahsız olarak evine) döner.” Müslim hac, 438,
Subhanallah!
Ne büyük bir müjde!
Ya biz hacca gidip geldikten sonra Allah’a karşı acziyetimizi fark edip mi hayatımıza devam ediyoruz?
Münkerden uzaklaşıp, uzaklaştırıyor muyuz?
Tertemiz olup gelmişken, yine Rabbimize isyana devam mı ediyoruz?
Yoksa ne de olsa hacı oldum cenneti garantiledim diye salih amel işlemeyi mi bırakıyoruz?
Vallahi kardeşler, Müslüman olduğunu beyan etmek çok büyük bir iddiadır. Her iddia ispat ister. Selef alimlerimiz (Allah onlardan razı olsun) iman; tasdik, ikrar ve ameldir demişlerdir.
Bu beş amelin dışında başka bir amel yok mudur kardeşler?
Kur’an’ın ve sünnetin her bir emri İslam’ın bir şartıdır.
Söylemek istediğim, kalbime dert olan dinin zirvesi olan cihadı çeşitli tevillerle hayatımızdan çıkarmış olmamız.
Allah Resulüne (sav);
– Yüce Allah’ın rızası uğrunda cihad etmeye denk olan bir amel var mıdır? Diye soruldu. Allah Resulü;
– Ona güç yetiremezsiniz buyurdu.
Bu sözü Allah Resulü (sav) üç kez tekrar etti. Üçüncü de;
– Allah yolunda cihad eden kimsenin misali; (gündüz) oruç tutan, (gece) namaz kılan ve Allah yolunda cihad eden o mücahid kimse evine dönünceye kadar oruçtan ve namazdan hiç gevşemeyerek Allah’ın bütün ayetlerine-emirlerine itaat eden kimse gibidir.” Buhari, Cihad/1
Subhanallah ve bihamdih!
Kim Allah yolunda cihad eden Mücahid kadar bahtiyar olabilir?
Allah Resulü (sav) müjdelemiştir ki Allah yolunda ribat bekleyen gözlere cehennem ateşi haram kılınmıştır, tuttuğu bir günlük nöbet dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.
Allah-u Ekber!
Sanki diyor ki; Necis dünyanız sizin olsun ey cihaddan geri kalanlar, Rabbimiz katında olan bizim için daha hayırlıdır.
Ey benim cennette komşu olmak istediğim kardeşlerim!
Bizleri cihaddan geri koyan mazeretlerimiz neler?
Hüküm verenlerin en adilinin önünde ne diyeceğiz?
O gün bizleri hiç mi korkutmuyor, geri dönüşün olmadığı amelin bitip hesabın başladığı gün…
Vallahi çağımızın bel’amları bizlerin aklını karıştırmakta. Cihad yoktur demekte, yoktur demeye dili varmayan tevil etmekte. Allah’u alem onlara kalırsa kıyamete kadar cihad farz olmayacak. İbn Teymiyye (rh) cihad meydanlarında bulunmayan alimlere cihaddan sorulmayacağına dair fetva vermiştir. Kur’an okuyalım, Allah Resul’ünün hayatını okuyalım, cihad meydanlarındaki alimlerin fetvalarını okuyalım, Abdullah Azzam’ın vasyetini okuyalım.
Bizler şeytanın aldatmasıyla; dünyanın nimetleri içinde, mescitlerde namaz kılmamızı cihad sayıyoruz.
Aylık mutfak masrafımızın yarısını bile mücahidlere göndermezken, malımızla cihad ediyoruz diyoruz.
İnterneten İslam’ı paylaşım yapmayı cihaddan sayıyoruz.
Konferans salonlarında, benzer kitlelere aynı konuları anlatarak cihad ettiğimizi düşünüyoruz.
Cihad farzdır deyip, yerimizde oturmaya devam ediyoruz.
La havle vela kuvvete illa bilah.
Abdullah Azzam (rh) şöyle diyor;
“Cihad ne demektir? Dört mezheb imamına göre; “ İslami terim olarak cihaddan maksat ‘düşmanla savaşmaktır’ bu kelimeyi genişleterek çeşitli konularda çaba harcamaya yorumlamak veya özel terimleri sulandırıp başka yönlere çekmek caiz değildir… Allah yolunda cihad etmek işte şu şehadet parmağını otomatik tüfeğin tetiğine koymaktır.”
En acısı da bütün dünyalıkları, ailelerini, sevdiklerini geride bırakıp Allah’ın kelimesi yücelsin diye cihada gidenlerle aynı cenneti istiyoruz. Amellerimiz aynı mı ki?
Kalplerimiz mi mühürlendi, hakkı görmüyoruz?(Bakara 216)
Kulaklarımız dünyanın şarkısına daldı da kardeşlerimizin yardım çağrılarını duymuyor muyuz. (Nisa 75)
Bir sivrisineğin değeri kadar bile değeri olmayan dünya hayatına razı olup, ahirete mi tercih ediyoruz? (Tevbe, 38)
Münafıklar gibi oturanlar olmayı kendimize reva mı görüyoruz? (Tevbe, 87)
Cennet karşılığı canımızı satmanın zamanı gelmedi mi? (Tevbe, 111)
Subhanallah ya Rabbi!
Kafirler İslam beldelerini işgal etmişken, Allah’ın kelimesi ayaklar altına alınırken, ırzımız çiğnenirken hala cihad yoktur diyen bel’amlar veyl olsun size! Alimlerin icmasıyla kafirler İslam beldesini işgal ederse cihad bütün Müslüman erkeklere farz-ı ayn olur. Namaz gibi, oruç gibi. İbn Teymiyye (rh) şöyle demektedir;
“İmandan sonra, dini ve dünyayı ifsad eden saldırgan düşmana karşı koymaktan daha üstün olan bir farz yoktur.”
Ben malımla cihad ediyorum deyip cihaddan geri kalman caiz midir? Hz. Ebubekir, Hz. Ömer (ra) ben malımla cihad edeyim siz gidin canınızla mı edin diyordu? Cihaddan geri kalanlar yalnızca münafıklar ve mustazaf müslümanlardı.
Vallahi dünya bizi peşine takmış cehenneme doğru sürüklüyor. Ne zaman dünyadan yüz çevireceğiz? Ne zaman Allah’ın dinine döneceğiz. Tevbe 24’te geçen oturanlar grubuna girmek bizi hiç mi korkutmuyor?
Cihadla yükselen dini, oturarak mı yükselteceğiz?
Ey benim cennette komşu olmak istediğim kardeşlerim! Vallahi Allah’ın malı olan cennet ucuz değildir. Kendimizi hesaba çekelim, bizi cihaddan geri koyan mazeretlerimiz ne?
Rabbimize hangi mazeretimizi sunacağız ki; “Ya Rab! Cihad farzdı ama ben şu şu sebeplerden gidemedim” diyeceğiz?
Ya Rab! Bizlerin senin yolunda canımızı feda etmemiz pek değersizdir. Lütfunla bizleri bağışla. Bizleri mücahid gibi yaşayanlardan, son nefesinde şehadet şerbetini içenlerden eyle.
Sözlerimizin ve davamızın sonu âlemlerin rabbine hamddır.

Yazan: Kabiyra

Genç Muvahhide

 

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak