Kategoriler
Ana SayfaFikir - Davet“Cihad Beldelerinden Başka Yerlerde Ölmekten Korkuyorum”

“Cihad Beldelerinden Başka Yerlerde Ölmekten Korkuyorum”

“Cihad Beldelerinden Başka Yerlerde Ölmekten Korkuyorum”

بسم الله الرحمن الرحيم

” ولا تحسبن الذين قتلوا في سبيل الله أمواتا بل أحياء عند ربهم يرزقون “

“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın bilakis onlar diridirler ve Rableri katında rızıklandirilmaktadirlar.” (Ali imran169)
Aslen Afganistan özbeği olan Muhammed Muhsin Allah yolunda yardımın ve cihad’ın yanında medresede hafızlık ve ilim tahsil ediyordu. Daha 17 yaşında olmasına rağmen İslam davasını ve masum bebeklerin zalimce katlini kendisine dert edinmiş davası için sıcak yuvasını ve dünya hayatının zevklerini Allah için terk etmiş, bu çağın Mus’ab’ı olmak için 15 yaşında ilk adımını atmıştı. Dünya hayatı onu hiç mutlu etmiyordu ve içindeki boşluk hiç dolmuyordu, yaşıtlarının aksine o, heva ve isteklerini değil, ümmetin kurtuluşunu şiarı olarak hayatının merkezine sabitlemiş, bu dünyayı bir kenara bırakmıştı. Kendinden yaşça büyüklerle beraber olmayı isterdi, onların tecrübelerinden faydalanip daha verimli işler yapabileceğini düşünürdü. Şam cihadı daha yeni başlamıştı ki, bir çok müslüman gitmekte kararsız iken Muhsin’in yaşının 15 olması onu bu amelden alıkoymadı.
Müslümanların kafirler tarafından katledilmesi, zulme maruz kalması ve tek suçu müslüman olmak olan çocukların yetim kalması onu çok rahatsız ediyordu. Çünkü İslam mü’min kardeşini derdine terk etmeyi değil, bilakis onu kendinden önce tutup canın pahasına yardım etmeyi emrediyordu. Allah’ın fazlı ile şam topraklarına ulaştı ve elinden gelen her konuda hizmetten çekinmedi, oradaki yiğit mücahitlerle en güzel şekilde geçinip onlardan nasihatler alır birileri yanlış yapınca da iyiliği tavsiye etmekten kaçınmazdı. Muhsin, bilincindeydi ki bu dava hakkı haykırıp yükseltmek ve batılı ayaklar altına alıp çiğnemekti. Rabbinin ona ihsan ettiği bu bilincinden dolayı mücahit abileri tarafından da sevilirdi, bir keresinde mücahid abilerinin cepheye gideceği haberini alınca ağladı, abileri ona senin yaşın daha küçük deyince “şehadet’in yaşı olmaz” dedi.
Geçen sene Ramazan Bayramından sonra yine gitmek istemesine rağmen babası Devlenin (IŞİD) fitne olacağından biraz beklemesini söyler ama onu hiçbir şey durduramaz ve yine o izzet diyarına gider. Ebu Yusuf et-Türki’nin (Ebu Kanas) yanında ders almaya başlar. Arkadaşları onu ziyarete geldiğinde birkaç gün sonra devre biteceğini ve devreden sonra arkadaşlarıyla beraber bir ziyafet yapmak istediğini söyler. Aradan birkaç gün geçer 23 Eylül 2014 günü kafir zalim Amerika tarafından Ebu Yusuf’un (kanasın) makarı vurulur birçok mücahit şehit olur. Muhsin ve bazı arkadaşları diğer makarda olduğu için onlara bir şey olmaz, yaralı ve şehit olan kardeşlerini çıkartmak için oraya gelirler ama çok fazla sürmeden yine Amerika’nın iha (insansız hava aracı) ile yedi kardeşiyle beraber inşaAllah şehit edilir. Hani o içinde olan boşluk var ya artık o boşluk kalmamıştı. Rasulullah (s.a.v.) dahi defalarca dünyaya gelip şehit olmayı istemişti. Onun şehadeti ailesini hüzünlendirmiş olsa da sevinçleri hüzünlerinden fazla idi. Çünkü onlar kendilerinden bir parçayı, evlatlarını Allah’a sunmuşlardı. Kıyamet günü kendilerine delil tutacak ve onlara şefaat edebilecek bir evlatları vardı, Muhsin’in şehadeti onları bu davaya daha da sıkı sarılmaya sevk etmişti.
Ey müslümanlar! Eğer bizler malımızdan, canımızdan, evlatlarımızdan vazgeçemiyorsak bu din bu dava için elimizi taşın altına koymuyorsak Yahudilerin ve salibi (nasraniylerin) yardım etmesini mi bekliyoruz, onların Mescidi Aksaya, Afganistan’a, Irak’a ve Şam topraklarına yardım ettikleri gibi nedense herkes şehit olmak ister ama kimse Cihad etmek istemez, herkes cennete girmek ister ama kimse bu dava için sorumluluk sahibi olmak istemez ve elini taşın altına koymaz. Rasulallah’ın (s.a.v.) metodunda, sahabelerin hayatında ne de selef alimlerinin gittiği yolda böyle bir şey yoktur. Müslümanlar, ey ümmetin gençleri, Allah için nefsinizin isteklerini bir kenara bırakıp bu dinin yücelmesi Müslümanların zulüm altında kurtulması esaret altında olan bacılarımızın özgürlüklerine kavuşması için atılın. Bir adım öne atılın ki, Allah’ın sizden razı olup günahlarınızın affedilerek, cehennem azabından emin olup, genişliği yer ve gökler kadar olan cennete koymasını ve gözleri kamaştıran hurilerle evlendirilmeye hak kazanasınız.
https://youtu.be/FBeyNZ9tTes

Küresel Analiz

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak