Kategoriler
Ana SayfaKadın ve AileErkeklerin Kadın Üzerindeki Yöneticiliği

Erkeklerin Kadın Üzerindeki Yöneticiliği

Erkeklerin Kadın Üzerindeki Yöneticiliği

‘الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاء بِمَا فَضَّلَ اللّهُ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنفَقُواْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ وَاللاَّتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلاَ تَبْغُواْ عَلَيْهِنَّ سَبِيلاً إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا  • وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُواْ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَا إِن يُرِيدَا إِصْلاَحًا يُوَفِّقِ اللّهُ بَيْنَهُمَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا ‘
‘ Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.•Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.’ (Nisa , 34/35)
 
Bu ayet-i kerimenin manasını beyana başlamadan önce Üstat Seyyid Kutub’un bu ayet hakkında ‘Fi Zilali’l-Kur’an’ söylediği sözleri burada nakletmek istiyoruz.
Şöyle diyor;
“Bu iki ayetin ayrıntılı açıklamasına bu ilahi buyrukların psikolojik ve sosyal amaçlarının irdelenmesine girişmeden önce şu sayfaların el verdiği İslam’ın aile kurumuna yönelik bakış açısına bu kurumun kuruluşuna ve korunmasına ilişkin yöntemine, bu kurumdan neler beklediğine kısaca değinmek gerekir. “Kısaca” diyoruz; çünkü bu konuyu ayrıntılı bir şekilde anlatabilmek için uzun uzun bir araştırma yapmak gerekir.
İnsan dene şu varlığın yaratıcısı “çift olma” ilkesini, tıpkı şu evrendeki tüm yaratıkları gibi bu varlığın da yaratılış mayasına katmıştır.
‘Düşünüp ibret alasınız diye her şeyi çift çift yarattık’ (Zariyat Suresi,49)
Sonra O azze ve celle, insan çiftinin bir tek kişiden oluşmasını, aynı insan biriminin iki parçası biçiminde ortaya çıkmasını diledi.
‘Ey insanlar, Rabb’inizden korkunuz. Ki O sizi, tek bir kişiden türetti; o tek kişinin eşini de kendi özünden yarattı.’ (Nisa Suresi,1)
Daha sonra bu tek bütünün iki parçasının bir araya gelmesini psikolojik huzur,sinir yatışıklığı ,ruh güveni,vücut rahatı sebebi kıldı. Yine bu bir araya gelişi karı-koca için;örtü,korunak ve sığınak yaptı. Bunların yanı sıra bu birleşme insan soyunun üretim tarlası oldu,hayatın sürekliliğini sağladı. Sakin,huzurlu,güvenli, mahremiyetli ve korunaklı bir yuvanın gözetimi altında sosyal hayatın kesintisiz gelişmesinin çekirdeğini oluşturdu.(Bu noktalara değinen ayetleri okuyoruz.)
‘Kadınlar sizin, siz de kadınların örtüsü, elbisesisiniz.’ (Bakara,187)
‘Ey mü’minler, kendinizi ve aile fertlerinizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz.’ (Tahrim, 6)
Bilindiği gibi, Allah katındaki ödül ve sevap konusu gerek mülkiyet ve miras hakkına sahip olması noktası ve gerekse bağımsız hukuki kişilik taşıması yönünden kadın erkeğe eşittir. Kadının bu onurlandırılmışlığı ve kanun önündeki eşitliği aynı özün iki parçasını oluşturan bu iki insan cinsinin yüce Allah katındaki eşitliğinden ve yüce Allah’ın bir bütün olarak insanı onurlandırmış olmasından kaynaklanır.
Aynı anda insan bütününün iki parçasının bir aile kurumu oluşturmak amacı ile bir araya gelmesinin önemi ve bu kurumun sorumluluğunun büyüklüğü , öncelikle iki nokta üzerinde yoğunlaşır. Bu iki nokta şudur;
1.Aynı insan bütününün her iki yarısına da huzur, güven , örtü ve korunmuşluk sağlamak.
2.Uygun üreme ve gelişme faktörlerini devreye sokarak insan toplumunun sürekliliğini teminat altına almak.
İşte bu kurumun bütün ayrıntılı ihtiyaçlarını garantiye bağlayan bütün kesin ve ince içerikli yasal düzenlemeler bu amaçlara yöneliktir.
Bu sure sözünü ettiğimiz düzenlemelerin önemli bir bölümünü içerir. Bakara, Nur, Ahzab, Talak, Tahrim bu surelerde de hükümlerle yoğun biçimde karşılaşırız. Bu parça parça hükümler bir araya getirilince bu temel insani kurumu düzenleyen eksiksiz, geniş kapsamlı, ve ayrıntılı bir aile hukuku meydana çıkar. Bu hükümlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği, İslam sisteminin bu son derece hassas kuruma dayalı insan hayatına ne kadar büyük bir önem verdiğini kanıtlar.
Bu ayetin amacı , evlilik kurumunu düzene koymak, bu kurumdaki iş ve görev bölümünü yasal kurallara bağlamak ve böylece aile fertleri arasında çıkabilecek çatışmaları, sürtüşmeleri önlemektir. Bunun için tüm aile fertlerini ihtiraslarının , psikolojik reaksiyonlarının ve bencilliklerinin tutsaklığından sıyırarak yüce Allah’ın hükmüne bağlamaktır. İşte temel amacını böylece vurguladığımız bu ayet, aile kurumunun yönetim yetkisini erkeğe veriyor; aile reisinin erkek olduğunu belirliyor ve bu tercihini şu sebeplere bağlıyor: Yüce Allah, erkeği bu yöneticiliğin yetenek ve maharetleri ile donatmıştır.
Bunun yanı sıra erkek, aile kurumunun maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü tutulmuştur. Erkeğe verilen bu yöneticilik yetkisine bağlı olarak, bu yetki ile aile kurumunu bozulmaktan kurtarmasına, onu gelip geçici taşkınlıklara karşı korumasına ve karşı koymasına ilişkin imtiyazları da belirleniyor. Son olarak da iç önlemler bu konuda başarısız kalınca başvurulabilecek dış önlemlerin neler olduğunu açıklıyor, yuvaya yönelik somut tehlikeye dikkat çekiliyor. Bu tehlikeye sadece insan biriminin sadece yarısını oluşturan karı-kocayı tehdit etmediği, aynı zamanda bu yuvanın sıcak kucağında gelişen son derece korumaya muhtaç olan yavruyu da tehdit ettiği vurgulanıyor.
“Allah’ın erkekleri kadınlardan üstün yaratmış olması ve erkeklerin mali harcamaları karşılamaları gerekçesi ile erkekler kadınları yönetmeye yetkilidir.”
Toplumda; mali,sınai,ticari ve benzeri kurumlar gibi hepsi de aileden daha az önemli, daha düşük değerli birçok kurum vardır. Bu kurumlar, normalde rastgele kimselerin eline teslim edilmez; tersine bu işlere aday olanların en yetkililerinin ellerine verilirler. Bu adaylarda, yöneticilik ve işletmecilik yeteneklerinin ötesinde alanlarında uzman olmaları ve bilimsel bir eğitimden geçmiş olmaları şartı aranır.
Aileden daha az ve düşük değerli sosyal kurumlarda durum böyle iken şu evrenin paha biçilmez unsuru olan insanı yetiştiren aile kurumunda bu ilkeye hayli hayli uyulması gerekir.
Her şeyden önce şu tartışmasız bir gerçektir ki erkek de kadın da yüce Allah’ın yarattıklarındandır. Yüce Allah kadına, yavruyu karnında taşıma, doğurma,emzirme ve bakma görevini verdi. Bu görev, kadının yapısında kök salan derin organik, psikolojik ve akli yatkınlıklar ve ön hazırlıklar olmaksızın yerine getirilebilecek, basit bir görev değildir. Yüce Allah ; ‘Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.’ (Kehf,149) bu gerekçe ile kadını diğer özellikleri yanında incelik, şefkat, hızla reaksiyon, çocuğun isteklerini bilinçsiz ve düşüncesiz bir refleks ile hemen karşılama yeteneği ile donatmıştır. Harcanacak caba ne kadar sıkıntı verici olsa da öbür yandan da bu iş fıtrat gereği gönüllü olarak yapılmaktadır.
‘Bu, her şeyi en titiz şekilde ortaya koyan Allah’ın yaratış üslubu..’ (Neml,88)
Kadının karşısında erkek ise, diğer birçok özellikleri yanında sertlik,katılık,reaksiyon ve tepki ağırlığı, harekete geçmede ve uyarılara karşılık vermeden önce düşünme, bilinç süzgecinden geçirme yetenekleri ile donatıldı. Çünkü hayatın ilk aşamasında yaşadığı ilk avlanma tecrübesinden tutunda eşini ve çocuklarını korumak için verdiği sürekli biçimde savaşın her aşamasına kadar omuzlarında taşıdığı bu görevler, genellikle ileri atılmadan öne soğukkanlı bir iç değerlendirme yapmayı, düşünüp taşınmayı ve ölçülü reaksiyonlar göstermeyi gerektiren görevlerdir. Bu özelliklerde tıpkı kadının mukabil yetenekleri gibi, erkeğin yapısının derinliklerine kök salmıştır.
Erkeğin bu özel yetenekleri onu yöneticilikte kadından daha güçlü ve daha üstün bir konuma getiriyor. Bunun yanı sıra iş bölümünün gereği olarak omuzlara yüklenen evi geçindirme yükümlülüğü de ona yöneticilikte ve reislik de öncelik sağlıyor. Çünkü aile kurumunu geçimini sağlamak, bu reislik konumunun içinde vardır ve ailenin mali tasarruflarına yön verme sorumluluğunu üstlenmek, kadına nazaran erkeğin karakteristik yapısına ve aile  içindeki fonksiyona daha uygundur.
Fakat sözü sonlandırırken şunu belirtmeliyiz ki erkeğin yöneticilik yetkisi kadının ne ev içinde ve toplumdaki kişiliğini ve ne de hukuki kişiliğini ortadan kaldırma niteliği taşımaz. Bu ilke, sadece aile içi iş bölümünde ilişkin bir uygulamadır. Amacı bu son derece önemli kurumu yönetmek, korumak ve ayakta tutmaktır. Bu yöneticilik yetkisinin erkeğe; eşine ve çocuklarına karşı acıma,gözetme,koruma,kanat germe, kendinden ve malından fedakarlıkta bulunma yükümlülükleri getirdiğini belirlemiş ve ev içi davranışlarda uyacağı edep kurallarını açıklığa kavuşturmuştur.
Şüphesiz Allah en iyisini bilendir.

On Müfessirin Kaleminden Hanımlara Özel Tefsir/ İmad Zeki el-Barudi

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak