Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetCuheyman Uteybi ve Kâbe Baskını

Cuheyman Uteybi ve Kâbe Baskını

Cuheyman Uteybi ve Kâbe Baskını

Cuheyman b. Muhammed b. Seyf el-Uteybi (d. 1936, ö. 1980) 20 kasım 1979 (1 muharrem 1400) yılındaki Kâbe baskınının lideridir. 1979 yılında Suud rejimine karşı Cuheyman liderliğinde sayıları en az 500 ile 1000 arasında değişen eylemciler Kâbe’ye bir baskın gerçekleştirmiştir. Cuheyman liderliğindeki eylemciler Kâbe baskını sonrası siyasi ve dini isteklerini Kâbe mikrofonlarından duyurmuşlardır. Özetle; Suudi Krallığının yıkılıp İslami bir sistemin kurulmasını ve devletin batı hegemonyasından çıkartılıp İslam’a dönmesini talep etmişlerdir. Suud rejimine karşı dile getirilen bu istekler, dini olduğu kadar siyasi özellikler de göstermektedir. İstekler geneli itibariyle direk olarak krallığa ve yöneticilere karşıdır.

22 gün süren çatışmalarda, ilk operasyonları kendisi düzenlemiş olan Suud güvenlik güçleri, başarısız operasyonlar sonrası Fransızlardan yardım istemiştir. Fransız anti terör timinin (Groupe d’Intervention de la Gendarmerie Nationale – GIGN) operasyonlarıyla sona eren baskın sonucunda Kâbe’nin duvarları zarar görmüş ve yüzlerce ceset Kâbe avlusunu doldurmuştur. Suud yönetimine karşı olan bu başkaldırış, halkına yönelik meşruiyetini dinden aldığı bilinen Suudi Arabistan devletinde derin endişelere neden olmuştur.

Arabistan'da 18 yıl kraliyet muhafız alayının komutanlığını yapan Sünni Cuheyman ibn Muhammed ibn Seyf el Oteybi, meşru görmediği bir kurumunda çalışmak istemez ve görevinden ayrılır.
Cuheyman’ın muhalif kişiliğinin ön plana çıkmasında, siyasi rant anlayışından ziyade, Suud krallarının batıya yönelişi, petrol yataklarını ABD’ye açması ve yönetimin yozlaşması etkili olmuştur. Siyasi isteklerinin yanında İslami isteklerinin de olduğu ortadadır. Kâbe baskını iktidar kavgasının ötesinde siyasal İslami bir özellik taşımaktadır.

Hocalarının aşırı bir şekilde rejime bağlı olduğunu düşünen Cuheyman, önce kendi ders halklarını oluşturmuş ve alternatif sohbetler/vaazlar gerçekleştirmeye başlamıştır. Halk tabanında bir bilinç oluşturmaya başlayan Cuheyman, bildiriler dağıtarak etki çevresini arttırmıştır. İstihbaratın dikkatini çeken Cuheyman önce tutuklanmış, daha sonra siyasi bir tehlike arz etmediği düşünüldüğünden düşünüldüğünden Suudi güvenlik güçlerince serbest bırakılmıştır. Vaazlarına devam eden Cuheyman, risaleler kaleme alarak Suudi krallığına muhalefetini devam ettirmiştir.
Cuheyman el Uteybi, risalelerinde Suudi rejiminin İslam’dan yüz çevirdiğini ve rejimin batıl olduğunu aktarıyordu. Kâbe baskını sırasında ise Suud rejiminin, Batıyı dost edinmesi ve İslam’dan uzaklaşan politikaları rejime itaat etmemek gerektiğini söylüyordu: “Tüm Müslümanlar dini benimsemeyen zorba idareler altında yaşıyorlar. Bizler yalnızca Allah’ın kitabı ile yönetenlere itaat borçluyuz. Müslümanları değişik yasalar ve sistemler ile yönetenler ve dinden işlerine geleni alanlar bizden kendilerine itaat etmemizi isteyemezler, onların iktidar iddiaları da batıldır.” İlim adamından ziyade bir hareket adamı olan Cuheyman, etkili bir operasyonun halk üzerinde daha fazla etki bırakacağını bilmekteydi. Bu yüzden Mescidi Haram’da Suud rejiminin batıl olduğunu halka duyurmak istemiştir. Oluşacak istikrarsızlıkta rejimin devrilmesi esas alınacaktı.
Medine İslam Üniversitesinde öğrenime başlar. Hocalarının devlete bağlılığını aşırı bularak derslerinden uzaklaşmaya başlar. Kendi risalelerini kaleme alır. Arkadaşlarıyla alternatif dersler hazırlar.
Cüheyman’ın 22 gün süren Kâbe baskınında gösterdiği başarısını, hem askeri kapasitesinden hem de askeri/emniyet içerisinden aldığı yardımla açıklamak mümkündür. Operasyon öncesinde Kâbe’nin haritası çıkartılmış ve yüzlerce yıldır kullanılmayan mahzenler harita üzerinden işaretlenmiştir. Şehre giden yer altı tünelleri, Ecyad Kalesi’ne uzanan yeraltı yolları da tutularak baskından sonra güvenlik güçlerinin Haremi-Şerif’e girmeleri zorlaştırılmıştır. Askeri yapı içinden alınan destekle bu mahzenlere yerleştirilen silahlar, ilk yardım malzemeleri ve erzaklar ile günlerce direniş gösterebilmişlerdir. Eylemin sabah namazı sırasında yapılmasıyla, emniyet hazırlıksız yakalanmış ve operasyonun devamı için zaman kazanmıştır. Kâbe’nin içine yerleştirilen savaşçılarla ve özellikle minarelere yerleştirilen keskin nişancılarla girilmesi güç bir mekân kurmuşlardır.
Esasen 43 yaşındaki Cuheyman, kukla yönetimin İslam’dan saparak küfre yöneldiğini ve Amerika’ya petrol ihracatının durdurulmasını savunmakta.
20 Kasım 1979 sabah namazı vaktinde Şeyh Muhammed b. Sebil’in sabah namazını kıldırmasına müteakip, Cüheyman ve arkadaşları tarafından ”Allah-u Ekber ” sloganları ve silahların ateşlemesi ile eyleme başlanmıştır. Bir kısım eylemciler slogan getirirken diğer eylemciler mescidi haramın kapılarını kapatmaya çalışıyor ve güvenlik görevlilerini tutukluyordu. Bir kısım eylemciler de Kâbe’ye hâkim olan minarelere mevzilenmişlerdir. Kâbe dışında Kubeys dağına da mevzilenen eylemciler tam bir savunma hattı kurmuşlardır. Telefon hatlarının kesilmesiyle dış dünya ile olan bağlantıyı da kesmişlerdir. Ağır silahlar ve otomatik tüfekler kullanan eylemciler karşısında tabanca ve sopaları bulunan güvenlik güçleri, eylemciler tarafından kısa sürede etkisiz hale getirilmiştir.
Amerikan yalakalar yönetimi ısrarla “Bunlar dinden çıkmış bir topluluk” olarak açıklamalar yapıyor, Cuheyman ise yönetimi batı kuklası olmakla suçluyordu. Amaçlarını ise özet olarak şu şekilde belirtebiliriz.

Vahabi Amerikan yönetimi ısrarla “Bunlar dinden çıkmış bir topluluk” olarak açıklamalar yapıyor, Cuheyman ise yönetimi batı kuklası olmakla suçluyordu.

1- İthal değerlere son verilerek İslamiyet adaletinin yerleştirilmesi, batıyla ilişkilerin kesilmesi.
2- Babadan oğla kraliyet düzeninin yıkılarak İslam devletinin kurulması, Suud ailesinin yargılanması.
3- Ülkeyi emperyalist ve yabancı firmalara ortak yapanların cezalandırılması.
4- İhracatının durdurulması, petrol üretiminin azaltılarak milli servetin heder edilmemesi…
5- Tüm yabancı askeri uzman ve danışmanların yurt dışı edilmesi, yabancı üslerin kaldırılması…
Güneşli bir kasım sabahında Mekke’deki Kabe Harem-i Şerif’te 100 bin kadar hacı, Şeyh Muhammed b. Sebil’in imamlığında kılınan sabah namazı sırasında esir alınır.

Suud Rejiminin Tepkisi

Suudi yönetimi eylemin ilk saatlerindeki şoku atlattıktan sonra bazı önlemleri uygulamaya sokar:

1) Halktan ve özellikle eğitimli kişilerden gelecek tepkiyi azaltmak için tüm üniversiteleri geçici olarak kapatmıştır.

2) İsyancıların Kâbe baskınına destek verecekleri korkusuyla Mekke, Medine ve Taif şehirlerinde sokağa çıkma yasağı konulmuştur.

3) Özellikle dış basından çok korkan Suudi rejimi sıkı bir basın sansürü uygulamıştır.

4) Silahlı Kuvvetlerde seferberlik ilan edilip, izinler kaldırılmıştır.

5) Giriş çıkışları kontrol etmek için sınır noktalarındaki güvenlikler arttırılmıştır.

6) Yönetim aleyhinde yayınları kontrol amacıyla postanelerde denetim kurulmuştur.

Eylemciler namazın bitmesini bekler ve işgale başlar. Kimi kaynaklara göre 1000 kimilerine göre 500 veya 243 kişi olan gruptan bazıları kapıları kapatırken bir kısmı da güvenlik kuvvetlerini tutuklar ve şehre hakim minareleri işgale başlar.

Eylemin Bastırılması

Suud hanedanına karşı gerek Şiilerden gerekse de yenilikçilerden birçok muhalif grup bulunsa da, rejimin en önemli dezavantajı bu tür bir isyanı tahmin edememesidir. Cuheyman’ın faaliyetleri istihbarat tarafından fark edilmiş ve tutuklanmış olmasına rağmen ciddiye alınmamış ve serbest bırakılmıştır. Ne emniyet ne de istihbarat bu tür bir operasyon beklentisi içinde değildir. Cuheyman ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği eylemin 22 gün sürmesinde, ciddi bir plan hazırlığı içinde oldukları kadar, Suudi rejiminin bu tür bir operasyonu beklememesi de yatmaktadır. Eylemin başlamasından yaklaşık 3 saat sonra emniyet güçlerinin Mescidi Haram’a ulaşması olayın vahametini göstermektedir.

İçeridekiler Zemzem kuyusu etrafını, dışarıdaki gruplar ise Mekke içinde bulunan Ebu Kubays dağına mevzilenir. Çevredeki evlerde de devrimci güçler yerleştirilir. Cuheyman ibn Muhammed, Harem¬i Şerif’i 4 gün boyunca elinde tutan bir grubun Mekke yönetimini de ele alacağı hükmüne dayanarak Harem¬i Şerif’i 4 gün elde tutmaya yönelik bir kıyam hareketi başlatmıştır.

3 saat sonra eyleme müdahale edilmek istenmiş ancak 100 kişiyle yapılan operasyonda hâkim noktalara yerleştirilen keskin nişancılar ve teçhizatlı eylemciler kısa sürede Suud güçlerini geri püskürtmüştür. Ordunun içindeki bazı askerlerin eylemcilerle savaşmadaki isteksizlikleri ve bir kısmının da el altından eylemcilere yardım etmesi sebebiyle Suudi güvenlik güçleri istenilen başarıyı elde edemiyordu. Eylemcilerin direniş göstereceğini anlayan Suud rejimi bu sefer askeri kuvvetleri devreye sokmuştur. Ürdün ve Pakistan özel kuvvetlerinin de katılımlarıyla tank, top ve helikopter kullanılarak mescidi haram tekrardan ele geçirilmeye çalışılmıştır. Mescidi haramın dış duvarları toplarla dövülürken, helikopter ile Kâbe avlusuna askerler indirilmiştir. Eylemcilerin 2 tane helikopteri düşürmesi ve minarelerdeki keskin nişancıların etkili atışlarıyla Suud güçleri bir kere daha başarısız olmuştur. Hem Kâbe içinde hem de Kâbe dışında örgütlenen Cuheyman ve arkadaşları Suudi ordusuna ağır darbeler vurmaya devam ediyordu.
Devrimcilerin tüm hazırlıkları çok önceden başlamış, Kabe’nin altında bulunan eski zamanlardan kalma dehlizlere aylar boyunca gizlice mühimmat ve yiyecek depolanmış, şehre giden uzantıları, Ecyad Kalesi’ne uzanan yeraltı yolları da tutularak baskından sonra güvenlik güçlerinin Haremi¬ Şerif’e girmeleri imkansız hale getirilmişti.

Askerlerin eylemcilerle savaşındaki isteksizliğini kırmak ve eylemcilerle savaşın meşru olduğunu belirtmek için Suudi uleması ve Bin Baz’dan eylemcilerle yapılan savaşın meşru olduğuna dair fetva alınmıştır. İsteksiz askerlerin geri çekilmesi ve alınan fetva ile bir müddet süre sonra tekrar havadan indirmeler başlamış ve tankların Mescidi Haramın dış duvarlarını yıkarak içeri girmeleri sonucu Kâbe avlusunda şiddetli çatışmalar meydana gelmiştir. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre Kâbe avlusu cesetlerle dolmuştur.

Kâbe avlusunu ele geçiren Suudi milli muhafız güçleri, eylemcileri bodrum katlarına inmeye mecbur bırakmışlardır. Eylemciler savaşın bu raddeye geleceğini tahmin ettiklerinden bodrumlarda erzak, cephane ve ilk yardım malzemeleri stoklamışlardı. Eylemin uzayabildiği kadar uzaması Cuheyman ve arkadaşlarının işine gelecekti. Cuheyman’ın amacı Kâbe içinde Suud rejimine muhalefet ederek halkı galeyana getirmekti. Zira Kâbe’nin içinde yapılacak her türlü eylem, güvenlik güçleri tarafından elbette bir şekilde bastırılacaktı. Ancak eylemin uzaması ve Suud hanedanına muhalif olanların seslerini yükseltmesi, eylemin ana amacını oluşturuyordu.

Kimi kaynaklar cenaze namazı kılmak maksadıyla silahların tabut içinde sokulduğu bilgisini verir. Korkuya kapılan hanedan? polis ve askerlerin silahlarını toplar, afiş dağıtılmasını önlemek için postaya denetleme koyar, sokağa çıkma yasağı uygulanmasına başlar, öğrencilerin devrimcilere katılmaması için okulları kapatır, tüm telefon bağlantıları kesilir – havaalanları kapatılır, yabancılar sınır dışı edilir ve elçilik korumaları arttırılır.

Suud milli muhafızlarının, bodrum katına yaptığı operasyonların başarısız olması sonucu, hem ordu ciddi asker kayıpları yaşıyor hem de eylemin uzamasıyla Suud rejimi tüm dünyanın gözünde saygınlığını yitiriyordu. Eylemin uzaması hiç şüphe yok ki Suud rejiminin aleyhineydi. Suud rejimi çare olarak Fransız anti terör timinden (Groupe d’Intervention de la Gendarmerie Nationale – GIGN) yardım istemiştir. Fransızların eyleme müdahale etmesi ise başka bir problemi ortaya çıkarıyordu ki o da dinen gayri Müslimlerin Kâbe’ye girmelerinin yasak olmasıydı. Bu problem de Fransız güçlerine, Mekke bölgesine girmeden önce kâğıda yazılan kelime-i şahadet okutularak Fransız güçleri sözde Müslüman yapılmasıyla aşılmaya çalışılmıştı.

Burada neden Fransız güçleri diye bir soru sorulabilir. Zira Arabistan yarımadası emperyalizm zamanında İngiltere’nin hâkimiyet alanında idi. 20. yy’in ortalarından sonra ise ABD’nin hâkimiyetine girmiştir. Ancak ABD ve İngiltere’ye Ortadoğu halkları tarafından tepkiyle bakıldığı için daha az tepki çekecek olan Fransızlardan yardım istemişlerdir. Bazı kaynaklarda ABD askerlerinin de operasyona katıldığı söylenmiştir. Fransız medyası, Fransız güçlerinin operasyon yaptığını çok sonraları açıklamıştır. Ancak ABD ile ilgili bir veriye ulaşılamamıştır.

Cidde’deki polis müdürlerinden birisi silahlarının alınmasını şöyle yorumlar? “O günlerde, ellerinde bıçaklı bir gurup eşkıya üzerimize saldırsa geri döner kaçardık.” Eylemcilerin konum ve mevzilerini tespit etmek üzere Kabe üzerinde uçan birkaç tane helikopterle resimler çekilmeye başlandı.
Fransız timlerinin eylemcilere müdahalesi direk operasyon şeklinde olmamıştır. Bodrum katlarından geçen su hatlarını patlatan Fransız özel timi, bütün mahzenlerin su ile dolmasını sağlamıştır. Su yükselince elektrik voltajı verilmiş ve eylemciler etkisiz hale getirilmiştir. Eylemcilerin bir kısmı direk bodrum katlarından çıkmaya çalışırken askerler tarafından vurulmuş, bir kısmı elektrikten etkilenmiş, bir kısmı teslim olmuş, bir kısmı ise kaçmayı başarmıştır. Kaçan eylemciler ile emniyet arasındaki güvenlik sorunu bir süre daha devam etmiştir.

Uçakların her birinin havada, belirtilen doğrultuda durabilmelerini sağlayacak şekilde biri önde, diğeri arkada iki adet pervaneleri vardı. Uçaklarda, kimyasal ışınlar ve kullanılması yasak olan zehirli gaz bombaları bulunuyordu.
Fransız güçlerinin müdahalesiyle 5 Ocak 1980’de Kâbe baskını sonlandırılmıştır. Operasyon sonunda el Kahtani ölü olarak, Cüheyman el Uteybi ise yaralı olarak yakalanmıştır. Ölü ve yaralı sayıları basın sansürü uygulanması nedeniyle tam olarak bilinmemektedir. Suudi Arabistan verilerine göre 127 Suudi askeri, 117 eylemci ve 26 tane de hacı hayatını kaybetmiştir. Suud rejiminin kayıplarını gizlemek istemesi doğaldır. Bu verileri de o şekilde okumak daha mantıklı olacaktır. 8 Ocak 1980’de gizli bir şekilde yargılanan 180 eylemci ve Cüheyman el Uteybi Suudi Arabistan’ın farklı eyaletlerinde önce işkence edilerek daha sonra ise kolları, ayakları ve son olarak kafaları kesilerek idam edilmişlerdir. 63 eylemci ise ileri bir tarihte idam edilmişlerdir.
Pakistanlı gazeteci Ziauddin Sardar Suudi hükümetinin Fransızlardan önce CIA ajanlarını ulema fetvasıyla kağıt üzerinde Müslüman yaparak çatışmaya soktuğunu belirtir. Tam 14 asır boyunca Müslüman olmayan hiç kimsenin giremediği Mekke’ye yabancılar girmektedir. Fransız anti¬terör timi ise daha sonraları yeraltı tünellerine önce su sonra elektrik verdiği iddiasıyla tanınacaktır.

El Uteybi’nin Risaleleri

Mısırlı yazar Rıfat Seyid Ahmet ‘Resail Cuheyman el-Uteybi [Cuheyman el-Uteybi’nin Risaleleri] başlıklı kitabında Uteybi’ye atfedilen on bir risaleyi bir araya getirmiş ve bunları dörtlü ve yedili olmak üzere iki gruba ayırmıştır.

1. GRUP: Erba’a Resa’il fi’l-İmara ve’t-Tevhid ve’n-Nasiha ve’l-Mizan [İmaret, Tevhid, Nasihat ve Mizan Üzerine Dört Risale]

Risale 1: el-İmara ve’l-Bey’a ve’t-Ta’a ve’l-Keşf Telbisü’l-Hükkam alâ Talabâtü’l-îlm ve’l-Ulûm, ilim Talebeleri ve İlimler Üzerinde Söz Sahibi Olanların Hakkı Batıla Karıştırmalarının Keşfi, İtaat, Biat ve İşlerin Düzeltilmesi] – 44 sayfa.

Risale 2: et-Tevhid [Tevhid] – 44 sayfa.

Risale 3: en-Nasiha [Nasihat] -13 sayfa.

Risale 4: el-Mizan il Hayati’l-İnsan [insan Hayatı için Ölçü] – 32 sayfa.

2. GRUP: Seb’a Resail [Yedi RisaleJ

Risale 1: el-Fiten ve Ahbarü’l-Mehdi ve Nuzûl İsa (as) ve Esratü’s-Sâ’a [Fitneler ve Mehdi’nin Haberleri ve İsa (as)’nin Yeryüzüne İnmesi ve Kıyamet Alametleri] – 42 sayfa.

Risale 2: Beyanü’ş-Şirk ve Hatarihi [Şirk ve Tehlikelerinin Açıklanması] – 27 sayfa.

Risale 3: Fıtratü’s-Selime [Temiz Fıtrat] -17 sayfa.

Risale 4: Evsaq ‘ura el-îman: el-Hubbu fi’ilah ve’l-Buğzu fi’llah [İmanın Delilleri: Allah İçin Sevmek ve Allah için Buğzetmek] – 23 sayfa.

Risale 5: Medahili’ş-Şeytan II Îfsadi’l-Qulûb [Şeytan’ın Kalpleri İfsad Etme Girişimleri] – 26 sayfa.

Risale 6: İhtisar Risaletü’l-Emri bi’l-Ma’ruf ve’n-Nehy-i ani’l-Münker II İbn Teymiyye [İbn Teymiyye’nin Emr-i bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i ani’l-Münker Konulu Risalesinin Özeti] – 37 sayfa.

Risale 7: el-Beyan ve’t-Tafsîl fi Vücûb Ma’rifeti’d-Delîl [Delil’in Bilinmesinin Gerekliliğinin Ayrıntılı Açıklaması] – 53 sayfa

Kaynak: Mepa News
Genç Muvahhide
Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak