Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetAvrupa’da peçe yasağı neden yayılıyor?

Avrupa’da peçe yasağı neden yayılıyor?

Avrupa’da peçe yasağı neden yayılıyor?

Avrupa deyince ne geliyor bilinçaltımıza? Özgürlükler, insan hakları, eşitlik, hoşgörü!.. Bu “melek” maskesinin altında tam bir “şeytan” saklanıyor gerçekte.  Medya ve propaganda ile bizlere benimsetilen daha doğrusu yutturulan bu medeniyet, aslında barbarlığın modern çağa uyarlanmış sürümüdür.

Batı’nın özgürlük anlayışı, “ötekinin” başladığı yerde biter. Onlardan değilseniz hak-hukuk beklemeyin. Hoşgörünün anlamı ve pratiği, onlar ve onların taklidini yapan soytarılar içindir.

Avrupa’da peçe yasağı gittikçe yayılıyor. Milyonlarca Müslümanın yaşadığı “çağdaş” Avrupa, peçe takan tevhid ehli bacılarımızı hapis ve para cezası ile tehdit ediyor. İlk Hristiyanları aslan kafesine atan Roma’nın varisi olduğunu ispatlarcasına Avrupa, muvahhid kadınları hapsetmek için yasalar çıkarıyor. Şu rezalet tablosuna bir bakın:

Fransa 2010 yılında kamu alanında yüzü tamamen örten peçe ve burkayı yasaklayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Fransa’da yasağa uymayanlar 150 euro para cezası ile cezalandırılıyor. (1)

Hollanda’da 2012 yılında çıkan karara göre çarşaf ve peçe yasağı tüm kamu, sağlık, okul ve toplu taşıma alanlarında geçerli. Buna ek olarak çarşaf ve peçe kullanan bayanlar, bir takım sosyal imkânlardan men ediliyorlar. (2)

İsviçre’nin Ticino kantonu Eylül 2013’te peçe ve benzeri yüzü kapatan örtüleri yasakladı.  İsviçre’de 2009’da camilere yeni minare yapılması da yasaklanmıştı.

Belçika’da Temmuz 2013’te çıkan yasayla kamuya açık alanlarda yüzü kısmen ya da tamamen kapatarak tanınmayı imkânsız hale getiren kıyafetler giyenlere 137,5 avro para ve 7 güne kadar hapis cezası getirildi. (3)

İspanya’nın Barcelona kentinde belediye binaları, halk pazarları ve kütüphane gibi kamu alanlarının bazılarında peçe yasaklandı. (4)

Modern (!) Avrupa, peçeye karşı Haçlı Seferi başlatmış durumda. Peki, onca “kişisel özgürlüklerin dokunulmazlığı” edebiyatından sonra putlarını yeme ithamı suratına vurulacak olmasına rağmen neden böyle bir adım atıyorlar? Çünkü peçe, kadının dişiliğini arka plana atarak kişiliğini ön plana çıkarıyor. Kadını cinsel bir obje, boyalı bir sanat tablosu olarak görmek istiyor Avrupa’nın erkek egemen zihniyeti. Avrupalı kadın genelevde sermaye, gazinoda konsomatris, diskoda dansçıdan öte bir anlam ifade etmiyor onlar için. Kasaptaki et reyonu gibi kendini teşhir etmedikçe kadının Avrupa toplumunda değeri yoktur. Avrupalı kadın, erkeğin zevk oyuncağı ve göz tatmininden başka bir fonksiyonu olmayan zavallı bir konumdadır.

Buna “Dur!” demenin en radikal yolu ise çarşaf ve peçedir. Dur demektir kadını metalaştıran bu zihniyete. Reddetmektir cinsel obje olarak görülmeyi. İnsan olarak, anne olarak, eş olarak ve bacı olarak toplumun içinde var olabilmektir peçe.

Kadının güzelliği yüzünde, zarafeti elinde toplanmıştır. Peçe takmak, güzelliğini helali olan eşinden başkasıyla paylaşmamaktır. İşte bu duruş, azgınlaşmış ve şehvetinin kölesi olmuş Avrupa erkeğini kahretmektedir. Kendilerine ait kızlarını ve eşlerini dışarıda diğer erkeklerin bakışlarıyla paylaşırken, Müslüman kadından hiçbir şey alamamanın yenilgisini yaşıyorlar. Bu durum onların İslami yaşam tarzına karşı kinini artırıyor ve hayvandan daha aşağı olduklarını bir kez daha bizlere hatırlatırcasına peçeye yasal yasak getiriyorlar.

Bugün resmi mezhebi olan kapitalizm yolunda Batı toplumu tüketici bir toplum olmuştur. Hiçbir ahlaki değer ve insani erdem Batı’nın bu dünyevileşme fırtınasına set çekememekte. Tüketmeyi ve sömürmeyi hayat felsefesi yapan bu güruh; annesi, bacısı, eşi ve kızı da bu çarkta “meze” olacağını bile bile kadının güzelliğini ve bedenini metalaştırarak tüketilecek bir ürün olarak satışa sunmaktan utanmıyor.

Tesettür buna “dur” demektir. Müslüman kadın topluma vücudunu ve güzelliğini pazarlamaz ve bundan kâr elde etmez. Eğer Müslüman kadınlardaki bu ahlak ve izzet, hayvandan daha aşağı bir zilleti yaşayan Avrupa kadınına sirayet ederse, Batı’nın dünyevi merkezli yaşam tarzı ve tüketim kültürü büyük bir darbe alacaktır. Ekonominin bel kemiği olan güzellik, makyaj, kıyafet ve kozmetik sektörünün ne kadar büyük darbe yiyeceğini düşünün peçenin ve çarşafın yaygın olduğu bir toplumda.

Avrupa Birliği İslami tesettürün yaygınlaşmaması için bu yasağı koydu. Londra’da, Paris’te, Berlin’de meydanlardaki her peçeli Müslüman kadın, aslında yürüyen bir ayet, Rabbimizden nüzul olan ahlaki apaçık bir nastır. Çıplak gezerek kendini “gönüllü” olarak erkeklere pazarlayan Batı kadını, peçeli bir Müslüman kadın ile karşılaştığında kendini ve değerlerini sorgulamak zorunda kalmakta.

Avrupa bu yasakla Müslüman kadınların toplumda göz önünde olmasını engellemeyi amaçlıyor. Peçe takan Müslüman bir kadın için artık peçesini açmak hayâ edeceği bir durumdur. Bu nedenle peçelerini açmaktansa evden dışarı çıkmamayı tercih edeceklerdir. Zaten Avrupa Birliği’nin amacı da buydu. Çünkü peçeli kadınlar sadece diğer Müslümanlar kadınlara değil, Batılı kadınlara da hal ile tebliğ yapıyorlar. Batı medeniyeti kadına “Erkek egemen olan bu sistemde çıplak olduğun kadar değer görürsün!” derken, peçeli Müslüman bir kadın duruşuyla bu ahlaksız çarkı paramparça etmektedir.

İslami tesettüre girerek “özgürleşen” Katolik bir İngiliz kadın olan Stella White’ın The Daily Telgraph’a verdiği röportajda sarf ettiği cümleler, Batı kadının artık tesettüre meylettiğinin ve meyledeceğinin en açık beyanıdır:

“Başörtüsünün özellikle Londra’daki çılgın, haşin dünya ile aramda yarattığı bariyer sayesinde edindiğim mahremiyet beni çok mutlu etti. Örtünün içinde büyük bir huzur buldum: Yoldan geçen meraklılarca kuşatıldığımı hissetmiyorum; trafik, gürültü ve kalabalık şimdi benim için daha az ezici. Yürürken bile kendi güvenli dünyama çekilebiliyor, pratik anlamda, istemediğim tutum ve isteklere karşı kendimi tamamen güvende hissedebiliyorum.” (5)

Batı’nın barbar yöneticileri Müslüman kadınların peçesini açabileceğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Hapis cezası ve para cezası gibi tehditlerle tevhid ehli bir bacının mahremini açmaya güç yetiremezler. Çıplaklığın moda, tesettürün “ayıp” görüldüğü bir toplumda belki babasını, belki eşini bile karşısına alarak peçeye giren bir kadın, yüzünde taşıdığı siyah peçenin ne kadar büyük bir davanın sancağı olduğunun farkında ve şuurundadır. Müslüman ailesi (!) ona engel olamıyorken sen kimsin ki o peçeyi açtıracaksın ey Avrupa!

Avrupa bataklığında yeşermiş beyaz gülleri andıran tevhid ehli Müslüman kadınlara Allah’tan sabır yağdırmasını niyaz ediyor, Siyah Sancaklı akıncıların Endülüs ve Viyana üzerinden yeniden Avrupa’ya er ya da geç ayak basacağı güne kadar sabretmelerini istiyoruz.

Yarın bekleyen için yakındır ve zafer ancak direnerek sabredenleridir.

Mirac Karaaslan (Yayınlanma Tarihi: 05.02.2014)

-Dipnotlar-

1- http://www.ntvmsnbc.com/id/25093715/

2- http://www.islahhaber.net/hollandada-carsaf-ve-pece-yasagi.html

3- http://www.haber7.com/avrupa/haber/763858-belcikada-pece-yasagi-yururluge-giriyor

4- http://www.gazeteport.com.tr/haber/146224/avrupada-pece-yasagi-yayiliyor

5- The Daily Telgraph, 31 Aralık 2003. Stella White’ın yazısının tam metni Umran Dergisi’nin 123. sayısında (Kasım 2004) yayınlandı.

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak