İnternet başında sabahlayanlar okusun; Resulullah (sav) gecelerini nasıl ihya ederdi?

0
292

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur salat ve selam Resulullah’a, ailesine ve ashabı üzerine olsun…

Çağımızın vebası olan interneti doğru kullanamama hastalığı maalesef ki kanserli hücre gibi yayılıp her yere bulaşmış durumda. Öyle ki daha yaşına girmeyen çocukların ellerinde susması için verilen telefonlar, sesi çıkmasın diye tabletlerden açılan saatlerce izletilen çizgi filmler ve daha nice çocuklardan yetişkinlere kadar ulaşan zararlar… Teknoloji çağının hastalık haline gelmesi bizleri maddi manevi birçok zarara sokuyor. İnternet, telefon doğru kullanıldığı zaman inanılmaz bir güç haline gelirken, yanlış kullanımlar bir hayata mâl olacak derece insan hayatını etkiliyor.

Özellikle çocuklar için TV ve internet kullanımı ne kadar zararlı ise, bilinçsiz bir yetişkin içinde aynı şekilde zarar teşkil etmekte.

İnternet çocukları etkilediği kadar yetişkinleri de etkiliyor özellikle ‘internet başına geçtiğim zaman hiçbir işimizi halledemiyorum’ şikâyetlerini çoğu insandan duyuyoruz. İnternet başına geçtiğimiz vakit, zamanın nasıl geçtiği anlayamayacak kadar beynimiz uyuşuyor. Öyle ki sabahtan akşama kadar başında kalıyoruz, geceden sabaha kadar anormal bir zaman israfı yapıyoruz, sonra da gerek ailevi düzenimiz, gerek iş hayatımız bütün her şey düzensizleşmeye başlıyor. Sabah işe gidip akşam evine gelen bir erkek geldiği gibi bilgisayar başına geçiyor ve ailesi, hanımı ile ilgilenmiyor ise hanımı da çocukları da sağlıklı bir aile hayatı içinde hayatlarını idame ettirmiyorlar demektir. Genellikle bu eşler arasında kopukluk meydana getiriyor ve basit görülen bu tarz şeyler aileleri maalesef boşanma durumuna kadar sürükleyebiliyor. Hanımının eşi üzerinde hakları, erkeğinde hanımı üzerindeki haklarını eşler gözetmelidirler.

Müslüman bir şahsiyetin uzun bir süresini sanal ortamda geçirmesi onun İslam’da emredilen tebliğ görevini ve birçok ibadet ve tââtlerini eksilere düşüreceğini ve adeta düşünemeyen bir robot haline gelmesi kaçınılmaz bir sondur.  Allah Resulü’nün (sav) hayatını, eşlerine karşı ve evlatlarına karşı tutumunu örnek aldığımız zaman yani yaşam tarzını örnek edindiğimiz zaman her şeyin en güzelini yapmış olacağız.

Gece geç uyuduğumuz vakit teheccüd namazına kalkmamız çok zor olduğu gibi, hatta farz olan sabah namazına kalkamama durumu ile karşı karşıya geliyoruz. Bu bataklıktan çıkmak için yapmamız gereken bize önder ve örnek olan Resulullah (sav)’i taklit ve takip etmektir. Allah Resulü’nün (sav) uyuması ve uyanmasını ashabın anlattığı gibi okuyalım ve amel etmeye çalışalım;

Peygamber Efendimiz yatsı namazını kıldıktan sonra yapılacak bir iş varsa onu yapar yoksa uyumaya geçerdi. İnsanların gece geç vakitte yatmalarından hoşlanmazdı. Çünkü gece geç yatmak, teheccüde kalkmayı zorlaştırdığı gibi sabah namazını bile riske attırır.

Efendimiz (sav), bazen gece geç vakitlere kadar Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’le istişarelerde bulunurdu. (Tirmizi, K.S.-3103)

Yatsı namazını kıldıktan sonra muhabbet etmekten hoşlanmazdı. (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesai-1010) Yatsı namazından önce yatılıp, namazdan sonra uyanık kalmayı da men etmişti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud-2287)

Resulullah, yattığında muhakkak abdestli olurdu! Resulullah (sav), yatacağı zaman muhakkak abdestli olurdu. (Tirmizi-9209)

Yatmadan önce şeytan ile meleğin bir mücadele içinde olduğunu belirtmiştir. Melek; Allah’ı anarak zikretmesini, şeytan ise bunu yapmamasını ister. Kişinin yatmadan önce yatağını silkeleyip, kontrol etmesini isterdi. (Buhari, Müslim, Tirmizi-9367)

Yatmadan önce sürme çekerdi. (Ebu Davud-2920)

Allah Resulü’nün (sav) içi lif dolu deriden yapılmış bir yatağı vardı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-5702)

Allah Resulü, yüz üstü yatmayı hoş görmezdi. Karın üstü yatılmasını hoş görmezdi. “Bu yatış biçimi, cehennem ehlinin yatışıdır.” (İbn-i Mâce-7792, K.S.-7110, Ebu Davud-7793, Tirmizi, K.S.-5759) Korkuluğu olmayan damlarda yatılmasını uygun görmezdi. (Tirmizi, K.S.-5760)

Allah Resulü, uyuyacağı zaman sağ tarafına yatardı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-9362, K.S.-891) Sabaha doğru yattığında, namaza kolayca kalkmak için, (yastık yerine) kolunu diker, başını avucuna koyarak yatardı. (Müslim-3176, K.S.-2188)

Bazen sırt üstü uzanır ve ayak ayaküstüne atardı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Muvatta, K.S.-5757) Ancak avret mahallinin görünme ihtimalinde bunu yapmayı yasaklardı. (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, K.S.-5758)

Uykudan önce ışık ve ateşin söndürülmesini emrederdi.

Resulullah (sav), gece uyunacağı zaman ışık ve ateşin söndürülmesini emrederdi. (Ebu Davud-3974, K.S.-5946, Buhari, Müslim, K.S.- c.8 s.116) Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra sağ yanı üzere yaslanıp yatardı. (Buhari, Müslim, Tirmizi-2115)

Dost ve akrabalarını ziyaret ettiğinde, öğle vakti uyuduğu olurdu. Ümmü Süleym’in evine gelmiş, uyumuştur. Ümmü Süleym de daha sonra Resulullah (sav)’ın terini ve dökülen mübarek saçlarını alıp, miskle birlikte bir cam şişenin içinde saklamıştır. (Buhari, Müslim, Nesei-8404)

Yatmadan önce dua:

Yatmadan önce muhakkak bazı sure ve dualar okurdu. İhlâs, Felak ve Nas surelerini okur, ellerine üfledikten sonra yüzüne ve vücuduna sürerdi. (Ebu Davud, Tirmizi-9350, Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mâce-9359, K.S.-1821) Ayrıca Kafirun suresi (Tirmizi, Ebu Davud-9364), Zümer ve Beni İsrail surelerini (9366) okurdu.

“Her kim akşam Duhan suresini, Ğafir suresini ve Ayet’el-Kürsi’yi okursa sabaha kadar korumaya alınır. Kim sabah okursa, akşama kadar da korumaya alınır.” (Tirmizi-6769)

Peygamber Efendimiz, Eliflâm mîm tenzil suresi ile Mülk Suresini okumadan uyumazdı. (Tirmizi-6771, K.S.-736)

Allah Resulünün Yatarken okuduğu bazı dualar da şunlardır: “Allah’ım, senin adınla yaşıyorum, senin adınla ölürüm.” (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud-9360, K.S.-1822)

“Estağfirullahellezi lâ ilâhe illâ huvel Hayyü’l-Kayyûm ve etûbu ileyh: Kendisinden başka ilah olmayan, Hay ve Kayyum olan Allah’tan mağfiret diler ve ona tevbe ederim.” (Tirmizi-9371)

“Kim uyurken sağ tarafına yatıp da yüz kere okursa, kıyamet günü Rab Teâlâ ona şöyle der: ‘Haydi sağ tarafından cennete gir.’ (Tirmizi, K.S.-891) Ve başka dualar da okurdu. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, K.S.-1823, 1825)

Gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisi geçtikten sonra kalkar, teheccüd (gece namazı) kılardı. Bir müddet sonra eşini de uyandırırdı. (Ebu Davud, Nesei-2242)

Ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Bu konuda kendisine, “senin geçmiş ve gelecek tüm günahların bağışlandı.” Diye hatırlatılınca şu anlamlı cevabı vermişti: “Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı? (Buhari, Müslim, Nesei, Tirmizi-2240, K.S.-3006)

Zaman geçip biraz yaşlanınca, gece kıldığı namaz rekât sayısını azalttı ve zaman zaman oturarak kılmaya başladı. (Buhari, Müslim-2241, K.S.-3007)

Uykudan uyanması:

Uyandıktan sonra ellerin üç kez yıkanmasını tavsiye ederdi. “El nerede geceledi bilemezsiniz.” (Buhari, Müslim, Muvatta, Tirmizi, Ebu Davud- K.S.-3625)

Uyandıktan sonra şu duaları okuduğu hadislerde geçmektedir: “Elhamdu lillâhillezi ehyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhinnuşûr: Bizi öldürdükten sonra tekrar hayat veren Allah’a hamd olsun! Zaten dönüşümüz de O’nadır!” (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud, K.S.-1822)

Resulullah’ın (s.a.v) gece namazı nasıldı:

Yeryüzü Huzeyfe (ra) anlatıyor: “Bir gece Allah Resulü ile namaz kıldım. Bakara suresini okumaya başladı. İçimden, ‘Bu sure bitince rükû eder.’ Diye düşündüm. Yapmadı okumaya devam etti. Sonra Nisa suresine başladı, onu da okudu. Sonra Âli İmran’a başladı, onu da okudu. Hem de ağır ağır (tertil üzere) okudu. Öylesine ki, içinde tesbih geçen ayetlerde tesbih etti. Bir dua ayetine rastladığı zaman duada bulundu. Sığınma ayetine gelince, azaptan Allah’a sığındı.

Sonra rükûa varıp; ‘Subhane rabbiyel azim: Büyük olan Rabbimi tesbih ederim’ dedi. Rükûsu da kıyamı kadar uzun oldu. Sonra ‘semiallahu limen hamideh: Allah kendisine hamd edeni duydu’ Dedi. Ardından hemen: ‘Rabbena lekel hamd: Ey Rabbimiz hamd sana mahsustur’ dedi. Sonra rükûu yaptığı kadar uzunca ayakta durdu, sonra secdeye vardı. Secdede: ‘Subhane rabbiyel a’la: yüce oln Rabbimi tesbih ederim’ dedi. Secdesinin uzunluğu kıyamına yakın idi. (Müslim, Nesei-2252)

Mümin’in şerefi, gece namazına kalkmaktır!

Cibril (as), Peygamber Efendimiz’e gelerek şöyle dedi: “Ey Muhammed! Dilediğin kadar yaşa, nihayet öleceksin. İstediğini yap, neticede onun karşılığını mutlaka göreceksin. Dilediğini sev, bir gün ondan ayrılacaksın. Şunu iyi bil ki mü’minin şerefi, gece namazına kalkmaktır. İzzeti ise, insanlardan istememektir.” (Taberani-2269)

“Biriniz uyuduğu zaman şeytan, onun başının ense kısmına üç düğüm atar. Her düğüme de: “Üzerinde uzun bir gece var, uyu!” der. Kişi uyanıp da Allah’ın adını andığı zaman, o düğümlerden biri çözülür. Abdest aldığında ikincisi çözülür. Namaz kıldığında ise düğümlerin hepsi çözülmüş olur. Böylece sabah dinç ve neşeli olarak kalkmış olur. Aksi halde tembel ve morali bozuk olarak kalkmış olur.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, İbn-i Mâce-2245, K.S.-3009)

“Allah’ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte Aziz ve Celil olan Allah’a zikredenlerden olabilirsen ol. Zira bu saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar meleklerin beraberlik ve şehadetine mazhardır.” (Müslim, Ebu Davud, Nesei, K.S.-2419)

Selam ve dua ile…

Rumeysa Dağıstan / Genç Muvahhide

 

 

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP BIRAK