Kategoriler
Ana SayfaKadın İlmihaliAl-i İmran Suresi / Kadınlar Süstür

Al-i İmran Suresi / Kadınlar Süstür

Al-i İmran Suresi / Kadınlar Süstür

KADINLAR SÜSTÜR
Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
“Kadınlara,oğullara kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe,salma güzel atlara,hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara ‘süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.”
Al-i İmran,14
Bu ayet-i kerimenin zikrettiğine göre Allah Teala, arzulanan şeyleri ki bu arzulanan şeylerin başında kadınlar gelmektedir, bizlere süslü kılmıştır. Kadınları en başa koyması, nefislerin onlara çok fazla meyletmesinden dolayıdır. Çünkü kadınlar şeytanın ağları ve erkekler için fitnedirler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Ben kendimden sonra erkekler için kadınlardan daha şiddetli bir fitne bırakmış değilim.” (Buhari,5096;Müslim,2740.Üsame bin Zeyd’den) Buhari ve Müslim rivayet ettiler. Dolayısıyla kadınların fitnesi, her şeyden daha zor ve şiddetlidir.
Denir ki: “Kadınlarda iki fitne, çocuklarda ise sadece bir fitne vardır. Kadınlarda olan iki fitneye gelince, bunlardan birincisi akrabalık bağlarını koparmaya sebep olmalarıdır. Çünkü kadın kocasına, anneleri ve kızkardeşleri ile ilişkisini kesmesini emreder. İkincisi ise insanın helal-haram demeden mal biriktirmekle mübtela olmasına sebep olur. Çocukların fitnesine gelince, bunların fitnesi sadece bir tanedir ki o da onlar için mal biriktirmekle mübtela olmaktır.”
İşte bundan dolayı insanın bu zamanlarda sabredip dindar bir kadın araması gerekir ki kendisinin de dini selamette kalsın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dindar olanına bak ki elin bol olsun!” (Buhari,5090;Müslim,1466)  Bunu İmam Müslim, Ebu Hureyre’den rivayet etti. İbn-i Mace’nin ‘Sünen’inde varid olduğuna göre Abdullah bin Amr dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadınlarla güzelliklerinden dolayı evlenmeyin. Çünkü ola ki güzellikleri onları helak eder. Onlarla mallarından dolayı evlenmeyin. Zira ola ki malları onları azdırır. Fakat onlarla din(lerin)den dolayı evlenin. Muhakkak ki kusurlu ve siyahi bir dindar cariye daha faziletlidir.” (Zayıf/İbn-i Mace,1859.İsnadı Zayıf)  Bunu Kurtubi tefsirinde (4/29) anlattı.
Ben derim ki işte bunun için de kadının, dinini ikame etmeye ve erkekleri fitneye düşürerek günahkar olmamaya çok hırslı olması gerekir. Şeriatın onun için mubah saydığı meşru süslenme dışında süslenmemesi gerekir. Şunu bilmesi gerekir ki süslenme iki türlüdür: Haram olan süslenme ve mubah olan süslenme.
Kadın için mubah olan süslenmenin de bazı kuralları vardır ki kadının bunlara da riayet etmesi gerekir. Bu da şudur ki süslenmiş kadını ancak kocası, mahremi veya mü’mine bir kadın görebilir.
Şimdide bu konuyu biraz tafsilatlı bir şekilde sana arz edelim:
İLK OLARAK: HARAM KILINMIŞ ZİYNETLERDEN BAZILARI:
1-Kaş Almak
Bu, inceltmek amacıyla kaşların kıllarını yolmaktan ibarettir.
Dendi ki: “Bu,genel olarak yüzde bulunan kılları yolmaktır.”
Bunun delili de Alkame’nin Abdullah bin Mes’ud radıyallahu anhu’dan rivayet ettiği şu hadistir: Dedi ki: “Allah Teala dövme yapan ve yaptıran kadınlara, kaş alan ve aldıran kadınlara ve Allah’ın yaratmasını değiştirerek güzellik için dişlerin arasını açan kadınlara lanet etsin!”
Dedi ki: “Bu, Esedoğullarından Ümmü Ya’kub denen ve Kur’an okuyan bir kadına ulaştı. Bu kadın Abdullah’a gelerek şöyle dedi: ‘Senden bana ulaşan şu haber de nedir? Sen dövme yapan ve yaptıran kadınları, kaş aldıran kadınları ve Allah’ın yaratmasını değiştirerek güzellik için dişlerin arasını açan kadınları lanetlemişsin.’ Bunun üzerine Abdullah dedi ki: ‘Rasulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellam lanetlediği kimseleri neden lanetlemeyeyim ki? Bir de Allah’ın kitabında da vardır.’ Kadın dedi ki: ‘Ben mushafın iki kabının arasında bulunanı okudum. Fakat böyle bir şey bulamadım.’ Abdullah radıyallahu anh şöyle buyurdu: ‘Eğer onu (iyice) okumuş olsaydın,bunu bulurdun. Allah Teala şöyle buyumaktadır: “Hem Peygamber size ne verdi ise onu alın, neyi yasak etti ise de sakının.” (Haşr,7) Bunun üzerine kadın:’Şüphesiz ki ben , şimdi senin hanımının üzerinde de bundan bir şeyler görüyorum.’ dedi. Abdullah da:’Git de bak.’ dedi.” Dedi ki:”Kadın Abdullah’ın hanımının yanına girdi, ancak bir şey göremedi. Abdullah’ın yanına gelerek:’Bir şey göremedim.’ dedi. Abdullah da şöyle dedi:’Şüphesiz ki eğer bir şey olsaydı, biz onunla bir arada durmazdık.” (Buhari,4886;Müslim,2125)
Ebu Davud’un rivayetine göre İbn-i Abbas radıyallahu anhuma dedi ki: “Saçına saç ekleyen ve ekleten, kaş alan ve aldıran ve herhangi bir hastalık olmadığı halde dövme yapan ve yaptıran kadınlar lanetlenmiştir.” (Hasen,Ebu Davud,4170.Senedi hasendir.)
Ben derim ki, hatta bu lanet, sadece bu iş kendisine yapılan kimseye yönelik değildir. Bunu yapan da lanetlenmiştir. Çünkü o da yapması ve ikrar etmesi ile bu masiyete ortak olmuştur.
Ancak İmam Nevevi, kaş alma bölümünden şu durumu istisna etmiştir: Eğer kadının sakalı,bıyığı veya çene ile dudağı arasında kıllar çıkarsa,bunları gidermesi haram değildir.
2-Saç Ekletmek (Bu, Günümüzde Peruk Diye Bilinen Şeydir)
Bu bilinen bir şeydir. Bunun delili daha önce geçen iki hadistir. İmam Müslim’in rivayetine göre Esma binti Ebi Bekir dedi ki:”Bir kadın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle dedi:”Ya Rasulullah,benim gelin olmuş bir kızım var ki kızamığa yakalandı ve saçları döküldü.Onun saçlarına saç ekleteyim mi? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu: ‘Allah Teala saç ekleyen ve ekletene lanet etsin.’ (Müslim,2122)
Ben derim ki alimlerin zikrettiğine göre bu fiil aldatma olup müslümana yakışmaz. İşte bundan dolayı yasaklanmıştır. Hatta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize haber vermiştir ki şayet bütün ümmet bunu yaparsa onun helakine sebep olacaktır. Bunun da delili Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri şu hadistir. Humeyd bin Abdurrahman dedi ki:”Muaviye bin Ebi Sufyan’ın, hac ettiği sene minbere çıkarak bir korumasının elinde bulunan bir tutam saçı ondan aldığını ve şöyle dediğini işittim:’Ey Medine halkı nerede alimleriniz? Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bunu yasaklayarak şöyle buyurduğunu işittim;’İsrailoğulları ancak kadınları bunu edinince helak oldular.'(Buhari,3468:Müslim,2127)
Ben derim ki fakat Allah azze ve celle’nin hakkımızda cari olan sünneti de bu şekilde olmuştur. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:’Muhakkakk ki sizler,karış karış,arşın arşın sizden öncekilerin yollarından gideceksiniz.Hatta onlar bir kelerin yuvasına bile girseler, siz de oraya gireceksiniz.’ Biz:’Ey Allah’ın Rasulu, yahudi ve hristiyanlar mı?’dedik. Şöyle buyurdu:’Ya kim?’ (Buhari,3456;Müslim,2127)
Son olarak kadının bilmesi gerekir ki bu lanete maruz olmak için kendisinin saçına eklemesi ile başkasına ekletmesi arasında fark yoktur. Çünkü bu fiili bizzat kendisinin yapması da buna yardımcı olması da-daha önce de geçtiği üzere-sahih/doğru değildir.
3-Dövme Yaptırmak
Bunun delili daha önce Buhari ve Müslimde geçen;’..dövme yapana ve yaptırana..’ hadisidir.
Dövme yapmak: İğne,çuvaldız veya benzeri bir şeyi kadının bedeninden elin dış tarafına veya bileğe ya da dudağa yahut başka bir yerine kan akana kadar batırması, sonra da bu yeri süme veya arsenik ile doldurarak yeşillenmesini sağlamasıdır. Bazen bu dairesel şekiller ve nakışlarla yapılır. Bazen çok, bazen de az yapılır. Bazen kişi kendisine yapar, bazen de başkasından bunu yapmasını ister. Bu hem yapana hem de isteği ile kendisine yapılana hem de bunun yapılmasını talep edene haramdır.
Dövme yapılan yere gelince, burası necis olur. Eğer tedavi ile giderilmesi mümkün ise giderilmesi farz olur. Şayet yaralamadan giderilmesi mümkün değilse, eğer onu gidermesi halinde telef olmaktan korkarsa gidermesi vacip olmaz. Dövme kalktığı zaman, artık onun üzerinde bir günah kalmaz. Şayet bu ve benzeri şeylerden korkmazsa hemen gidermesi gerekir ve tehir etmekle asi olur. Bütün bu hususlarda erkek ile kadın arasında fark yoktur. En doğrusunu Allah bilir.
Bunları İmam Nevevi, Müslim’in şerhinde söylemiştir.
4-Dişleri Seyrekleştirmek
Bunun delili Buhari ve Müslim’in , Alkame yoluyla İbn-i Mes’ud’dan rivayet ettiği ‘..Allah’ın yaratmasını değiştirerek güzellik için dişlerini seyrekleştiren kadınlara lanet etsin.’ hadisidir..
Dişleri seyrekleştirmek. ön dişler ile azı dişler arasında bulunan dişleri törpüleyerek seyrek hale getirmektir. Genelde bunu yaşlı kadınlar ve yaşca onlara yakın olanlar, yaşlarını küçük ve dişlerini güzel göstermek için yaparlar. Çünkü dişler arasında bulunan bu güzel açıklık, ancak küçük kızlarda bulunur. Kadın iyice yaşlanıp acuze olunca ve görünümü çirkinleşince, görünümü güzelleşsin ve yaşca daha küçük görünsün diye dişlerini törpü ile seyrekleştirir.
Bu fiil, hem yapana hem de kendisine yapılana haramdır. Bunun delili bu hadisi şeriflerdir. Bir de bu, Allah’ın yaratmasını değiştirmek, yanıltmak ve aldatmaktır.
Bu hususta haram olan güzel olmak gayesiyle yapılandır. Ancak eğer bu tedavi için veya dişte bir ayıp olduğu için ya da benzeri bir sebepten dolayı ihtiyaç duyulup da yapılacak olursa bunda bir sakınca olmaz. Allah Teala en doğrusunu bilendir.
Bunu İmam Nevevi, Müsli’in şerhinde söylemiştir.
İKİNCİ OLARAK: MUBAH OLAN ZİYNETLERDEN BAZILARI:
1-Sürme Çekmek ve Boyamak
Bunun meşru olmasının delili şudur ki fiillerde olan mubahlıktır. Haram kılındığına dair bir nass varid olursa başka… Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur:”De ki:’Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram kılmıştır?”(A’raf,32) Buna ek olarak da Sünnet’te bunun mubah olduğu tafsilatlı bir şekilde varid olmuştur.İmam Müslim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in haccının niteliği hakkındaki Cabir’in uzun hadisi içinde şunu rivayet etmiştir: Hz.Ali radıyallahu anhu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in develeri ile Yemen’den geldi. Fatıma radıyallahu anha’nın ihramdan çıkmış,boyalı elbiseler giymiş ve sürme çekmiş olduğunu gördü. Fatımanın bu yaptıklarını hoş karşılamadı. Bunun üzerine Hz.Fatıma şöyle buyurdu:”Muhakkak ki babam bunu bana emretti”.
Dedi ki:”İşte Hz.Ali radıyallahu anhu Irak’ta iken şöyle diyordu:’Ben de hemen Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yaptığından dolayı O’nu Fatıma’ya karşı kışkırtmak amacıyla gittim. Hem onun aktardığını Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e soracaktım ve hem de onun bu yaptığına karşı çıktığımı haber verecektim. Rasulullah aleyhisselam da şöyle buyurdu;” Doğru söylemiştir, doğru söylemiştir…” (Müslim,1218)
Ben derim ki bu iki zinetin meşru olduğuna dair daha bunlardan başka pek çok deliller vardır. Bu deliler bu fiilin caiz olduğuna hatta müstehab olduğuna delalet etmektedir. Özellikle kadının kendisi için süsleneceği bir kocası varsa…
2-Koku Sürünmek
Buna da Tirmizi’nin “Sünen”inde İmran bin Husayn’dan rivayet ettiği şu hadis delil getirilebilir: Dedi ki:”Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:’Erkeklerin en hayırlı kokusu, kokusu yayılıp rengi olmayandır. Kadınların da en hayırlı kokusu, rengi beli olup kokusu gizli kalandır.’ (Eğerin üzerine konulan) kırmızı renkli minderi de yasakladı.(Hasen li gayrihi,Tirmizi,2788.Tirmizi dediki:’Bu hasen-garib hadistir.’)
Fakat alimler bu hadisi, kadının dışarı çıkmak istemesi haline hamletmişlerdir. Kocasının yanında olduğu zaman ise dilediği kokuyu sürünebilir.
İkinci bir defa yine dikkat çekelim ki kadın dışarı çıkmak istediği zaman, kokusu yayılan koku sürünmesi caiz değildir. Bu kötü davranışın cezasına gelince ‘sünen’ sahipleri Ebu Musa el- Eş’ari’den şunu rivayet ettiler: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadın koku sürünüp, kokusunu hissetsinler diye bir topluluğun yanından geçerse o kadın şöyle şöyledir.” Yani zaniye/zina yapan kadındır.(Sahih,Ebu Davud,4173)
3-Takı Takmak
Bu da bilinen bir husustur. Fıtratın benimsediği ve şeriatın kabul ettiği bir şeydir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminden günümüze kadar seçkin hanımlar bunu yapmışlardır. Bu hususta ihtilaf olduğunu bilmiyoruz. Ancak zikredilir ki çağdaş faziletli bir alim, kadınların halka şeklinde altın takmalarını caiz görmemiştir! Fakat hüccet cumhurun görüşündedir.
Buna delalet eden delillerden biri; Buhari ve Müslim’in, Sahihlerinde rivayet ettikleri şu hadistir: İbn-i Abbas radıyallahu anhuma dedi ki: ‘Ben ; Rasulullah, Ebu Behir, Ömer ve Osman birlikte (Ramazan) Bayram(ının) namazında bulundum. Hepsi de hutbeden önce namaz kılar, daha sonra hutbe verirlerdi. Allah’ın Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem (hutbeden)indi. Sanki ben eliyle erkekleri oturturken O’na bakıyor gibiydim. Sonra erkekleri yararak ilerledi, Niyahet Bilal ile kadınların yanına geldi. Şu ayeti okudu;’ Ey Peygamber! İnanmış kadınlar biat için gelirse Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri , zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında iftira uydurup getirmemeleri, marufta Sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat etsinler. Sende onların biatlarını al. Ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.”(Mümtehine-12) Ayetini bitirdikten sonra şöyle buyurdu:’Sizler bu şartlar üzeresiniz.’
İmam Nevevi bu konu hakkında ki hadislerin şerhinde şöyle diyor: ‘Kadınlara gelince, ipek elbiseler giymek ve ipeğin bütün çeşitleri onlara mubahtır. Altın yüzükler, altından ve gümüşten her türlü takı da onlara helaldir. Bu hususta evli ve evli olmayan, genç ile yaşlı ve zengin ile fakir kadınlar arasında fark yoktur. Zikretmiş olduğumuz ipeğin erkeklere haram olması, kadınlara mubah olması konusu, bizim mezhebimiz ve alimlerin kahid ekseriyetinin mezhebidir.’
Ben derim ki diğer ‘sünen’ sahipleri de aynı şekilde davranarak kadınların halka şeklindeki altını kullanmalarının mubah olduğuna dair delilleri zikretmişlerdir.
Hz. Aişe’nin rivayet ettiği bir hadis şöyledir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Necaşi’nin yanından bir süs eşyası geldi. Necaşi bunu O’na hediye etmişti. Bu eşyaların içinde altından bir yüzük de vardı. Bu yüzüğün taşı Habeşi idi.’ Dedi ki: ‘Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bundan yüz çevirerek bir çubuk ile veya bazı parmakları ile bu yüzüğü aldı, sonra da kızı Zeyneb’in kızı olan Ebu’l-As’ın kızı Umame’yi çağırdı ve şöyle buyurdu:’Yavrucuğum, takı olarak kullan.'(Ebu Davud,4235)
Eğer uzatmaktan korkmasaydık, diğer delilleri de zikrederdik.(Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyen, Şeyh Mustafa el-Adevi’nin “Camiu Ahkami’n-Nisa(4/434) isimli kitabına baksın. Biz de bu konuda ondan istifade ettik.)

On Müfessirin Kaleminden Hanımlara Özel Tefsir/İmad Zeki el-Barudi

Paylaş:
Yorum Yok

Yorum Bırak