Eskiden azdık, özdük ve birdik

0
372

Eskiden azdık, özdük ve birdik…

Sokaklarda birbirine selam vermeler vardı… Alışılmadığı için peçeli veya siyah örtülü kadınlara uzaylı gibi bakışlar daha çoktu…

Başka başka kardeşlerle tanışmak ve tanıştığın an itibari ile hüsnü zan beslemek ve sanki kırk yıllık dost gibi muhabbetler vardı…

Eskiden tahammül sınırlarımız daha genişti, kardeşlerin kardeşlere olan anlayışı daha yüksekti. Tağut dediğimiz kavramlarda, bırakın eninde sonunda öğrenecek denilerek zaman tanımak vardı… İnsana insan olduğu için değer vermek vardı.

Eskiden heves vardı, merak vardı, tazelik vardı… Gıpta vardı, özenmek vardı, saygı vardı…

YANİ İŞİN ASLI MANGAL GİBİ İMAN VARDI…

Ne güzel günlerdi o günler, kötü günde bir olmak vardı… Bir hastalıkta bile seferberlik ilan edilircesine organize ve vefa vardı…

Daha sonra bir sertlikle karşılaşıldı. O kadar hızlı çekti ki içine bu sertlik, neredeyse kırk yıllık arkadaşlıklar zedelenecekti. Mesailer âlimlerin bile ihtiyat ettiği meselelere uzanınca türlü türlü gruplar, hizipler meydana geldi. Hemen hemen hepsi kendi duruşunu ve görüşünü mutlak olan görüş saymaya başladı…

O kadar ayrılıklar o kadar itilaflar oldu ki, bölünmeler, araya buğuz etmeleri soktu…

Nefisler yapıldı, küslükler yaşandı… Bu arada imtihanlar da çoğalmaya başlamıştı ki asıl birlik olunması gerekilen en önemli zamanda ayrılık en derinden kendisini hissettirmeye başlamıştı… Bu ayrılıklar öyle bir zaman için nifak tohumlarını atmış ki müslümanın müslüman kanını mübah sayacağı bir karanlık dönem için kök salmış adaletsiz ve rahmetten yoksun bir zamana gelindi…

Sonra bir karanlık dönem geldi çattı…

Fikirlerde olan, dillerde olan o zalimce söylem artık uygulamaya koyulmuştu…

Kanlar akmış, gasplar yaşanmış, güçler dağılmıştı. Saygının ve adaletin ayaklar altına alındığı çok acı bir dönem gelip çatmıştı…

Allah Dinini yardımsız bırakmayacak, Allah Dinini kemale erdirecektir. Allah Dinini hak edene verecektir. Allah Dininde kim haklıysa onu doğrulayacaktır.

Bu bir karanlık dönem, her yerde savaşın olduğu, anlık hareketlerle devletlerin titrediği – titretildiği kapalı bir dönem…

Allah’ın gerek musibetle, gerek hidayeti temiz koruyanlara nasip ettiği büyük bir imtihan dönemi…

Kim adil olursa kazanacak, kim vasat olursa kazanacak, kim merhametli olursa kazanacak, kim saygı duyarsa kazanacak….

Kim adaletsiz olursa kaybedecek, kim aşırı olursa kaybedecek, kim zalim olursa kaybedecek, kim ukala olursa kaybedecek…

Sadece diyorum ki; Allah için, cenneti kazanmak için, insanların hidayeti için, ekilen tohumların semeresi için, kardeşlik hakkı için, dertli ve mazlum ümmetin ümidine layık olmak için, ADALET!

ALLAH’IN KİTAB’INA VE RASÛLÜ’NÜN SÜNNETİNE SIKI SIKIYA SARILMAK!

Biraz olsun klimalı evlerden bombardımanın yaktığı Ğazze’li olabilmek. Namusların ve Kur’an’ın ayaklar altına alındığı Suriye’yi anlamak. İşgalin nabzını Afganistan’da hissedebilmek. Habbab’ın (radiyallahu anhu) dağlandığını siyerden okuyup ah çekerken aynı dönemde gözlerin gördüğü Arakan’da diri diri yakılmayı idrak edebilmek… Susuzluğun kavurduğu, bir avuç ekmeğe muhtaç olunduğu halde Afrika da kanları derya olan Müslümanların acısını içinde hissedebilmek…

Hayatımızın her yanını kuşatmış Siyonist- Haçlı İttifakı ve ümmetin içindeki hainlerden örülmüş bir yok edilme döneminde kardeşine vurmamayı bilebilmek, onu öldürmemek, onu gasp etmemek, onun etini (gıybetini) ağzına dolamamak.

Hatta tağutları ve kâfirleri bırakıp, Dünyada zulmü önemsemeyip kardeşine kan kusmamak…

Ey Alemlerin Rabbi bize sevmeyi tekrar öğret, Ey Rabbimiz bizim kalplerimize ”Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamassınız” hadisini tekrar yerleştir. Yoksa, biz hak etmezsek sen bizleri yok edip yerimize hayırlı yeni bir nesil var etmeye kadirsin.

Bizleri gıybetten ve zulüm etmekten koru. Bizleri sui zan hastalığından temizle.

Müslümanca yaşamayı ve müslümanca ölmeyi nasip et.

Bizleri ya hakkı konuşanlardan, ya da susanlardan eyle…

Bizleri âlimlerimizin dizinin dibine oturanlardan eyle…

Bu karanlık dönemin bitişini hızlandırıp, Aydınlık dönemin tez gelmesini nasip eyle…

Allahumme Amin.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Ebu Beşir El-Kurdi

Genç Muvahhide

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP BIRAK