Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetCennet Anaların Ayakları Altındadır!

Cennet Anaların Ayakları Altındadır!

Cennet Anaların Ayakları Altındadır!

 
Halk arasında meşhur olan ve yediden yetmişe herkesin dilinden düşmeyen الجنة تحت أقدام الأمهات “Cennet annelerin ayakları altındadır” hadisi senet itibariyle zayıftır. (Bkz. Da‘îfu’l-Camii’s-Sağîr, 2666.) Bazı kimseler bu hadisin zayıf oluşu nedeniyle zikredilmemesi, dillendirilmemesi gerektiğini savunmaktadırlar. Oysa biz böyle düşünmüyor ve bu hadisi ―her ne kadar senet itibariyle zayıf olsa da― manen başka sahih rivayetler tarafından desteklendiği için zikretmenin yanlış olmayacağı kanaatini taşıyoruz. Bu rivayeti destekleyen sahih hadislerden bir tanesi şu rivayettir:
Muaviye es-Sülemî radıyallahu anh anlatır:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve
― “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolunda cihad etmek istiyorum” dedim.  Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
“Annen sağ mı?” buyurdu. Ben
― “Evet” dedim. Bu cevabı alınca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem:
“Ayağına sarıl (dizinin dibinden ayrılma); işte cennet oradadır!” buyurdu. (Sahihu’t-Terğîb ve’t-Terhîb, 2484.)
Dolayısıyla cennet annelerimizin ayağının altında veya dibindedir. Yani onun rızasına bağlıdır. Eğer ona itaat eder, kendisini memnun edersek cenneti; isyan eder ve ağlatırsak ―Allah korusun― cehennemi hak ederiz. Bu nedenle özellikle annelerimizi üzmemeye daha çok dikkat etmeli ve onların rızasını kazanabilmek için elimizden geleni yapmalıyız.
Önce Anne!
Bir adam Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek:
– Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Anan!” buyurdu.  Adam:
– Ondan sonra kimdir? diye sordu.
“Anan!” buyurdu.  Adam tekrar:
– Ondan sonra kim gelir? diye sordu.
“Anan!” dedi. Adam tekrar:
– Sonra kim gelir? diye sordu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Baban!” cevabını verdi. (Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1.)
Hamilelik döneminden tutun da, ta evlenme çağına kadar çocuğun tüm sıkıntılarını çeken babadan önce annedir. Çocuğun doğumu, emzirilmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi ve bu esnada çekilen uykusuzluk gibi sıkıntıların tamamı öncelikle anne tarafından üstlenilmektedir. Çocuğun eğitiminde de en büyük sorumluluk anneye tevdi edilmiştir. Çocuk, belirli bir yaşa gelene dek yirmi dört saat annesinden ayrılamaz. Bu süre zarfında da çocuğun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayan yine annedir. Allah yine de en iyisini bilir, herhalde bu tür haklardan dolayıdır ki, İslam’da anneye gösterilecek hürmet babanınkinden çok daha öncelikli ve mühim kabul edilmiştir.
“Biz insana ana-babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. Annesi onu zorlukla taşımış, zorlukla bırakmıştır. Onun taşınması ve sütten kesilmesi de otuz aydır.” (Ahkâf, 15)
“Biz insana ana-babasını (onlara iyilikte bulunmasını) tavsiye ettik. Annesi onu güçsüzlük üzerine güçsüzlükle taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yılda olur. Bana ve ana-babana şükret. Dönüş yalnız banadır.” (Lokman, 14)
Baba Hakkı Ödenir, Ana Hakkı Ödenmez!
İslam, bir insanın ―ne yaparsa yapsın, ne kadar iyi davranırsa davransın― annesinin hakkını asla ödeyemeyeceğine hükmetmiştir.
Ebû Bürde radıyallahu anh’ın anlattığına göre İbn-i Ömer radıyallahu anhuma, Yemenli bir adamın, sırtında annesini taşıyarak Kâbe’yi tavaf ederken şöyle demekte olduğuna şahit oldu:
“Annemin zelil bir devesiyim ben,
(Başka) binekleri usansa da, asla usanmam ben!”
Sonra  (Yemenli adam) dedi ki:
― “Ey İbn-i Ömer! Ne dersin, annemin hakkını ödemiş oldum mu?” İbn-i Ömer radıyallahu anhuma:
“Hayır!” dedi. Tek bir “ah” çekmesini dahi karşılayamadın, dedi. (“el-Edebu’l-Müfred”,  hadis no: 11.)
Diğer bir rivayette Yemenli adam, anasının hakkını ödeyip-ödemediğini sorduğunda İbn-i Ömer radıyallahu anhuma ona şöyle demiştir:
“O seni taşırken senin yaşamanı isteyerek taşıyordu; sen ise onun (bir an önce) ölmesini bekleyerek taşıyorsun!” (Bkz. Ve Bi’l-Valideyni İhsanâ, sf. 3.)
Anne hakkının ödenemeyeceği malumdur. Baba hakkının ödenip-ödenmeyeceğine gelince, bu konuda Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
لا يَجْزِي ولَدٌ والِداً إِلاَّ أَنْ يَجِدَهُ مملُوكاً ، فَيَشْتَرِيَهُ ، فَيَعْتِقَهُ
 “Hiçbir evlâd babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, ancak o zaman babalık hakkını ödemiş olur.” (Müslim, Itk 25.)
Hatırla Bakalım!
Þ      Annenin zorluklar içerisinde seni taşıdığı günleri hatırla!
Þ      Hatırla o günü ki, senin hayatta kalman için ne kadar da çok kan akıtmıştı! Yeterli düzeye gelene dek seni emzirmiş; kendi canını seninle paylaşmıştı.
Þ       Kendi nasibi ile senin karnının doymasından dolayı duyduğu o sevinci, mutluluğu ve süruru hatırla!
Þ      Altını değiştirdiği, iğrenç kokularından seni kurtardığı günleri hatırla!
Þ      Hastalandığın zaman içerisine düştüğü endişeyi, duyduğu sıkıntıları ve yaşadığı elem dolu anları hatırla!
Þ      Yemeyip yedirdiği, içmeyip içirdiği, giymeyip giydirdiği, uyumayıp uyuttuğu günleri hatırla!
Şimdi tüm bunlardan sonra hâlâ ona isyan edecek, onu üzecek ve ona karşı mı geleceksin?

arzusucennetolanlar/Faruk Furkan/2013 Haziran

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak