Kategoriler
Ana SayfaGenel‘Endülüs’ün intikamı’: Müslüman kadın denizci Seyyidetu’l Hurra

‘Endülüs’ün intikamı’: Müslüman kadın denizci Seyyidetu’l Hurra

‘Endülüs’ün intikamı’: Müslüman kadın denizci Seyyidetu’l Hurra

Mağrip’te İslam’ın önde gelen kadın şahsiyetlerinden olan Seyyidetu’l Hurra’nın hayatı hikayesini, Endülüs’te yaşanan katliamların ve bölgede Müslümanların varlığının sona erişinin tarihi olan 15. yüzyılın sonları ile başlatmak mümkündür.

Seyyidetu’l Hurra’nın ailesi, Katolik İspanyolların saldırısına uğrayan Gırnata şehrinden kaçarak Oran ve Tunus gibi bölgelere sığınan binlerce Müslüman mülteci aileden yalnızca biridir.

Ali İbni Raşid, İslam’ı seçen eski bir Hıristiyan olan eşi Zehra Fernandez, oğlu İbrahim ve kızı Seyyidetu’l Hurra…

Fas’a yerleştiler

Seyyidetu’l Hurra’nın asıl isminin Ayşe olduğu ve 1485 ile 1495 yılları arasında doğduğu tahmin ediliyor. Raşid ailesi, soyları İslam peygamberi Hz. Muhammed’e dayanan asil bir ailedir.

Soyu 8. yüzyılda Fas’taki ilk İslami hanedanı tesis eden 1. İdrisi’ye dayandığı da ifade edilen bu aile, Endülüs’ten kaçmak zorunda kalmış ve Fas’ın kuzey kıyılarına yakın Şafşavan şehrini kurmuştur. Kendisi ile aynı talihi yaşayan Endülüslü mülteciler için Mulay Ali, Şafşavan şehrinin kapılarını ardına kadar açmıştır.

Katliamlara tanık oldu

Ayşe’nin hayatı, Endülüs’te Müslümanlara yönelik baskı katliamlara tanık olduğu bir çocukluk ve gençlik ile başladı. Hayatının geri kalanında bu yakın tanıklık kendisini göstermiştir. Babasının konumu ve bölgenin İslami ve fenni ilimlerdeki ileriliği sebebiyle üst düzey bir eğitim aldı. Hocaları arasında, Faslı alim Abdullah el Gazvani de vardı.

1510 yılında, 5 senedir Tetuan’ı yönetmekte olan Ebu Hasan el Mandari ile evlendi. Şafşavan’ın yaklaşık 55 kilometre kuzeyinde, Martil Nehri’nin ağzında yer alan ve Fas’ın en büyük limanı olan  Tetuan, ticari açıdan oldukça canlı bir bölgeydi. Tetuan aynı zamanda bölgenin kuzey ucunda, kimi zaman rakip Müslüman güçlerin, kimi zaman Portekizlilerin eline geçen Ceuta’ya karşı da askeri bir ileri karakol konumundaydı. Portekiz birçok defa Tetuan’ı harap edecek saldırılar düzenledi.

Kendisi de Endülüslü bir mülteci olan ve Leo Africanus (Afrikalı Leo) olarak anılan Hasan ibn Muhammed el Vezzan, Tetuan’ın o yıllardaki durumuna ilişkin şunları söylemekte: “Granadalı bir komutan şehri restore etmeye karar verene kadar burası 80 yıl terk edilmiş bir halde kaldı.” El Vezzan’ın el Mandari olarak bahsettiği bu komutan Granada’nın son savunucularındandı ve Tetuan’ın kurucu babası olarak kabul ediliyor. El Vezzan, onun hakkında şunları söylüyor: “Kendisine şehri restore etmek ve vergileri toplamak için yetki verildi. Şehrin surlarını yeniden inşa etti, bir kale diktive sık sık Ceuta, Kasr ve Tanca’ya saldırılar düzenleyen Portekizlilerle birçok savaş yaptı.”

Mağripli kadınları liderlik özelliği

Ayşe’nin evlendiği ismin kim olduğu konusunda ise tarihçiler arasında ihtilaf bulunuyor.  Bu ismim büyük ihtimalle bu hanedandan bir evlat yahut bir kuzen olduğu düşünülüyor. Her ne olursa olsun eğitimi, güçlü karakteri ve kendisini siyasi bir lider yapacak zihin yapısı onu ön plana çıkardı.

Hasna Lebbadi onun hakkında şunları söylüyor: “Erkek akrabaları tarafından kendisine güveniliyordu ki bu genel olarak Endülüslü ve Mağripli kadınların bir özelliğidir. Farklı şartlar altında ne yapılması gerektiğini biliyordu ve bunlar kendisine bir lider yapacak özelliklerdi.”

Ayşe’nin el Mandari evliliği akıllıca bir hamleydi. Kendisi de Tetuan’ın ikinci bir lideri olarak hizmet ederken, kardeşi İbrahim’in de Fez sultanı Ahmet el Vattasi’ye bir vezir olmasına aracılık etti. Bölgede özellikle Portekiz ve İspanyol yayılmasına karşı bu akıllıca bir hamleydi. Zira bu sırada Portekizliler yeni deniz yolları keşfedip Kuzey Afrika’da tüccarların ticaretini önemli ölçüde etkilerken, İspanyollar da Mağrip kıyılarında birçok bölgeyi ele geçirme girişiminde bulunuyordu.

Seyyidetu’l Hurra’ya Oruç Reis ve Hayrettin Reis’ten yardım

Ayşe’nin eşi el Mandari 1515 ile 1519 yılları arasında vefat edince, Ayşe Tetuan’ın tek lideri haline geldi ve bu tarihten sonra Seyyidetu’l Hurra ve Hakimetu’t Tetuan olarak anılmaya başlandı. Bu tarihi takip eden 25 yıl boyunca Seyyidetu’l Hurra Tetuan’ı etkili bir şekilde yönetti. İspanyol tarihçi Germán Vázsquez Chamorro’ya göre şehir, kısa bir zamanda duyulmamış bir zenginlik seviyesine ulaştı. Bir süre sonra Osmanlı’ya bağlanan Oruç Reis ve Hayreddin Reis adlı iki Müslüman denizci ile irtibat kurdu. Akdeniz’de özellikle Endülüslü Müslüman mültecilere hizmetleriyle bilinen bu iki isim, bölge Müslümanları için özel bir konuma sahipti. Seyyidetu’l Hurra, Oruç Reis ve Hayreddin Paşa’nın da yardımlarıyla özellikle İspanyol ve Portekizli güçlere zorluklar yaşattı. İspanya sahillerine ve Cebelitarık‘a saldırılarında birçok ganimet ve esir aldı. Chamorro’ya göre kendisinden öylesine korkulmaktaydı ki Portekizliler, onu bir gemi direğine asılmış halde ölü olarak görmeyi temenni ediyordu.

İntikam ruhu

Seyyidetu’l Hurra’nın komuta ettiği gemicilerin büyük bir bölümü, Endülüs’ten göçen Müslümanlardan oluşmaktaydı. Kendisi de bir Endülüs göçmeni olan Seyyidetu’l Hurra, denizdeki saldırılarını gençliğinde ve çocukluğunda Müslümanların yaşadıkları katliamlara karşı İspanyol ve Portekizlilerden intikam almaya adadı. Yaptığı saldırılar, Barbaros Hayreddin Paşa’nın faaliyetleri ile birlikte Akdeniz’i Müslüman denizcilerin hakimiyeti altına almakta önemli rol oynadı.

Yeni evlilik ve yöneticilikten çekilme

1541 yılında Fez sultanı Ahmed el Vattasi’nin kendisiyle evlenme teklifini kabul etti, ancak Fez’e gitmeyerek Vattasi’yi Tetuan’a getirdi. Bu evlilik Portekiz’de, Müslümanların İber Yarımadasından atılması sürecinin başlangıcı olan Ferdinand-Isabella evliliğine benzetildi. Ancak Seyyidetu’l Hurra’nın hakimiyeti bu evlilikten sonra etkisini azaltmaya başladı. Nihayet, Vattasi’lerin artan gücünden rahatsız olan oğlu Mulay Ahmed Hasan el Mandari, Vattasi’lerin düşmanı olan Saadiler ile işbirliği yaptı. 1542 yılında küçük bir orduyla Tetuan’a giren Mulay Ahmed Hasan el Mandari, annesinin yöneticiliğine son verdi. Seyyidetu’l Hurra, yaklaşık 20 yıl daha yaşayacağı Şafşavan’a çekildi. Bölgenin Hıristiyan güçleri için bir kabusa dönüşen, ‘Endülüs’ün intikamı’ adına hamlelerde bulunan Seyyidetu’l Hurra, 14 Temmuz 1561 tarihinde yaşamını yitirdi.

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak