Kategoriler
Ana SayfaKadın ve CihadGüzel insanlar ve güzel atlar

Güzel insanlar ve güzel atlar

Güzel insanlar ve güzel atlar

O güzel insanlar ki;
Haçlılar onlara karşı birleştiklerinde yılmadan korkmadan, öne atıldılar.
O güzel insanlar ki;
Cephelerde yalnız bıakılmalarına rağmen bu yoldan dönmediler,
Savaşı sürdürmeye devam ettiler,
Sayılarının azlığı onların azmini kırmadı.
O güzel insanlar ki;
Ellerinde silah olmasa dahi bu yola çıktılar, çünkü bildiler;
Hak yolda zaferin muhakkak olduğunu,
O’nun, davası için onlara yardım edeceğini…
O güzel insanlar ki;
Yardıma çağırıldıkları halkların yardımına koştular.
O güzel insanlar ki;
Her biri cennete ulaşmaya çabalayan,
Şehadete sevdalılar…
O güzel insanlar ki;
Yaşlarını umursamadan,
Daha sakalları dahi terlememişken,
Bu yola baş koyup şehadete ulaşana kadar yerinde durmayıp çabalayan,
O güzel insanlar güzel atlara binip gittiler.
O güzel insanlar şehadet şerbetine susamış yiğitlerdir,
Güzel atlar ise o yiğitleri susadıkları şerbete kavuşturan araçtır.
O güzel insanlar Hattab’tır, Şamil’dir, Ahmed Yasin’dir, Abdullah Azzam’dır, Mücahid Şener’dir, Ahmed Seyyaf’tır, Seyfullah Şişani’dir.
Güzel atlar da; Çeçenistan’dır, Afganistan’dır, Filistin’dir, Suriye’dir, İslam’ın yetim kalmış öksüz kalmış coğrafyalarıdır.
***
Güzel insanlardan geriye bize kalan onların durmak bilmeden ilerledikleri, uğruna canını ortaya koydukları davalarıdır; İslam’dır.
İslam’ı hakim kılmak için çaba sarfetmektir bize kalan, bu yolda onlar gibi canını ortaya koymaktır.
Sen ey kardeşim!
O güzel insanlara yetişebilirsin sen de.
Henüz gencim deme,
Bil ki bu dava gençlerin omuzlarında yükselmiştir.
Zeyd’in oğlu Usame’yi hatırla; henüz genç yaşında kendinden büyük sahabilerin bulunduğu orduya komutan olmuştu.
Hasan el-Benna’yı hatırla; İhvan-ı Müslimin’i kurduğu vakit henüz 22 yaşındaydı.
Sonra Hattab’ı hatırla; cihada çıktığında henüz sakalları terlememişti.
Malın mı seni engelliyor kardeşim?
Ebubekir’i hatırla, malını İslam davasına harcadı
Mus’ab bin Umeyr’i hatırla; şehrin en zengini olmasına rağmen bütün mal varlığını itmişti elinin tersiyle, İslam için.
Şeyh Usame bin Ladin’i hatırla; hani milyonları olan ama “Rasulullah’a yardımdan geri kalırsak analarımız bizi yitirsin” diyen, o güzel insanı… Rasulullah’a yardım için milyonları yok sayıp cihad beldelerinin en büyük kahramanlarından biri oldu o da.
Peki kardeşim bu örnekler dururken senin önünde, söyler misin nedir seni alıkoyan bu davaya yardımdan?
Bir sabah gelecek olan o aydınlıkta senin de kanın aksın istemez misin? Doğan İslam güneşinin bir nurunu da sen parlatsan ya kardeşim!
Çocukların mı engel sana ?
Çocuklarını elleriyle düğüne hazırlıyor gibi cihada hazırlayan o analar varken, sen neden onları Rahman’a emanet edip de çıkmayasın bu yola?
Amma her şeyden önce bu insanların samimiyeti vardı.
Belki şehrin büyüklerinden değillerdi bu güzel insanlar.
Belki malları da yoktu kiminin.
Amma her şeyden önce samimiydiler, samimiyetle bağlıydılar davalarına.
Ve bir dava için yola çıktıklarında o davayı sonuna kadar götürmekte ısrarcıydılar. Günümüzün en büyük hastalıklarından olan amellerde istikrarsızlık yoktu onlarda. Bir amel işleyecekleri vakit o ameli istikrarla sürdürürlerdi.
İnfak ettikleri vakit infaklarını sürekli yaparlardı, cihadda sebat ederlerdi. Şehadet şerbetini içene dek ailesini görmeye dahi gitmezlerdi, olur da gaflete kapılıp, onların sevgisine dalıp da geride kalanlardan olurum diye korkarlardı.
Tebliğ ettikleri vakit istikrarla sürdürürlerdi bu davayı, beyinlerini çatlatırcasına anlatırlardı. Peygamberin Ebu Cehil’e, Ebu Talip’e yaptığını yaparlar bu insanlar, hemen tekfire başvurmaz tebliğlerini yaparlardı her vakit her yerde.
Bakın kardeşler size bir olay aktarayım ki çoğunuz duymuşsunuzdur Allahu alem;
“1930’lı yıllar ve Said Havva anlatıyor:
İhvan-ı Müslimin’i kurduğumuz 7 arkadaşımızdan biri de İsmail’di. İsmail, evlat hasretiyle yanan ve dokuz sene sonra kız çocuğu olan bir babaydı. Kızına ‘Canan’ anlamına gelen Ruhiye adını vermişti. İhvan-ı Müslimin, her akşam olduğu gibi yine gizli toplantılarına devam ediyor, Mısır’ın güvenlik güçlerine yakalanmamak için büyük bir titizlik gösteriyordu.
Bir akşam yine İsmail’in evinde bir araya gelmiştik. İsmail, bize tatlı ikramında bulunuyordu. Toplantı gece 01.00’e kadar sürdü. Nihayet sona ermiş ve evlerimize dağılmak için kalkmıştık. Üstad Hasan El-Benna evden tam ayrılırken, İsmail kolundan tuttu ve dedi ki:
-‘Üstadım, kızım öldü. Yarın cenazeye gelmeleri için arkadaşlara haber verir misin?’
Üstad da İsmail’e: ‘Hangi kızın öldü? Senin kaç tane kızın var?’ diye sorunca; İsmail, ‘Biz içeride toplantı yaparken öldü.’ dedi.
– ‘İsmail, kızın ne zaman öldü, bize neden haber vermedin, biz toplantı yaptık, tatlı yedik, niçin bize söylemedin?’ deyince;
İsmail de buna cevaben dedi ki:
“Üstadım, kızım öldü, davam değil.”
Bak kardeşim! Bakalım ve görelim bu insanların davalarına olan bağlılığını, amellerindeki istikrarlarını! Görelim ve ibret alalım.
Bu güzel insanlar aile içerisinde, ailelerine karşı merhametle, sevgiyle yaklaşırlardı, bu konuda da örnek alalım onları, alalım ki o güzel insanların yolunda ilerleyebilelim.
**
Peki biz Müslüman kadınlar nasıl çaba sarfedeceğiz? Nasıl İslam’ın hakim olmasına yardımcı olacağız?
Eşlerimizi, çocuklarımızı cepheye hazırlayacağız. Bu ümmete yeni yiğitler doğuracağız. Bu yiğitleri birer Usame, birer Azzam, birer Zerkavi, birer Muhammed Atta olarak yetiştireceğiz. yetiştireceğiz ki onların ardından bu davaya gönüllerini versinler, bu davaya canlarını versinler.
Eşlerimizi cephede en ön saflara göndereceğiz. Bu davanın yükselişi için, Tevhid bayrağının her yerde dalgalanışı için, çocuklarımıza İslami bir düzen oluşturmak için nefsimizi feda edeceğiz.
Bizler birer Aişe (r.a) olacağız; ilim deryası olup bu deryadan insanlara içirmek için çabalayacağız. Birer Sümeyye (r.a) olacağız; bu davaya gönül verdikten sonra hiçbir işkence bizi yıldırmayacak, O’na teslim olacağız, gerekirse O’nun için canımızı ortaya koyacağız.
Birer Sümeyra (ra) olacağız; her şeyden önce Allah, rasulü ve İslam bizim için önemli olacak, bize sevgili olacak. Can paremiz dahi gitse bu yolda İslam’a, Allah’ın rasulüne zarar vermelerine izin vermeyeceğiz.
İlimle hemhal olacağız, şehadet sevdamız, İslam davamız olacak, bu davaya adaklar adayacağız ilk önce de kendi canımızı adayacağız bu davaya.
Tarihin içinden köprüler kurup bu köprülerin üzerinden geçeceğiz. Rasul’ün, ashabın, geçmiş ümmetlerin hallerini öğrenip, onlardan dersler çıkaracağız.
Kur’an ve Sünnet bizim pusulamız olacak. Yönümüzü kaybetmemek adına sahih sünnete sarılacağız. Kur’an’ın ışığıyla uydurulmuş dinden indirilen dine yükseleceğiz. Dilimiz ayetlerle süslenecek. Kendimize ayetlerle konuşan o mübarek kadını örnek alacağız. Ağzımızdan Allah’ın gazabını üzerimize çekecek yanlış bir kelime çıkacak korkusuyla dilimizi boş şeylerden uzak tutacağız. Rasulullah’ın (sav) nasihatine kulak verip “Ya hayır konuşacağız yahut da susacağız”.
Rasulullah (sav) bizim biricik önderimiz olacak, onun bizi men ettiğinden uzak duracağız.
Ey kız kardeşim! eşini ve çocuklarını feda et bu davaya! insanlar dünyalık sevda uğruna dahi kendi canlarını feda edip de bunu bu kadar ulularken sen neden eşini, çocuklarını ölülerinin ölmediği bu kutlu davaya kurban etmeyesin ki? Hem bilmez misin ki şehidin akrabalarından 70 kişiye şefaat ettiğinin müjdesini verdiğini Rasulullah’ın (sav).
Sen, ey kız kardeşim! Kalk ve uyar! Uyar ki dirilsin insanlık, hakim olsun İslam aleme.
***
O insanlar ki arkalarından mersiye dizilmeyi hakettiler,
O atlar ki her biri ayrı bir yetim, ayrı bir mahzun.
Ne demişti Rasulullah(sav); “Bir kimse sırf ALLAH rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır” [Ahmed İbn Hanbel, Müsned, V, 250]
Bu coğrafyalar da İslamın yetimleri değil mi? Biz onlar için neden bir şeyler yapmayalım? Neden onların da yaralarını bir yetimin başını okşar gibi sarmayalım. Onlar da bu ümmetin yetim coğrafyaları değil mi? Ellerinden tutalım onların da, tutalım ki o yetim coğrafyalar bize hilafetin olduğu, şeriatın hakim olduğu topraklar sunsun.
**
Duamız odur ki; Rabbimiz bizi o güzel insanların yolunu sürdürenlerden, güzel insanların hayatlarını okuyup o hayatlardan ibret alanlardan, o insanların güzel hasletlerini üzerimizde taşıyanlardan eylesin.
Emanetleri zayi etmeyen, merhametlilerin merhametlisi olan Rahman’a emanetsiniz..

Esila Amedî / Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak