Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetAltın ve gümüş çağında kalplerin Allah’a ilticası

Altın ve gümüş çağında kalplerin Allah’a ilticası

Altın ve gümüş çağında kalplerin Allah’a ilticası

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’adır. O’nun emin elçisi, nebisi ve rasullerin sonuncusu olan Muhammed’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onu dost edinip şeriatını yaşayana, yaşatana ve savunana, salat ve selam olsun.

Bu yazımın Rahman’dan  kendisine kul olmaya çalışan bütün  kardeşlerimin göğsüne genişlik vermesini diliyorum. Dünyanın damarlarımıza dolandığı, bir münkerden kaçarken diğerinin ayağımıza dolaştığı, her yanda sözlü ve fiziksel tacize uğradığımız –zor- günler yaşıyoruz. Kalbimiz ağrıyor ve omzumuza binen dünya gittikçe ağırlaşıyor. Göğsümüz daralıyor ve çoğu zaman nereye gideceğini, hangi kapıyı çalacağını unutmuş bir halde dolaşıyoruz.

Ey Nur’un aydınlattıkları,

Ey Kitap’ın sahipleri,

Ey o büyük davetin  taşıyıcıları,

Ey umudunu Allah’tan başkasına bağlamayanlar,

Günlerimizin Kur’an ve sünnet ışığında aydınlanması ve kalpleri asıl şifasına ulaştırmak adına   birkaç nasihati ben aciz kardeşinizden kabul etmenizi istiyorum.

“Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabb’inden gelen bir nur üzere olmaz mı?Kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık sapıklık içindedirler.”

Zümer,22

Seyyid Kutub rahmetullahi aleyh bu ayetin tefsirini yaparken şunları söylüyor:

“Nasıl ki, gökten yağmur yağar ve onunla değişik renklerdeki ekinler yeşerirse, aynı şekilde “zikir” de gökten iner. Diri olan kalpler onu güzelce karşılar. Açılır, huzura kavuşur ve hayat dolu olarak harekete geçerler. Katılaşmış kalpler ise onu, içinde hayattan ve hareketten eser kalmayan yalçın kayalar gibi karşılarlar!

Yüce Allah, içinde hayır, iyilik bulunduğunu bildiği kalpleri İslam’a açar.

Onları O’na, nuruyla ulaştırır, okşar. O kalp de bununla parlar, aydınlanır. Bu niteliklere sahip olan kalpler ile diğer katı kalpler arasındaki fark, köklü bir farktır: “Kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık sapıklık içindedirler.”

Bu ayet-i kerimeler, İslam’ı kabul edip onunla huzura kavuşan ve yeniden hayata dönen kalplerin gerçek durumlarını tasvir ediyor. Onların Allah ile ilgili bağlarını, hallerini sergiliyor. Açılmış, huzura kavuşmuş, dipdiri hale gelmiş, sevinçle dolmuş, parlamış ve aydınlanmış kalplerin durumunu ortaya koyuyor. Bunun yanında bütün katılığı, merhametsizliği, cansızlığı, kofluğu, kararmışlığı ve karanlığa boğulmuşluğu ile diğer kalplerin gerçek hallerini de tasvir ediyor. Yüce Allah’ın, kalbini İslam’a açıp, onu nuru ile desteklediği kimseler asla kalpleri Allah’ın zikrinden habersizleşmiş, katılaşmış insanlar gibi değildir. Bunlar ile onlar arasında büyük, çok büyük fark vardır.”

Kalplerimizin İslam’ın nuruyla aydınlanması ve genişlemesi için sürekli İslam’ı bedenimizde canlı tutmak zorundayız. Sürekli tefekkür, dua, zikir ve Kur’an’a yönelerek Allah’la olan iletişimimizi aktifleştirmemiz gerekmekte.

Düzenli olarak Kur’an okuyarak, Kur’an’da nebilerin yaptığı dualardan ve de Rasulullah’ın (aleyhissalatuvesselam) yaptığı zikirlerden günümüzü Allah’ın razı olduğu birgün haline getirmek adına istifade etmeliyiz.

Bu konuda dualarımızın ve ömrümüzün bereketlenmesini umarak sizlere Kur’an’dan, Rasulullah’tan ve de sahabeden birkaç örnek sunmak isterim.

“İbrahim, şöyle dedi:

Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir.

Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”

Saffat, 99-100

Ve onlar ki:

Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl.

derler.”

Furkan, 74

“Ey Rabbim!

Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle!

Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!”

İbrahim, 40

“Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti:

Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyla işitensin.

dedi.”
Al-i İmran,38

Rasulullah (aleyhissalatuvesselam) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz insanların kalpleri de rutubet alan bir demirin paslanması gibidir.

-Ey Allah’ın Rasulü! Öyleyse kalplerin cilası nedir? diye soruldu.

Şöyle buyurdu:

Sık sık ölümü hatırlamak ve Kur’an okumaktır.”

(Kenzu’l Ummal)

“Birinizin elbisesinin eskidiği gibi göğsündeki imanı da eskir. Öyleyse Allah’tan kalplerinizdeki imanı tazelemesini isteyin.”

(Camiu’s Sağır)

“İnsanların altın ve gümüş biriktirme konusunda birbiriyle yarıştıklarını görürsen Allah’a şöyle dua et:

“Allah’ım!

İslam’ı yaşama konusunda senden sebat ve devamlılık isterim.

Senden; olgunluğun gerektirdiği şeyleri, verdiğin nimetlere şükretmeyi, beni denediğin imtihana sabretmeyi, sana güzelce ibadet etmeyi, belirlediğin kadere razı olmayı isterim.

Senden; her türlü kötü düşünceden selamette olan bir kalp, doğru bir dil, bildiğin bütün hayırları bana vermeni, bildiğin bütün şerlerden beni korumanı ve bildiğin günahlarımı bağışlayıp affetmeni isterim.”

(Kenzu’l Ummal/ Kitabu’l Ahlak)

Ömer bin Hattab (radıyallahu anhu) bir veya iki arkadaşının elinden tutar ve:

“Kalkın gidelim de imanımızı artıralım.”derdi.

Sonra bir kenara çekilerek Allah’ı zikretmeye başlardı.”

Zikir konusunda bir konuya dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kardeşler nasıl ki her yolun bir gidiş şekli varsa ve de zikir de bizi Allah’a yaklaştıran yollardansa, zikrin de usulüne uymalıyız. Yoksa –Allah korusun- bidat ehlinin düştüğü hatalara düşeriz. Bu konuda usul öğrenebileceğimiz merci tabi ki Rasulullah (aleyhissalatuvesselam). O’nun sabah ve akşam zikirlerini, sıkıntıya düştüğünde, mutlu olduğunda, namazlarda, uyurken kısaca her an yaptığı zikirleri sağlam kaynaklardan elde edip hayatımıza katabiliriz. Bu konuda Rasulullah’ın (aleyhissalatuvesselam) zikirlerinin toplandığı  Hısnu’l Muslim isimli kitapçığı her an yanımızda bulundurmak bizim için çok faydalı olacak.

Kardeşler kalbimizin şifa bulması için, Allah’la olan bağını kuvvetlendirmek için sizi tefekküre, Kur’an’a, duaya ve zikre davet ediyorum. Biz dünyanın leş olduğunu ve onun üzerine sadece köpeklerin koşuşturacağını işittik. Ve biz yeryüzüne şerefli ve izzetli halifeler olmak için gönderildik. Kur’an şereflidir, kim şerefini ölçmek isterse Kur’an’la olan ilişkisine baksın. Allah izzet sahibidir, izzetli hale gelmek isteyen Allah’la olan bağına baksın.

“Kim itibar ve üstünlük isterse bilsin ki, itibar ve üstünlük tümü ile Allah’ın tekelindedir. Güzel söz O’na yükselir, iyi ameli de O yükseltir…”

Fatır,10

Zamanını Kur’an ve duayla bereketlendirenlere, izzeti Allah’ın dinine hizmette bulana ve zikrini ziyneti kılanlara selam olsun.

Sena

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak