Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetDiyanet Terörü Kınayacağına İşine Baksın!

Diyanet Terörü Kınayacağına İşine Baksın!

Diyanet Terörü Kınayacağına İşine Baksın!

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, dün (20.11.15) cuma namazı öncesinde, Türkiye’deki 80 bin ve yurt dışındaki 2 bin camide “Küresel Terörün Hedef Aldığı Din İslam” konulu hutbe okutuldu.
Evet başlık doğruydu, dünyada Haçlılar, Yahudiler, Budistlerin, Komünist Çin ve Rafızi’ler İslam’ı ve Müslümanları hedef alarak terör yapıyor. Küresel bir terör bu. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar katlediliyor, kadınları tecavüze uğruyor.
NATO’nun Afganistan’da, Rafızi ve Rus kuvvetlerinin Suriye ve Irak’ta, Haçlı destekli Afrika kuvvetlerinin Somali’deki yaptıkları Küresel Terördür!
Peki, Diyanetimiz bunları mı kınadı “Küresel Terörün Hedef Aldığı Din İslam” konulu hutbesinde? Hayır! Bunlara tek kelime edemeyen Diyanet, bu zalimlerin zulmüne cevap veren Müslüman gençleri kınamak için tüm ülkedeki Cuma namazına devlet adına müdahale etti, hutbeyi gasp etti!
Türkiye laik bir devlet falan değil! Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Türkiye’de ise din ve devlet işleri birbirinden ayrı değil. Ama bu birliktelik, Allah’ın dininin devlete müdahalesi olarak gerçekleşmiyor, aksine firavunların devletinin Allah’ın dinine müdahalesi olarak gerçekleşiyor. Bu ülkedeki camilerden ve Cuma hutbelerinden devlet elini çekmeli! Gidin Haçlıları razı eden siyasetinizi mecliste yapın!
Bu hafta Diyanet hutbede şunu diyor: “Dinimizin cihat anlayışı, öldürmek değil, yaşatmaktır. Gönüllere kin, nefret, intikam tohumları değil, sevgi, şefkat, merhamet tohumları ekmektir.”
Bir yandan devlet kanalı Ertuğrul Diriliş dizisi çeker, Selçuklular üzerinden cihadı savaşı anlatır, bir yandan da devletin diyaneti Cuma hutbesinde cihad öldürmek değil yaşatmaktır der!
Peki soralım size, hani sivillerin savaşta ölmesini kınıyorsunuz ya, her yıl devlet töreni ile kutladığınız İstanbul’un fethini düşünelim. Surların içinde onbinlerce Hristiyan halk ve asker vardı ve başkentlerini savunuyorlardı. Osmanlı ordusunun mancınıkla şehre attığı alevli taşlar defalarca yangın çıkarmadı mı? Osmanlı ordusunun topları defalarca şehrin içine de düşmedi mi? şehrin içindeki halka yağan bu gürleler ve toplar sizin tabirinizle sivilleri öldürmedi mi? Neden Fatih Sultan Mehmed’i de kınamıyorsunuz? Ki sadece onunla kalmaz, tüm tarihinizi reddetmek zorunda kalırsınız.
İslam’da sivil – asker ayrımı yoktur. Düşman ordusunun halkı eli silah tutanları ve eli silah tutmayanları olarak ikiye ayrılır. Eli silah tutan erkekler düşman ordusunun ya askeridir, ya da yedek askeridir. Bu nedenle hedeftir. Ancak kadınlar, çocuklar ve yaşlıların öldürülmesi yoktur. Bununla birlikte bazı özel durumlarda buna da cevaz verilmiştir. Taif kuşatmasında Müslümanlar şehre mancınıkla taş atıyordu ve kadın ve çocuklar da yaralanıyordu. Bunun üzerine sahabe, Allah’ın Resulü’ne (sav) bu durumu sordu. Allah’ın Resulü (sav) de, “Atın, onlar da onlardandır” buyurdu.
Buradaki mesele, o kalenin alınması için bunun kaçınılmaz olmasıdır. Bu durumu genelleştirip her türlü sivil hedefe saldırıyı meşrulaştırmanın doğru olmadığı gibi, Diyanet gibi İslam hukuku ve İslam tarihiyle dalga geçercesine “Cihad öldürmek değildir” demek tamamen yanlıştır.
Bakın Diyanet İşlerinin mealinde Tevbe Suresi 111 ayet ne diyor:
“Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.”
Şimdi Diyanetimiz bu ayetten barış, sevgi nasıl çıkaracak? Bence çıkaramazsınız! En iyisi Kuran’dan bu ayeti çıkarmak! Mesele sadece bu ayet olsaydı emin olun denerlerdi. Ama 300’e yakın cihad ayeti öldürmekten bahsederken Diyanet ne yapsın! Hangi birini inkâr etsin ya da kıvırsın!
Diyanet devam ediyor: “Ancak bizler biliyoruz ki, dillerinden tekbir düşmese de alınları secdeden kalkmasa da insanlık dışı katliamların faillerinin İslam ile uzaktan yakından asla ilgisi yoktur.”
İslam ile uzaktan yakından asla ilgisi olmamak, İslam üzerine olmamaktır, yani kâfir görmek, yani tekfir etmektir. Diyanet İşleri şimdiye kadar bir defa İslam şeriatı dışında kanun koyup ilahlık taslayanları hutbede tekfir etti mi? Hayır. Diyanet İşleri şimdiye kadar bir defa “Kahrolsun Şeriat” sloganları ile miting yapan Kemalistleri ve Alevileri hutbede tekfir etti mi? Hayır. Diyanet İşleri şimdiye kadar Ali (ra)’a ilah diyen hulul inancına sahip Arap Alevileri (Nusayri) tekfir etti mi? Hayır.
Ne garip değil mi? Diyelim ki El Kaide ya da IŞİD Haçlılar ile savaşta aşırıya gitti, Diyanet bunu kınayabilir. Ama savaşta aşırıya gitmek ne zamandır kâfirlik sebebi? Allah’ın Resulü (sav) savaşta haksız yere öldüren Halid bin Velid ya da Usame bin Zeyd’i tekfir etti mi? İslam ile uzaktan yakından alakaları yok dedi mi? Ey Diyanet, sen öyle belam bir kurumsun ki, NATO üyesi laik devletinin ölen askerlerine –aşırıya gitmiş bile olsalar- şehid dersin, ama Allah yolunda savaşan İslam ordularını İslam üzerine görmezsin! Zaten bunun için maaş alıyorsun ve açık konuşmak gerekirse aldığın haram parayı hatta şirkin parasını tamamen hak ediyorsun!
Diyanet İşleri gasp ettiği camilerimizde hutbelerde Mücahidleri kınıyor terör yapıyorlar diye! Terör korkutmak demek. Korkmayan düşmanın neler yaptığını da görüyoruz! Anlaşılan Diyanet’e göre Paris ve Mali’de ölenler masum, yapılan terör; ama Fransa’nın Suriye’de hava bombardımanında binlerce sivili çoluk çocuğu katletmesi terör değil ve yapılanlar normal! Çünkü öyle olsaydı bir hafta da bunları kınardı değil mi Diyanetimiz!
Diyanet neden Hama’da katliam yapan Rafızi Şii ordularını da hutbeler de kınamıyor?
Bir haftadır Ruslar havadan, Nusayriler karadan Türkmen Dağını bombalayıp köyleri yakıyor, neden Diyanetiniz bir hafta da bu saldırıları katliamları gündem etmiyor?
Diyanet katliam görmek istiyorsa neden Rafızi Şii orduların, Rusların ve Amerika’nın Suriye ve Irak’ta katlettiği milyonları görmüyor?
Ey satılmış Diyanet, aldığın üç kuruşluk maaşı biz ödersek Amerika’nın Irak’ta katlettiği milyonlarca Sünni için de hutbe verir misiniz? Biraz da maaşınıza zam yapsak geçen yıl Fransa destekli Hristiyan milislerin Orta Afrika’da yakarak ya da keserek katlettiği Müslümanlar hakkında da hutbe verir misiniz? Kaç paraya satılık dininiz? Kaç paraya satılık Cuma hutbeleriniz? Söyleyin para toplayalım da, milyonlarca Müslüman katledilirken uyuyan bu halk, Cuma namazında birkaç hakkı duymuş olsun!
Vallahi bu savaş Allah’ın orduları ile şeytanın orduları arasında bir savaştır. Şeytanın orduları da ortada, şeytanın firavunları da ortada, şeytanın belamları da ortada. Yani hiçbir şey değişmedi. O halde Allah’ın ordusuna düşen, yukarıda paylaştığımız gibi kınamacının kınamasından çekinmeden Allah’ın vaat ettiği müjde için sevinmek, Allah yolunda tüm zalimler, tüm müstekbirler, tüm firavunlar yerle bir oluncaya kadar savaşa devam etmektir. Şeytan sizlere ateşte beraber yanmayı vaat ederken, âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehu ve Teâlâ İslam ordularına genişliği göklerin ve yerlerin sığamayacağı cenneti vaat etmektedir. O halde gün, kalemle ve kılıçla savaşa devam etme günüdür.
Camiler diyanetin olsun, Erkam’ın evleri bize aittir!

Ferman Nazif

Küresel Analiz

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak