Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davetİntikam… İntikam Haktır

İntikam… İntikam Haktır

İntikam… İntikam Haktır

  
Yemenli mucahid kardeşlerden birisinin konuşmasından çok etkilenmiştim. Aramızda bu zamandaki cihaddan, bundan soğutanlardan, murcifundan, ümmetin yaralarından ve ümmetin evlatlarının buna yönelmemesinden söz ediyordu. Gençlerin ve Müslümanların sorumluluklarından bahsettikten sonra bu kardeş bana şunları söyledi: “Ey kardeşim, bizim dinimiz erkeklerin dinidir!”
Evet, Allah’a yemin olsun ki doğru söyledi. Dinimiz erkeklerin dinindir. Allah’a verdikleri sözlerine sadakat gösteren erkekler…Bazıları, ümmeti, dini ve Müslümanları savunurken ruhlarını teslim edenler ve ümmetin sınırlarında düşmanları sarsan bir halde bekleyen diğer bazıları…
Dinimiz erkeklerin dinidir. Kalplerinde, çiğnenen ırzların, mubah görülen haremlerin gayretini taşıyan, esir ve tutuklu olan erkek ve kadın kardeşlerinin, mazlumların ve mustazafların intikamını alan erkekler.
Dinimiz çiğnenen ırzlara aldırışsızlığı veya ümmetin yaralarına karşı soğuk ve yüz çevirmiş bir kalbi inkar eder. Hayır, Allah’a yemin olsun ki, bu erkeklerin işi değildir.
Ey mücahidler! Ümmetin birlikte ayağa kalkacağı erkekler sizlersiniz. Allah’ın sizlere vereceği zaferlerle yaralar sarılır ve akan kan selleri durur.
Her yerde Müslümanların intikamlarını alacak olan erkekler sizlersiniz. Ne sınırlar, nede engeller sizleri kayıt altına alamaz.
Murcifunların sizin hakkınızda duygusal ve coşkulu insanlar olduklarınızı söylemeleri sizi engellemesin. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’de dini için coşkulu ve Müslümanlara karşı duygusaldı. Öyle ki, bir Müslüman kadının haram olan bir yerini açtıklarından ve onun için müdafaada bulunan bir Müslüman erkeği öldürmeleri nedeniyle Yahudilerle olan ahit ve anlaşmalarını bozmuştur… Tüm bu olanlar karşısında savaş peygamberinin yaptığı, kesme ve sabah vakti saldırıya geçmiş atları ile onlara gelmesi olmuştur.
Ümmette, dinin ve Müslüman kadınların ırzlarının intikamlarının alınmaları ile ilgili ne muhteşem tablolar bulunmaktadır. Zillet ancak bununla kalkar ve mümin topluluğun kalpleri ancak bununla şifa bulur.
Burada, Çeçenistan’da bulunan mücahid Araplardan birisinin anlattığı bir kıssayı aktarmak istiyorum. Bu kıssada bir mücahidin nasıl Müslüman kadınların ırzlarına gayret duyduğu açığa çıkmıştır.
Kardeş şöyle diyor: “Savaşın başlarında halk kafileleri Çeçenistan’ı terk ederlerken bunlar arasında kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşan elli kişilik bir grup bulunuyordu. Yolda teftiş noktalarından birisinde Rus askerlerinden birisi bir arkadaşıyla birlikte Çeçenistanlı kızlardan birisinin hicabını çıkarmaya yeltendi. O sırada o grubun arasında mücahidlerden birisi de bulunuyordu ve bu kişi bir ayağı ve bir eli kesik olduğundan bir asaya dayanarak yürüyordu. Ve bu kişinin yanında bir tabanca vardı. Askerin yaptıklarını görünce bu sahneye daha fazla tahammül edemedi. Zira kız bağırıp yardım istemekteydi. Bunun üzerine bu mücahid tabancasını çıkardı o Rus askerini ve arkadaşını orada öldürdü. Rus askerleri de toplanıp onu öldürdüler.”
Bu Müslüman kızın horlanmasına tahammül göstermeyen bu mücahidin Allah hayrını versin. Oysaki o özür sahibi kimselerdendi. Allahu Teala şöyle buyuruyor: “Topala da hastaya da bir sıkıntı yoktur.” Lakin tüm bunlara rağmen yerlerin rabbi için gazaplandı ve Allah’ın mahremlerini ve Müslüman kadınların ırzlarını koruma pahasını canını ortaya koydu. Allah onu şehidlerden kabul etsin. Bu olaydan sonra Ruslar nispeten muhacirlerin kafilelerine eza vermeyi durdurdular.
Ruslar keşke bununla yetinmiş olsalardı. Bu mücahidi öldürdükten sonra onun ve başka bir mücahidin daha cesedini aldılar ve bir tanka bağlayıp yerlerde sürüklediler. Yine insanları korkutmak ve mücahidlerle ortak iş yapmamaları ve onlarla yardımlaşmamaları için bu çirkin manzarayı gazetelerinde yayınladılar. Daha sonra bu mücahidin cesedini bıraktıklarında, münafıklar, ecrini Allah’tan bekleyen bu gayretli mücahidin annesinin yanına geldiler ve alaylı bir şekilde eğer isterse oğlunun cesedinin falanca yerde olduğunu söylediler. Bunun üzerine o kadın onlara sebat ve yakin ile şu cevabı verdi: “Gerekmez, benim oğlum Rabbime kavuşmuştur. Ve ben onun şehid olduğunu ve ruhunun cennette olacağını umuyorum. Ona dilediğinizi yapabilirsiniz!”
Allahu Ekber! Ne gayret! Pahası Allah yolunda ucuzca verilen bir can. Bazıları şöyle diyebilir: ‘O aceleci birisiydi. Belki maslahatından daha büyük bir zarara sebep olabilirdi.’ Bazıları da şöyle der: ‘Sözlü savunmayı ve barışsal çözüm çözümleri deneseydi…’ Ve bunların dışında her gün işittiğimiz basit sözler.
Ancak ben şunu söylüyorum: Bu mücahid, kıyamet günü yarasında kan akıyor olduğu bir halde gelecek. Renk kan rengidir, koku ise misk kokusudur. Ve Allah ona en güzel makamı verecektir. Övgü olarak Allah katındaki bu büyük derece yeterlidir.
Ey mücahidler! Sizlere, Batı Riyad gazvesinde şehid olan Eşref Seyyid’in söylediklerini vasiyet ediyorum.
Şöyle demişti vasiyetinde: “Mücahid kardeşlerime şunu vasiyet ediyorum:
Sizlere, ey insanların onlara ‘İnsanlar sizin için toplandılar, onlardan korkun!’ dediklerinde, imanları daha da artan ve ‘Allah bize yeter O ne güzel bir vekildir’ diyen sizlere; yeryüzündeki her Müslüman için intikam almanızı vasiyet ediyorum… Küba’daki esirlerimiz için intikam alın… Şeyh Ömer Abdurrahman için intikam alın… Filisin, Çeçenistan, Afganistan, Endonezya, Filipin ve her yerde ve her semanın altındaki Müslümanlar için intikam alın.
 
İntikam, intikam haktır.
Küfür iyice azgınlaştı.
Yemin olsun ki, savaş başladığında,
Ölüm ve yanmalar onlara da gelecektir.
Diyarlarımız onların değildir.
İlk saldıranın avı olacağı…
Kanlarımız heder değildir.
Yitirilen şerefimizi geri getirecektir.
Zorluk günü bizim günümüzdür.
Orada kelleler kopacak.
Kâfirlere onu yeniden yaşatacağız,
Ve haddi aşanları öldüreceğiz
Bir aslan gitti. Bir aslanda,
Giden aslanın peşinde.
Yemin olsun ki,  öncekilerin intikamını alacağız
 
Allah sana rahmet etsin ey Eşref…
Sen söyledin ve amel ettin. Yaptıkların söylediklerini tasdik etti. Din için Müslümanlar için intikam aldın.
 
Ey mücahidler!
İntikam… Paramparça olmuş din ve ümmet için intikam.
İntikam… Uyuşturma ve hakiki varlığını yok etme uğruna düşman ve münafıkların durmadan çalıştığı milyar ümmet için.
İntikam… Zincirlerde bağlı hiçbir güçleri olmadığı halde türlü türlü işkence ve horlanmalar altındaki esirlerimiz için intikam.
İntikam… Keskin kılıç şeyhimiz Yusuf el-Uyeyri, Turki Dendeni, Ahmed Ed-Dahil, İbrahim Er-Reys ve Hamud El-Ferrac için intikam.
Onların kanlarını boş yere akıtılmış halde bırakmayın. Onları çöllerin karanlıklarını aydınlatan nurlar edinin. Haçlılardan ve ne dünyadan nede ahiretten hiçbir payları olmayan hizmetçilerinden onların intikamlarını alın.
 
Ey mücahidler!
İntikam… Irak, Afganistan ve Çeçenistan’daki bacıların ırzları için intikam. Onlardan olan Çeçenli bir esir, kanı ile bir kumaş parçasına bir mektup yazar ve bunu mücahidlere ulaştırma imkânı bulur. Orada bin hutbeden daha etkili çok kısa bir söz söylemektedir: “Eğer yeryüzünde Müslümanlar varsa, Çeçenistan’daki Rus hapishanelerinde Rusların kirlettikleri Müslüman kadınları kurtarsınlar!” ve bu cümleyi üç kere tekrarlar.
Ey akılları karışmış mücahidler, onların intikamlarını alın.
Hristiyanlar ve Yahudiler kendi milletlerine sizden daha gayretli olmasın. Ve dinleri için sizden daha tutkulu olmasınlar. “Eğer inanmışlarsanız, üstün olan sizlersiniz.”
Allah’tan bu vasiyette, dine ve Müslümanlara nasihatte katkıda bulunacağımı temenni ediyor ve yazılan ve okunanların, bizim lehimize hüccet olmasını aleyhimize olmamasını istiyorum. O, bunun yetkilisi ve buna güç yetirendir.”

Şehid (inşaAllah) İsa Ali Uvşen

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak