Kategoriler
Ana SayfaFikir - DavetAllah affeder, peki sen affettirebilir misin?

Allah affeder, peki sen affettirebilir misin?

Allah affeder, peki sen affettirebilir misin?

Hamd Alemlerin sahibi, eşi ve benzeri olmayan Allah’a; Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi önderimiz Rasulullah’a ve mü’min kulların üzerine olsun.

Rabbimiz bizlere Rahman ismi ile dünya ve ahirette merhamet eylesin. Her ne kadar bu merhamet arzumuzu şeytan sık sık bize unutturmak istese de Rabbimiz Lokman Sûresi 33. ayette:

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” buyurmuştur.

Ahireti düşünüp, öğüt alanlara (!) konuyu özenle izah etmiştir.Muhakkak ki Rabbimiz çok yücedir, kerem ve izzet sahibidir. Rahman ve Rahim ismi ile merhameti bol olandır. Kendisine eş koşulması dışında her hata ve günah için bağışlaması vardır.

Lakin bu hataya teşvik veya hatanın devamını getirmeye sebep değildir. Bilakis tevbe kapılarının açık olduğu, yapılan hatanın tevbe ile cennet yoluna bir dönüş olabileceğinin bir uyarısıdır.

Fakat günümüzde alışmış yada alıştırılmış olduğumuz (!) cahiliye düzeni sayesinde tevbe kapısına gelip tekrar hataya dönmek gibi bir yaşayış biçimi oluşmuştur. İnsanlar günlerini gün ederek, günah üstüne günah ekleyerek, zamanla haramların bile masum hatalara dönüştüğü bir yaşam… Bu yaşam biçimi zamanla öylesine benimsenmiştir ki, bu düzeni kendilerine bir din edinmiş olanlar (!) haramlardan uzak kalanları; “Bu devirde faizsiz nasıl ev alacağız? Erkeklerle görüşmezsen nasıl evleneceksin? Çalgı olmadan düğün mü olur? Oy vermezsek nasıl rahat yaşayacağız, ülkeyi diktatörler mi yönetsin?” gibi sorularla İslam ile zerre alakası olmayan söz ve fillere teşvik etmektedirler.

Ne yazık ki toplumda hatadan uzaklaşan kesimde zamanla” hata yapmam ama yapan beni ilgilendirmez” diyerek ümmet kavramının içini boşaltarak bencil (!) bir düzene tâbi olmuşlardır. Lakin mümin kimsenin en çok da bu zamanda ahiret kaygısına düşmesi, bilhassa ahiret odaklı yaşayarak dünyanın bu çivisi çıkmış düzenine gerek aile yapısıyla gerek iş kurumuyla gerekse kültürüyle karşı koyması gerekmektedir. Bu da ümmet bilincine sıkıca bağlanıp ahiret kaygısını müminler topluluğu ile pekiştirerek, dünya hayatını bir yolculuk olarak görmek ve ahiret yurdunun sonsuz güzellikleri için mücadele etmek demektir. Allah-u Teâla bu mücadeleyi tevhid akidesini benimsemiş müminler güruhuyla birlikte verebilmeyi bizlere nasip etsin…

Sırru’l-fehvâ

Genç Muvahhide

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak