Kategoriler
Ana SayfaSizden GelenlerBir serzeniş, bir sesleniş

Bir serzeniş, bir sesleniş

Bir serzeniş, bir sesleniş

Bismillahirrahmanirrahim.
Hamd alemlerin Rabbi Allah’a salat ve selam Rasulullah(s.a.v)’ın, O’nun ashabının ve kıyamet gününe kadar hak olan İslam’ı kendine dava edinen Müslümanların üzerine olsun.
“İnfak”, ne-fe-ka kökünden türemiştir. Azalmak, tükenmek anlamlarına gelir. “Nafaka”, harcanan para veya ihtiyaçların tamamı için gerekli kazanç anlamında kullanılır. İnfak ise; malı veya benzeri ihtiyaç maddelerini hayır yolunda haracamak anlamındadır. Allah yolunda harcamaya infak denir.
“Sana infak(Allah yolunda harcayacaklarını) soruyorlar. De ki; “Verdiğiniz hayır, ana-baba, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.” (Bakara 215)
“Onlar namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden infak ederler. (Enfal 3)
Namazın İslam’daki yeri ve önemi aşikardır. Rasulullah(s.a.v) namazı, iman ile küfrün arasına koyarak bir sınır çizmiştir. Namazın hükmü nettir ve Allah infak ile namazı aynı ayette zikretmiştir. Allah’ın ayetlerindeki her kelimenin yerinde, sıralanışında kavrayabilene ne büyük öğütler, dersler vardır.
“Kuran-ı Kerim’de infak, türevleriyle birlikte yetmiş üç defa geçmektedir. Yetmiş üç defa! Peki biz hepsine nasıl sağır ve umursamaz kalabiliyoruz? Yeni moda halılar, koltuk takımları, çantalar, elbiseler, eşarplar, ayakkabılar… Yoksa bunlar Allah’ın ayetlerinde sık sık ettiği vaadlerden daha mı çekici geliyor? Ya da Allah’ın; “Onlara korku yoktur, onlar artık mahzun da olmayacaklar.” Diye müjdelediği  o infak eden mü’minlerden olmaya ihtiyacımız mı yok?
“Sizler Allah yolunda harcamaya davet ediliyorsunuz fakat içinizden cimrilik edenler var. Her kim cimrice davranırsa, ancak kendisine  karşı cimrilik etmiş olur. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, muhtaç olan sizlersiniz.” (Muhammed 38)
Allah’ın bize verdiği nimetleri tekrar Allah yolunda harcamaktan geri durmak cimrilik değil de nedir? Yer, gök ve ikisi arasında var olan, idrak edebildiğimiz ve asla idrak edemeyeceğimiz her şey Allah’ın iken bizi bu kadar cimri yapan nedir? Vallahi Allah bu durumumuzdan razı değil! Bizi bu dünyada, ahiretimizi ikinci plana atan hiçbir şey gerçek güzellik ve kalıcı nimetler olarak tanımlanamaz. Çünkü bizim için asıl kalıcı nimetler, baki ikametgaha yani sonsuz hayata götürebileceğimiz güzelliklerdir.
“(İnsanı yaradılış amacından uzaklaştıran) dünya ve içindeki her şey lanetlenmiştir. Yalnız Allah’ı anmak ve benzeri şeyler ile alim ve ilim talebesi bunun dışındadır. (Tirmizi, “Zühd”, 14)
Allah kendi rızası için yapılacak her infakı kendisine verilmiş bir borç (karz-ı hasen) olarak kabul eder. Ne kazançlı borç…
“Kim Allah’a güzel bir  ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat ve ayrıca onun çok değerli bir mükafatı da vardır.” (Hadid 11)
Kardeşim!
Yardım çağrılarına duyarsız davranmamızdan, o yetimlerin, mazlumların fotoğraflarına bakıp hiçbir sorumluluk ve vicdan azabı duymadan, onları aşağılayıcı bakışlara hapsedenlerden, bize hiçbir görev düşmüyormuşçasına rahat koltuklarımızda çay keyiflerimizden ve daha bir sürü şeyden sorumluyuz ve hesap vereceğiz!
“Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.” (İbrahim 43)
O korkudan gözlerin yer çakılacağı gün gelip çattığında bu dünyada sıraladığımız hiçbir mazeret (infaktan sorumlu tutulmayanlar hariç) orada geçerli olmayacak ve bizi kurtaramayacak. Rahat, sıcacık evlerimizde, çeşit çeşit yemekler yerken, ihtiyacımız dışındakilerin peşinde koşarken, Allah için bir zorluk yaşayacak duruma gelmemişken Bilal ( Allah ondan razı olsun)ile aynı cenneti talep ediyoruz. İnfakta kendisiyle kimsenin yarışamadığı Hz.Ebubekir ile, Hz.Ömer ile, Hz.Osman, Talha b. Ubeydullah, Sa’d b. Ubade ve daha nicesinin (Allah hepsinden razı olsun) talep ettiği cenneti, dolup taşan midelerimizle, çöpe döktüğümüz yemeklerle talep ediyoruz! Cennet onların mekanıysa biz nereyi istiyoruz? Onlar ana-babalarını Raulullah(s.a.v)’ın önüne koydular. Onlar “Anam babam sana feda olsun”u amele döktüler, slogan olarak dillerinde kalmadı. Onlar karz-ı hasenin en güzelini; canlarını Allah için verdiler, dünyalık hesaplara dalmadılar!
Kardeşim!
Biz iman ettik ki bir kuruşun mükafatını  Allah bize katlarıyla Allah bize verecek.
“Yarım hurma ile de olsa, cehennemden korunmaya bakın.” (Buhari,Müslim)
Yarım hurma… Allahu ekber!
“Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. (Hadid 10)
“O halde gücünüz yettiğince Allah’a  isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Teğabün 16)
“Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! Demesinden önce, size verdiğim rızıktan harcayın.” (Münafikun 16)
Haydi kardeşim hangi yol cennete çıkıyorsa girelim!
Doğruları söyletmek Rabbimden, hatalar ise nefsimdendir. Velhamdulillahi Rabbil alemin.
 

Burçak Şahin

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak